18.08.2019 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Gelir eşitsizliği nedir? Dünyada ve Türkiye’de gelir eşitsizliği neden artıyor?

Gelir eşitsizliği nedir? Dünyada ve Türkiye’de gelir eşitsizliği neden artıyor?

Ekonomik eşitsizlik giderek büyüyor. Daha çok gelir adaletsizliği yada gelir eşitsizliği olarak bilinen toplum sorunu, insanlarda sadece ruhsal sorunlara neden olmuyor. Yapılan son araştırmalar gelir eşitsizliği, insanı yavaş yavaş öldürüyor. Gelir eşitsizliğinin insan üzerindeki etkilerini anlatmadan önce ne demek olduğunu, dünyadaki gelir eşitsizliğinin ne hale geldiğini ve nereye doğru gittiğini kısaca açıklayacağız. Ayrıca Türkiye’deki yoksulluk sınırı nedir? Açlık sınırı nedir? sorularının da cevabını bulabileceksiniz.


Gelir eşitsizliği nedir?

Toplumlarda ekonomik eşitsizlik, insan üzerinde büyük biyolojik ve fizyolojik yıkımlar yarattığını ortaya koyan yeni araştırmalar dehşet verici.

Beynin fizyolojisini bozuyor, kronik iltihaplanma yaratıyor, kromozlarda yaşlanmayı hızlandırıyor..

Düşük sosyo-ekonomik durum, dikkati dağıtan ve tüketen kronik finansal endişeler yaratıyor. Bu da zihninizden vücudunuzun diğer bölgelerine kadar oldukça olumsuz etkilere sebep oluyor. Erken yaşlanıyor, daha çok hasta oluyorsunuz. Ekonomik eşitsizlik, sizi günbegün öldürüyor.

Gelir eşitsizliğinin büyüme nedenlerinden biri Küreselleşme yada söylemesine çekindiğimiz Kapitalizm’dir. Büyük balık her zaman küçük balığı yutar sistemi.

Küreselleşme ile sadece ülkeler arası değil hemde ülke içinde dağılan gelir payları da etkilenmiştir. Kapitalist sistem adı verilen bu sistemde zenginler daha zengin, fakirler ise daha fakir hale gelmektedir.

Parayı kazanan kişinin, kendine 0 parayı kazandıran kişilerle arasındaki uçurum giderek açılıyor. Gelir eşitsizliği aslında rakamla anlatmak daha kolay.

OXFAM’a göre dünyadaki %1’lik kesim, geride kalan %99 ile aynı servete sahip.

Buna karşın bütün insanların eşit yaratıldığı söyleniyor.

Bu görüş, özellikle Batı toplumları tarafından özellikle benimsenip empoze ediliyor.

Ancak bu doğru değil. Eşit yaratıldıysak bile doğar doğmaz sınıflara ayrıldık.

Zira yaşadığımız dünyada eşit fırsatlara ve kaynaklara sahip olmadığımız gün gibi ortada.

Öyle ki dünyada en zengin 8 insanın sahip olduğu servet, fakir nüfusun %50’sinin servetine denk geliyor.

Bir başka benzer veri de ABD’den; 1976’da ülkenin en zengin yüzde 1’i, toplam servetin yüzde 9’una sahipken bu rakam bugün yüzde 24’e fırlamış durumda.

Bu dengesizlik sadece ABD değil dünya geneli için geçerli. Bunun karşılığı da su, gıda, eğitim ve sağlık gibi alanlarda büyük bir fırsat eşitsizliği demek.

Zengin, fakirden alarak daha çok zenginleştikçe, Türkiye’de “orta direk” olarak adlandırdığımız, dünya genelinde de orta gelir elde eden kesim, gün geçtikçe fakirlik sınırına hatta altına altına çekiliyor.

Kapitalizm tüm dünyada giderek artıyor

Kapitalizm tüm dünyada giderek artıyor


Yoksulluk sınırı nedir? Açlık sınırı nedir?

Türkiye açısından konuşacak olursak TÜRK-İŞ araştırmasının 2019 Şubat ayı sonucuna göre; dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2 bin 28 lira 84 kuruş. (2.028,84 TL)

Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 6 bin 608 lira 60 kuruş. (6.608,60 TL)

Bir başka deyişle, evinize 6.600 TL’nin altında para giriyorsa açık bir şekilde yoksulsunuz. Evli olmayan-çocuksuz bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 2 bin 478 lira 33 kuruş. (2.478,33 TL)

Peki asgari ücret nedir? 2.020 TL. Döviz cinsinden söyleyecek olursak 370 dolar.

3. dünya ülkeleri dediğimiz ülkelerde de buna yakın ve hatta altında seyreden rakamlar söz konusu.

Artan eşitsizliğin getirdiği düşük sosyo-ekonomik durumun en kritik sonuçlarından biri sağlık problemleri olarak karşımıza çıkıyor. Zira sağlık hizmetlerine daha az erişim ve hastalığa yatkın mahallelerde yaşamanın doğal bir sonucu bu.

Ancak sosyo-ekonomik eşitsizlik ve sağlıksız yaşam arasındaki bağlantının, temel sağlık hizmetlerine yetersiz erişim ve kötü şartlar içinde yaşamanın çok ötesinde anlamları var.

San Francisco’daki Kaliforniya Üniversitesi’nden Psikolog Nancy Adler ve meslektaşlarının yaptığı bir araştırma, fakir hissetmek, sağlığınız kötü olmasa bile sizi yıpratıyor ve ortaya çıkan stres faktörüyle birlikte sizi birtakım hastalıklara hazırlıyor.

Temel olarak, daha eşitsiz toplumlarda daha kötü yaşam kalitesi söz konusu; daha fazla eşitsizlik ile cinayet dahil daha yüksek suç oranları ve daha yüksek haksızlık oranları öngörülüyor.

Okullarda zorbalık, daha genç hamilelik ve daha düşük okuryazarlık oranları artış gösteriyor. Daha fazla psikiyatrik problem, alkolizm ve uyuşturucu kullanımı ve daha düşük mutluluk seviyelerinin yanı sıra daha az sosyal hareketlilik söz konusu oluyor.

Bu acımasız tablo, eşitsizlik arttığında, toplum sağlığının topyekûn zarar gördüğünü gösteriyor.



Ayrıca bakınız

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ