20.10.2018 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı? Sözün kesilmesi nasıl engellenebilir?

Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı? Sözün kesilmesi nasıl engellenebilir?

Halk dilinde söz arasına giren yada söz kesme, lafa karışmak yada her lafa maydanoz olmak gibi bir deyimle tabir edilmektedir. Hatta kimi insan bu yüzden bir çok kez kavga bile etmiştir yada birbirine küsmüştür. Peki bu kadar can sıkıcı ve kötü karşılanmasına rağmen birçok insan neden söz keser? Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı? Neden söz arasına girilir yada söz kesilir? Erkekler mi daha çok söz keser yoksa kadınlar mı? Sürekli araya girip, sözünüzü kesen insanlar canınızı mı sıkıyor? Sözün kesilmesi nasıl engellenebilir? Bu yazımızda bu soruların cevabını bilimsel olarak vermeye çalışacağız.


Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı?

Söz kesmek, toplumda kötü davranışlar listesinin içine girmektedir. Fakat Söz kesmenin iki şekli vardır. Biri uyumu güçlendirmek, konuya müdahil olduğunu göstermek için yapılan “iyi niyetli” söz kesmeler, diğeri ise müdahaleci söz kesmeler. Bu ikincisi kişiler arası ilişkide hakimiyet, üstünlük kurma niyetini yansıtır

Söz kesme arkasındaki motivasyona göre farklı amaç ve sonucu olan bir davranış. Önce söz kesmenin müdahaleci yani hükmedici ve girici bir tarzda mı yoksa iletişim kurallarına uygun olarak işbirliği ve iletişimi güçlendirmek amacıyla mı yapıldığına bakılmalı. Geri bildirim vermek, uyumu güçlendirmek, bir yanlışı düzeltmek ya da konuya müdahil olduğunu göstermek için yapılan “iyi niyetli” söz kesmeler genellikle iletişimi güçlendirme motivasyonuyla yapılır.

Müdahaleci söz kesme ise kişilerarası ilişkide hâkimiyet, üstünlük kurma, yani baskın olma motivasyonunu yansıtır.


Güçlü olan kişiler müdahale etmek için söz keser!

Hakimiyet söz konusu olunca doğal olarak güç ve iktidar ilişkisi devreye girer. Özellikle, güç mesafesinin yüksek olduğu (güçsüz kişilerin toplumda gücün adaletsiz dağılımını ve yüksek statü farkını normal görmesi), dikey toplulukçu (kişiler arası mesafe ve sınırın düşük ama ilişkilerin hiyerarşik olması) ve toplumsal cinsiyet rollerinin keskin olduğu kültürlerde güçlü olanın sözü kesmesi normal kabul edilir. Bu da genellikle erkektir.

Sözü kesilen güçsüzün itaat etmesi ve eşitsizliği meşru görmesi beklenir. Zaten taraflar böyle görür ve iletişimde beklenen rollerini oynarlar. Kendisinde söz kesme hakkı gören baskın taraf konuşulacak konuya ve iletişimin gidişatına karar verirken, sözü kesilen taraf etkisiz eleman olarak rol mankeni görevini üstlenir.

Ancak, tarafların güçleri eşit ya da dengeli ise söz kesme dikkat çeker, farkındalık bilinç düzeyine yükselir ve sözü kesilen eşitsizliğe itiraz eder. Sohbetin tadı kaçsa da eşit “değiş tokuş normunda” anlaşıp iletişime (soğuk dille) ya da monoloğa devam edilir.

Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı? Sözün kesilmesi nasıl engellenebilir? | Erkekler kadınlara söz kesmede baskınlık yapıyor

Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı? Sözün kesilmesi nasıl engellenebilir? | Erkekler kadınlara söz kesmede baskınlık yapıyor


Türkçe dilin yapısı da söz kesilmesine elverişli

Biraz da dilin yapısı iletişimde söz kesmeyi ve baskınlığı kolaylaştırır. Örneğin, Türkçede hiyerarşik baskınlık rolünü kolaylaştıran bir kural kimin kime “siz” ya da “sen” diyebildiğidir. Taraflardan birisi diğerine doğrudan “sen” dilini kullanırken, diğer taraf “sen” demekte zorlanıyor ya da “sizden” “sene” geçemiyorsa çoğunlukla egemenliğini kaptırmış demektir!

Genellikle erkekler “sene” kolay geçerek hakimiyet savaşına erken girerler. Bu sözel olmayan iletişim için de geçerlidir. Özellikle karşı cinsle ikili sohbetlerde çok sık rastlanan bir durumdur, erkek hem ses tonu, duruşu ile mekânı ve sohbeti domine eder hem de bazen konuşma sırasında diğer tarafa dokunarak gücün kendinde olduğu mesajını verir.

Toplumsal cinsiyet rolleri neredeyse norm olarak kabul edilen bilinçaltı kalıp yargılara dayandığı için kimse bu asimetrik durumu fark etmez. Kadınların çok konuşan olarak algılanmasına dayanan önyargı da kadınların (bilimsel olarak göstermiş olan) sözel becerilerdeki üstünlüğünden değil, kendini ifade ettiğinde cinsiyet rollerine aykırı davranıyormuş gibi algılanmasından kaynaklanır.

Araştırmalarda hem kadınların hem de erkeklerin sözü kesenin kadın olduğunda iletişim kuralını bozan olarak kişi olarak algılanırken, erkek olduğunda bu şekilde algılanmadığı gösteriyor. Bir de cinsiyeti fark etmez, bazı kişilik özellikleri nedeniyle sürekli söz kesenler vardır. Bunların başında hep ilgiyi kendilerine çekmek isteyen narsistler gelir. Kendi yazsın, kendisi oynasın, herkes de ona hayran kalsın isterler. O yüzden başkasının konuşmasını rol çalmak olarak görür ve hemen araya girerler. Duymuşsunuzdur, “narsist” yazar arkadaşına kendisini övüp dururken çok konuştuğunu fark eder ve “yav hep benden konuştuk, biraz da senden konuşalım, son yazdığım kitap hakkında ne düşünüyorsun?” der!

Sohbet ettikleri kişilerin sadece “hınk deyici” olmaları isteyen narsistler bir de statü olarak güçlü taraftaysa vay dinleyenin haline!

Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı? Sözün kesilmesi nasıl engellenebilir? | İş hayatında hemen hemen her gün konuşmanız kesilebilir

Söz kesme psikolojik bir rahatsızlık mı? Sözün kesilmesi nasıl engellenebilir? | İş hayatında hemen hemen her gün konuşmanız kesilebilir


Toplumda dinlemek konuşmaktan daha zor!

Dinlemek hele aktif dinleyebilmek konuşmaktan zor. Kendisini çok yukarıda görenler, gücü elinde bulunduranlar ve narsistler karşısındakinin perspektifini almakta zorlanırlar. Kendini aşağıda algılayan ise ağzından çıkanın otorite tarafından nasıl anlaşılacağı düşünmekten, sürekli otosansür yapmaktan bazen ne konuştuğunu bile unutur, yanlış anlaşılacağım korkusundan lafı bitiremez, bu yüzden de sözü kolay kesilir. Bir narsistle sohbet etmenin en kolay yolu her dediğini dinlemektir!

Eğer sizin de sözünüz varsa, hele bu narsistin görüşüne karşıysa, sözünüzün kesilmesi, sonrasında başınıza geleceklerin yanında hiç sayılır!


Sürekli araya girip, sözünüzü kesen insanlar canınızı mı sıkıyor?

Bilim insanları, sözü kesmenin ardındaki şaşırtıcı nedenleri ve insanların buna nasıl karşı koyabilecekleri konusuna bir açıklık getiriyor.

Bir sohbetin tam ortasında, ya da anlattığınız gülünç bir fıkranın en can alıcı noktasında birilerinin araya girip konuşmanızı kestiğine hepimiz sıklıkla tanık olmuşuzdur. Bu gibi durumlarda ortaya atılıp öfkeyle ağzınızda gevelediğiniz birkaç sözcükle fıkranın sonunu getirmeye çalışabilir, ya da araya giren kişi sohbeti sürdürürken sessizce iç çekmekle yetinirsiniz. Ancak olan olmuş, sohbetin tadı bir anda kaçmıştır.

Sözü kesme ile cinsiyet ve toplumsal konum arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmak amacıyla, Northwestern Üniversitesi Pritzker Hukuk Okulu’ndan Tonja Jacobi ve Dylan Schweers araştırmalarını bir anlamda ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşıdılar. Dokuz yargıcın hep birlikte ortak-laşa bir karara varmaları gereken böyle bir ortamda, bir kişinin ağırlığını ortaya koyabilme ve konuya egemen olma becerisi davanın yazgısını belirleyebilirdi.

Jacobi ile Schweers, duruşmalar sırasında verilen demeçleri belgelediklerinde, araya girip sözü kesmenin gerçekten de büyük ölçüde cinsiyete bağlı bir durum olduğuna ve kadınlar daha üst bir konumda olduklarında bile, erkeklerin çok daha sıklıkla söze girdiklerine tanık oldular. Bu süreçte erkek yargıçların kadın yargıçların sözünü üç kat daha çok kestikleri görüldü. Jacobi, kadınların mesleklerinde böylesine üst bir konuma ulaşmış olsalar bile, seslerini duyurmak için boğuşmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

Günümüz kültürü ve bilimsel araştırmalar uluslarla ilgili bir yığın genellemeyi içeriyor. İtalyanlar neşeli ve canlı sohbetleriyle tanınırlarken, Japonların her bir konuşmacının sözünü bitirdikten sonra uzun aralar verip sohbete katıldıkları belirtiliyor.

Sydney Üniversitesi’nden Nick Enfield, bir İsveçliye çay içmek isteyip istemediğini sorduğunuzda da benzer bir durumla karşılaşabileceğinize dikkat çekerek, “Etnograflara göre İskandinavlar arasında geçen sohbetlerde bir tepkinin gelmesi için bir dakika boyunca bekleyebilirsiniz” diye ekliyor. Bu basma kalıp inançların gerçekten de doğru olup olmadıklarını anlamak amacıyla, Enfield ve arkadaşları beş kıtadan 10 farklı dilde konuşan insanlar arasında geçen doğal konuşmaların kaydedildiği videoları saatlerce izlediler.

Enfield ve arkadaşlarının tüm yerleşik görüşleri altüst eden verilerinde, İngilizce konuşanların konuşma sıraları arasında 240 milisaniyelik bir sürenin geçtiğine, öte yandan Danimarkalıların yaklaşık yarım saniye bekledikleri ve Japonların da topu topu her 7 milisaniye de bir araya girdiklerine tanık olundu. Bu verilerin en şaşırtıcı yönü, ülkeler arasında göze çarpmayacak denli küçük farklılıkların olmasıydı.


Ayrıca Bakınız


Kaynaklar ve Dış Bağlantılar

  1. https://www.newscientist.com/article/mg23731680-400-the-re-al-reason-people-talk-over-you-and-what-to-do-aboutit/
  2. https://www.economist.com/blogs/prospero/2014/07/conversation- and-sex
  3. Prof. Dr. Nebi Sümer | Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Psikoloji Bölümü
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ