DOLAR 5,8945
EURO 6,5036
ALTIN 281,6
BIST 99.028
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Sisli

Ofiste uykunuz mu geliyor?

Ofiste uykunuz mu geliyor?

Artık ofisler genelde dış hava ile temas etmeyerek, enerji tasarrufu için böyle tasarlanıyor. Ofis sağlığı için dışarıdaki hava ne kadar tehlikeli ise içeride biriken kötü hava da o kadar tehlikeli. Kapalı ofis havalandırma ve Ofiste uyku hali arasındaki bağlantıyı yazımızda okuyabilirsiniz.


Ofiste uykunuz mu geliyor? Ofiste uyuklamamak için bırakın içeri taze hava girsin!

Sıkıcı toplantılar sırasında kimi zaman esnemekten kendinizi alamazsınız. Daha da beteri, gözleriniz giderek ağırlaşır ve
bu ortamda uykuya dalmamak için yoğun bir çaba harcamak zorunda kalırsınız. Uyku durumundan sıyrılıp iş arkadaşlarınızın kınayıcı bakışlarıyla karşı karşıya kaldığınızda, suçu içinde bulunduğunuz odaya atmayı deneyin.

Gerçek şu ki, yapılar insanlara uyku veriyor. Harvard Üniversitesi’nden Joseph Allen, “Son 40 yıldır hava geçirmeyen ofisler oluşturmak suretiyle enerjiden tasarruf etmeye çalışıyoruz. Ne var ki, bu türde havayı sızdırmayan ofisler çalışanlar üzerinde birtakım olumsuz etkiler yaratıyor” diyor.

Aslında ofiste havalandırma düzeyi azaldıkça, içeride biriken kokuların ve zararlı kimyasalların oranı da artıyor. Ofis sağlığı için de yeterince havalandırılamayan iş yerlerinde karbondioksit düzeyi milyonda 2500 parçaya dek ulaşabiliyor. Bu da, açık havadaki oranın altı katına eşit bir karbondioksit yoğunluğu anlamına geliyor.

Bu durum insanları yalnızca bitkin düşürmekle kalmayıp, aynı zamanda baş ağrısına ve solunum yollarında birtakım sorunlara da neden oluyor.

Allen ve arkadaşları yaptıkları denetimli deneyler kapsamında çalışanları karbondioksit düzeylerinin günbegün değiştirildiği bir ofise yerleştirerek onların bilgi toplama becerilerini, dikkat düzeylerini ve kriz yönetme yeteneklerini ölçtüler.

Sonuçta, karbondioksit yoğunluğu kapalı ortamlardaki alışılagelmiş düzeyin yarısına indirildiğinde, çalışanların verimliliğinde yüzde 15 oranında bir artış sağlandığına tanık olundu.


Pencereleri sık sık açın

İş yerinizde hava geçirmeyen pencereler varsa, çalışanlar için tek çözüm iyi bir ofis havalandırma sistemi olabilir. Bu da olmazsa, içeriye oksijen girmesini sağlamak için pencereleri belirli aralıklarla açmayı deneyin.

Soğuğa duyarlı olan çalışma arkadaşlarınız camların açılmasına karşı çıkıyorsa, bunun onların da yararına bir çözüm olduğunu söyleyin. Özellikle işyeri havalandırma sağlık için ne kadar önemli olduğunu hatırlatın.

Camı açtığınızda dışarıya bakmayı da unutmayın. Carnegie Mellon Üniversitesi’nden mimar Vivian Loftness,“İnsan gözü sık sık alıştırma yapmaya gereksinim duyan bir organdır. Bakışlarınızı önce uzağa, sonra yakına ve yeniden uzağa odaklamak gözlerinize iyi gelecektir” diyor.

Loftness, çok uzun süre bilgisayar ekranına bakmanın göz kaslarının sertleşmesine ve çalışanların kendilerini daha da yorgun hissetmelerine neden olacağına dikkat çekiyor.

Ayrıca, gün ışığına çıkmak melatonin hormonu dengelenmesine yardımcı oluyor. Bu da, kişinin gün boyunca uyanık kalmasına ve gece derin bir uyku çekmesine olanak tanıyor. Çalışanların toplantı salonunda uykuya dalmak gibi yüz kızartıcı bir durumdan kaçınmalarının tek yolu da, geceleri güzel bir uyku çekmekten geçiyor.



Ayrıca bakınız

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.