24.04.2018 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir?

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir?

Tarih kaynaklarına baktığımızda dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’un Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde ciddi afetlerle karşılaşmıştır. Bu afetlerin içinde sel, yangın, depremin yanında salgın hastalıklarla yüzbinlerce kişi ölmüştür. Tarihin belli dönemlerinde oluşan yangınların İstanbul’daki yerleşimi defalarca yok etmiştir. 2000 yılı öncesi İstanbul tarihinde merkez olarak yaşanan yerlerin hep aynı yerlerde sorun olmasına rağmen, o zamanların yönetim anlayışı maalesef bunu düşünememiştir. İstanbul’da yaşanan afetleri ve felaketlerini araştırarak yazı dizimizi 3 ana başlık altında sizlere sunacağız. Bu yazımız da Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hakkında bilgi vereceğiz.


Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir?

İstanbul tarihi gerçekten bir drama benzemektedir. O kadar çok felaket içinde sizlere en etkili ve en büyük 9 felaketden bahsedeceğiz. Bu felaketlerde yaşanan mal ve can kayıplarını yazımızda bulabileceksiniz.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | İstanbul tarihinde en çok yangın görülen yerler daha çok yerleşimin toplandığı sarayın çevresindeki surların içerisinde kalan yerleşim birimleri olarak görülmekte

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | İstanbul tarihinde en çok yangın görülen yerler daha çok yerleşimin toplandığı sarayın çevresindeki surların içerisinde kalan yerleşim birimleri olarak görülmekte


1. Büyük Cibali Yangını (2 Eylül 1633)

İstanbul tarihinin en büyük yangınlarından biri olan ilk Cibali yangını 2 Eylül 1633 tarihinde,  kalafatçı dükkanında başlayarak etrafa yayılmış ve 3 gün boyunca devam ederek şehrin önemli bir kısmının yok etmiştir. Bir Gemi kalafatlanırken yakılan ateşin şiddetli Poyrazın esmesi ile devasa olarak büyüyerek önce civardaki kayıkhaneleri tutuşturmuş sonrasında evden eve sokaktan sokağa mahalleden mahalleye atlayarak Küçük Mustafa Paşa Çarşısı, Zeyrek, Unkapanı, Atpazarı, Aşıkpaşa, Fatih, Küçük Karaman ve Büyük Karaman semtlerini yani İstanbul’un önemli bir kısmını harabeye çevirmiştir. Başka bir ifade ile Suriçi olarak bilinen ve  İstanbul’un beşte birinin barındığı  bu yerlerde yerleşim bitmiştir. Binden fazla evi yanmıştır.

Bu afetin aslında tarihte daha ayrı bir önemi daha var. Osmanlı Döneminin padişahı 4. Murat’ın o yıllarda İstanbul’da asayişsizlik nedeniyle yaşanan kargaşa dönemini bu yangını kılıf ederek koyduğu şiddetli yasaklarla sona erdirdiği söylenir. Yangının ne şekilde başladığı iyi bilindiği halde padişah yangına tiryakilerin sebep olduğu gerekçesiyle tütünü yasaklamış, şehrin asayişini bozan ve öteden beri işsiz güçsüz serserilerin barınağı haline gelen kahvehaneleri ve meyhaneleri kapattırmıştır. Evlerinden olan insanlar kahvelere sığındığından bu tip mekanlarda önemli miktarlarda kalabalık oluşmuş ve padişah buralarda bir fitne doğar diye bu tip mekanları müsaade etmeyerek devrin şartlarına göre gayet makul bir yol izlemiştir.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Cibali yangını fotoğrafları

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Cibali yangını temsili resim


2. Sel felaketi (20 Eylül 1653)

İstanbul, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde nadiren de olsa büyük sel felaketleri yaşamıştır. Bunlardan Kanuni Sultan Süleyman’ın ölüm tehlikesi atlattığı sel, bu tip afetler arasında hakkında malumat bulunan ender olaylardandır. Tarihteki kayıtlara baktığımızda, Kanuni Sultan Süleyman, Halkalı Deresi civarında avlanırken aniden yağış başlayınca Yeşilköy’deki İskender Çelebi bahçesine sığınmıştı. Gelgelelim görülmemiş bir taşkına dönen şiddetli yağmurla biriken sular padişahın bulunduğum mevkii de içine alarak Sultan’ın neredeyse canından edecekken o dönemde dünyanın en kudretli hükümdarı olan Kanuni, zor bela kurtulabilmişti. Diğer taraftan şehrin özellikle güneybatısı bu tufandan büyük zarar görmüş, köprüler yıkılmış bir çabuk camiye kiliseye yıldırım düşmüş su yolları büyük ölçüde tahrip olmuştur.


3. Balat Yangını (9 Ağustos 1721)

Balat sokaklarını bilirsiniz. Günümüzde halen ayakta olan dip dibe evleri görmüşsünüzdür. Tarihte İstanbul’da en fazla yangın afeti yaşayan semtlerden biri olmuştur. Bu kez yangın gece yarısından az sonra bu semtte başlayan bir Yahudi terzisinin Hacı İhsan Mahallesindeki dükkanında başlamıştır. Ateş yan yana bulunan ev ve dükkanlar sayesinde hızlıca büyüyerek dev bir ateşe dönüşmüştür.

Bu yangında önemli olan bir başka nokta ise Lale Devri’nin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile Sultan 3. Ahmet’in hemen yangın mahalline gelmeleri dikkat çekmiştir. Ancak sadrazamın deniz yoluyla balata gelen padişahı yangın yerinin güvenli olmadığını ikna etmesiyle, Sultan 3. Ahmet karaya çıkmayıp, yangını denizden seyrederek dua etmekle yetinmiştir. Bununla birlikte yürekli sadrazam ağlayan halkı sakinleştirmeye çalışmış yangını söndürmek de görevli yeniçerilere gayret vermek üzere çeşitli ihsanlar vaat etmiştir. Ne var ki özellikle Yahudilerin yaşadığı semtteki evler dar ve yüksek olduğundan söndürme çalışmaları pek başarılı olamamıştır. Bunun üzerine son çare olarak ateşin çevresindeki binaların yıkılması kararlaştırılır ve hemen onlarcası yıkılarak  yangın ancak söndürülebilmiştir. Balat yangını maddi hasar vermiştir. 140 kadar iş yeriyle, 100’den fazla ev ve birkaç dini yapı kül olup gitmiştir.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | İstanbul yangınlarında pekte yapacak bir şey yoktu. Çarpık yapılaşma o zamanlarda vardı

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | İstanbul yangınlarında pekte yapacak bir şey yoktu. Çarpık yapılaşma o zamanlarda vardı


4. 1833 Cibali Yangını (31 Ağustos 1833)

Birinci Cibali yangınından tam 200 sene sonra gerçekleşen İstanbul halkının büyük kısmı gene bu yangınla hüsrana uğramıştır. 31 ağustos 1833 tarihinde İstanbul’un önemli bir kısmı yine Cibali’den başlayan bir yangınla alevlere teslim olmuştur. Cibali Kapı civarındaki Tüfenkhanede başlayan yangın şiddetli rüzgarın etkisiyle korkunç bir boyut kazanarak yaklaşık 2 gün boyunca sürmüştür. Alevler bugünkü Fatih’in bulunduğu Tepe’nin Haliç’e bakan eteklerinden Üsküplü, Aşıkpaşa, Fatih Camii çevresi, Sofular Hamamı, Horhor, Kıztaşı, Akarçeşme, Saraçhane’den Vefa ve Süleymaniye’ye kadar ayrı ayrı kollarla devam etmiş önüne çıkan ne var ne yok yakıp kül etmiştir.

Eski İstanbul’a yarısını harabeye çeviren bu yangında çoğunluğu ev olmak üzere binlerce bina yok olmuştur. Bu büyük felaketten sonra Osmanlı İdaresi yangınzedelerin sıkıntılarını bir nebze olsun hafifletmek üzere harekete geçmiş, bu doğrultuda bir anda evsiz barksız kalan insanlar, kurulan çadırlarda ve bunların bir kısmı da ayakta kalan medrese ve tekke türü binalara yerleştirilmiştir.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Cibali yangını fotoğrafları

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Cibali yangını fotoğrafları


5. 1865 Hocapaşa Yangını (19 Eylül 1865)

1865 yılında temmuz ve ekim aylarında İstanbul’da başlayan Kolera salgını 30 binden fazla kişiyi öldürmüştü ama durmuyordu. 19 Eylül günü gece yarısı başlayan Hocapaşa yangını, her büyük yangında olduğu gibi rüzgarın da etkisiyle hızlıca çevreye yayılmış ertesi günün yatsı vaktine kadar devam ederek İstanbul’un kalbi de edebilecek Eminönü, Cağaloğlu, Beyazıt, Sultanahmet ve Kadırga taraflarına harabeye çevirmiştir. Harabeye çevirdiği yerlerde dikkat çeken ise bitmek bilmeyen Kolera salgını vardı. Hocapaşa yangını Kolera salgınını keserek ilk defa bir yangının hayırlı olduğunu dönemin tarihçileri söylemektedir.

Bunlardan başka ilkine göre bir başka yararlı sonucu daha olmuştur. Yangından sonra yolların düzenlenmesi ile ilgili olarak kurulan komisyonun çalışmalarıyla Divanyolu, Baba Ali ve Gedikpaşa taraflarını yeni baştan imar edilmesi sağlanmış, böylece bu mevkiler modem bir şehre kavuşmuştur.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Bir anda hiç bir şeyi kalmayan insanlar alanlarda ve meydanlarda toplanmışlar, eski İstanbullular çok çile çekmiştir

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Bir anda hiç bir şeyi kalmayan insanlar alanlarda ve meydanlarda toplanmışlar, eski İstanbullular çok çile çekmiştir


6. Beyoğlu Yangını (5 Haziran 1870)

Yangın pazar günü öğleden sonra Feridiye sokağındaki bir evde başlamıştır. Ahşap evler arasında çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle değişik yönlerde 5-6 koldan yayılmıştır. Söndürme çalışmaları olabildiğince iyi bir şekilde yürütülmesine rağmen büyük bir alanın yanması engellenememiştir. Alevler Macar’dan ve Tarlabaşından Taksim’e kadar ilerlemiş bir ucu Galatasaray Lisesi karşısındaki İstiklal Caddesi tarafına çıkmış başka bir kol Bülbülderesine inip oradan Papaz Köprüsü ile ile Emin Bey Camii civarına ve sonra Sururi Mahallesi sınırından Aynalı Çeşme’ye ve İngiliz elçiliğini de içine alarak yine Galatasaray Lisesi civarına kadar uzanmıştır. Diğer bir kol Kalyoncu Kulluğu tarafına ilerlemiş ve önünü rastlayan binalardan birçoğunun yakmıştır. Bu kolun ilerlediği alanda İtalyan Elçiliği ile kagir ve ahşap olan 500’den fazla ev ve dükkan yanmıştır.

Çoğunluğunu ev ve iş yerlerinin oluşturduğu kayıtlar arasında Otel gazino Tiyatro ve elçilik binası gibi yapılarda vardı. Dönemin 6. Belediye Dairesinin raporuna göre bu yangında toplam 3 bin bina yok olmuş çeşitli din ve milletten 28.689 kişide yangından zarar görmüştür.

Büyük yangından sonra halk arasında “Ah Beyoğlu vah Beyoğlu yandı da gitti kül oldu” şeklinde başlayan ağıtlar felaketin boyutunun bir göstergesidir o tarihlerde Beyoğlu’nda binaların çoğunluğu ahşap yapılarda oluşmaktaydı. Özellikle evlerin ekserisi bu malzemeden yapılmıştır. Bu tip evlerde oturanların alevler ulaştığı takdirde her şeylerini yok olacağını bildikleri için evlerini boşaltıp öncelikle canlarını garantiye almışlardı. Kagir binalarda oturanlar ise yapılarının kagirliğine güvenerek eşyalarına ve canlarına bir şey olmayacağını düşmüşler ve  evlerinin bodrumların sığınmak suretiyle kurtulacaklarını zannetmişlerdir. Bu yüzden Beyoğlu yangınında pek çok insan ya yanarak ya da dumandan boğularak can vermiştir.

Bu tip düşünen ve bu yangından kurutulabileceğini düşünenlerin içinde İngiliz elçisi de dahildir. Elçilik binasının kagirliğini dikkate alan İngiliz elçisi, pencereleri demir kepenk ve kapaklarla kapattığı takdirde alevleri içeri giremeyeceğini düşünmüştür. Ancak alevler tedbirleri boşa çıkarmış ve elçilik binası da tutuşmuş, elçi canını zor kurtarmıştır. Bununla birlikte yangının 3. gününün sonunda 104 kişinin cesedi ile karşılaşılmıştır.

Yangından sonra felaketzedeler Hüseyin Efendi ve Hekimoğlu bahçelerine, bazı mezarlıklara, Kasımpaşa deresine, Tatavla yani Kurtuluş taraflarına kaçıp toplanmışlardır. Hemen sonra bunlar Sultan Abdülaziz’in emriyle Taksim’deki Topçu kışlası’nın boşaltılması ile buraya yerleştirilmiştir. Ayrıca Kışlanın karşısındaki Talimhane Meydana ve Ermeni mezarlığında 2000’den fazla çadır kurulmuştur. Bu sırada afetzedelerin kullanılabilen eşyaları da bu Kışla ve çadırları nakledilmiştir. Bir taraftan da felaketzedeler için yardım kampanyaları düzenlenmiştir.

Büyük yangın 1870’den itibaren Beyoğlu’nun Taksim Galatasaray kesiminde geniş boş alanlar yaratmıştır. 1870 sonbaharında evleri yananlar, kış için kiralık ev bulma sıkıntısı çekmişlerdir. Bu nedenle de büyük bir çoğunluğu kış zamanını, yazlık evlerinde geçirmişlerdir.

Ancak Beyoğlu 1870 yılı yangınından sonra yeniden şekillendirilmiştir Abdurrahman Kılıç’ın belirttiğine göre Beyoğlu’nun yeniden yapılanması düzenli itfaiye taburlarının oluşturulması, yangın sigortasının yaygınlaştırılması, kagir binaların sayısının artması, Şişli ve Nişantaşı gibi semtlerin önem kazanması bu yangından sonra başlamıştır.

Yangından sonra yeniden yapılanma sürecinde eskisine göre çok daha kaliteli taş ve döküm demir gibi iyi malzemeden daha sağlam binalar yapılmış, cepheleri oymalı ve heykelli bina tipleri, Beyoğlu’nun hem ana caddesin hem ara sokaklarını süslemeye başlamıştır.

Bununla birlikte iki üç katlı binalar yerine çok katlı apartman türü konutlara geçilmiştir.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Beyoğlu ve etrafı yok oldu

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Beyoğlu yangını ile çevre yerleşim yok olmuştu


7. Aksaray Yangını (23 Temmuz 1911)

24 Temmuz 1908 yılında gerçekleşen 2.Meşrutiyet’in tam 3. yıl dönümünde, resmi milli bayram günü olarak, tüm halk tarafından kutlanacaktı. İstanbul halkının büyük kısmı bu Bayramı kutlamak üzere şehrin etrafındaki mesire yerlerine akın etmişti. Yangın o gün Uzunçarşı başındaki misafirhane olarak kullanılan ahşap bir apartmanın 3 katında başlamıştı. Burada kalan 2 İranlı sabah çaylarını içtikten sonra bayram eğlenceleri katılmak üzere odalarından çıkıp gitmişlerdi. Bu odada başlayan yangını, bayram sebebiyle bomboş olan apartmanda fark edecek kimse yoktu ve yakındaki çarşıda kapalıydı. Dar sokaklardaki ahşap ve bitişik nizam evler hızlıca yanmaya başladı yandan önce iki kola olarak Süleymaniye ve dökmeciler tarafıyla Mercana doğru yayılmaya başladı. Buradaki ateş sönmek üzere iken aşırı rüzgarın etkisiyle çevreye yayıldı Beyazıt ve Vezneciler çevresindeki mahalleler kül oldu. Bundan sonra ateş Aksaray’a doğru yayılmaya başlarken önüne gelen her binayı yıkıp Yenikapı’ya dayandı.

Yangın burada tekrar ikiye ayrıldı. Bunlardan biri Aksaray’a doğru ilerlerken diğeri Langa’yı sarıp Samatya’ya doğru ilerledi. Yalnızca 17 saat süren bu felakette İstanbul’un Camcıali, Balabanağa, Mollakestel, Kızıltaş, Mimarkemalettin, Fevziye, Kemalpaşa, Yakupağa, Mesihpaşa, Oruçgazi, Alembey, Gurebahüseyinağa, Kovacıdede Baklalıkemaleddin, Çobançavuş, Katipkasım ve Şeyhferhat mahalleleri tamamen yanmıştır.

Aksaray’da neredeyse hiç bir yapı ayakta kalmamıştır. Resmi verilere göre 2400 ev, 3000 dükkan, 15 fırın, 16 cami ve Mescid, 2 medrese, 3 hamam, sayısız türbe ve tekke, mektep kül olmuştur.

Yukarıda da belirtildiği gibi İstanbul ahalisinin büyük kısmı mesire yerlerinde olması, çıkan yangını görenler dehşet içinde şehre dönmeye çalışmış, mesirelerdeki vapur tren araba ve sandallara hücum etmiştir. Reşat Ekrem Koçu’nun anlatımına göre, o gün kıyamet günü örnek bir gün ve gece yaşanmıştı.

Gelelim ne kadar zarar olduğuna.Tahmin edilen maddi zararın en az 10 milyon altın olduğu, Aksaray yangında bir anda sırtındaki elbiselerinden başka hiç bir şeyi kalmayan binlerce hatta on binlerce insan ortalıkta kalakaldı. Bunun üzerinde o günlerde öncelikle kadın ve çocukların barınma ve beslenmesi için büyük mücadele verilmeye başlandı. Aynı zamanda memleketin her bir köşesinden afetzedelere yardımlar gelmeye başlarken bazı zenginler özel mülklerini bu afetzedelere açmıştır.  Birçok yerde çadırlar kurularak yangınzedelerin konaklaması sağlandı.

Aslında bu denli büyük bir yangında tespitlere göre 9 kişinin hayatını kaybetmesi bir mucizedir. Nispeten bu sonu. böylesine dehşet bir yangının sevindirici tarafıdır.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Eski İstanbulluların en belalısı Ejderha dedikleri yangınlardı

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | Eski İstanbulluların en belalısı Ejderha dedikleri yangınlardı


8. Sultanselim Yangını (13 Haziran 1918)

Sultanselim’deki Çırağı Hamza Mahallesi’ndeki bir evden çıkan yangın birçok koldan genişleyerek, birbirlerinden ayrılıp suriçindeki nice yeri mahvederek, ev, dükkan, mektep, cami, mescit ve tekke olarak toplamında 7500 binanın kül olmasına sebep olmuştur.

Yangının kollarından biri güneye doğru inerken Cibali tarafındaki tütün depolarına kadar ilerlemiş buradaki ateş o sıralar İstanbul’da bulunan Avusturya ve Alman askerlerinin gayretleriyle ancak söndürülebilmiştir. Diğer bir kol Fatih’e doğru ilerlemiş, Aksaray’a kadar inmiş, ardından Haseki ve Yenibahçe taraflarıyla Şehremini ve Kocamustafapaşa’ya kadar yayılmıştır. Buradan da bir kol yaparak Topkapı ve Davutpaşa’ya kadar ulaşmıştır.

Bu derece büyük bir yangında can kaybı olup olmadığı ile ilgili bir kayıt bulunamamaktadır. Fakat onbinlerce İstanbullunun ev ve iş yerlerinde olduğu açıktır. Evsiz kalanlar için “Hilal-i Ahmer” yani “Kızılay” bir süre 20000 kişiye yemek dağıtması yangının ne kadar büyük etkileri olduğunu ve insan sayısı ile ilgili bir fikir vermektedir.

Tarihte İstanbul'da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | İstanbul hep yangınlarla perişan olmasına rağmen yapılaşmanın aynı düzende tekrar olması çok şaşırtıcı

Tarihte İstanbul’da yaşanan en büyük afetler ve yangınlar hangileridir? | İstanbul hep yangınlarla perişan olmasına rağmen yapılaşmanın aynı düzende tekrar olması çok şaşırtıcı


9. İstanbul’u Korkutan Büyük Patlama (15 Kasım 1979)

Bu olay bazı kişilerce İslam dininde var olmayan, sahte hadislerin söylentilerinde geçen, İslam dinini toparlayıcı Mesih ve Mehdi inancının zuhur edeceğini gösteren en büyük işaretlerden biri olarak görülmekte. Kuran- Kerim’de bir çok ayette Allah’ın Peygambere defalarca söylettirdiği, gelecek hakkında bir şey bilmediğini ve peygamberinde kendisinin ne olacağını bilmediğini demesine karşılık, Muhammed peygambere ait olduğu söylenen sözde hadislerde kıyamet alametlerinden bahsetmesi ve gelecek hakkında kahinlik yapması söz konusu olabilir mi? Tabi ki olamaz ama bunu kullanan ve din adına insanları köleleştiren bir çok dinci lider bunun aksine inanıp, kıyamet alametleri ile Kuran’ı Türkçe anlamını bilmeden okuyanları, aklını kullanmayanları kendilerine mürit, şakirt gibi terimlerle kendilerine köle yapmışlardır. Bunlara göre, hadislerde geçen “Medine’de (onlara göre Arapça Medine büyük şehir anlamına gelir) geçen büyük patlama”  İstanbul’u Korkutan Büyük Patlama ile aynı olduğu, son kurtarıcı Mehdinin çıktığına dair işaret olarak görülmektedir.

5 Kasım 1979 Perşembe günü sabaha karşı tehlikeli anlamına gelen 5 kesik gemi düğünden sonra saat 5.20’de İstanbullular muhtemelen tarihinde eşi benzeri olmayan müthiş bir patlama sesiyle yataklarından kalkmıştı. Ham petrol yüklü 150 bin grostonluk Rumen tankeri Independenta ile Yunan Evriali kosterinin Haydarpaşa açıklarında çarpışmasından kaynaklanmıştır. İnsanlar önce ne olduğunu anlayamamış şehirde asayiş ile ilgili ciddi sıkıntıların olduğu bir dönem yaşandığından çoğu İstanbullu önce bunu kanunsuz bir eylem olduğunu düşünmüştü. Uzaktakiler Haydarpaşa’da denizin yandığını ve daha yakınlardakiler bunun bir deniz kazasından kaynaklı bir gemi yangını olduğundan fark etmişlerdir.

Bu arada Marmara’ya bakan çoğu Ev ve dükkanın camları kırılmıştı Haluk Özüzlü’nün ifade ettiğine göre denize yayılan ham petrol ve tanker kütür kütür bir ses çıkartarak çatlarcasına yanmış alevler gökyüzüne tırmanırken bu dehşet verici manzara içinde yangın genişleyerek denize yayılmıştı. O sırada meraklı İstanbullular Kadıköy sahilinde koşmuş, bundan dolayı da yaya ve araç trafiğinde tarifi imkansız bir yoğunluk yaşanmıştı. Güvenlik güçleri camları kırılan dükkanların yağmalanması engel olup halkın sakinleşmesi için gayret gösterirken yangını yakından görme arzusu içinde olanları engelleyememişlerdi.

Bir ay boyunca devam eden tanker yangınının 22. günü çok ilginç bir gelişme olmuştur. Gemi ambarında sıkışan ve ısınan yakıt bir kez daha, bu kez sessizce parlamış gece 22.40’da gökyüzüne yükselen dev alev topu ile aydınlanınca sanki bir anda gündüz oluvermişti. Bu aydınlanma Kadıköylüleri korkutmuş, bazı insanlar yerlere yatıp kıyametin koptuğunu düşünmüşlerdi.

Dünyanın en büyük gemi kazalarından biri olan bu faciada 95 bin ham petrol denize yayılmış ve patlamıştır. Gemilerde 51 kişi ölmüş, 3 kişi ise mucize bir şekilde kurtulmuştu.



Ayrıca Bakınız

  1. İstanbul tarihinde yaşanmış en yıkıcı depremler hangileridir?
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
    BİR YORUM YAZ