DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

İpek yolu nedir?

İpek yolu nedir?
A+
A-

Tarih’de ticaret yolları sadece para kazanmak için değil kültürel alışverişinde yolu olmuştur. Bunlardan biri de ipek yoludur. Yazımızda İpek yolu nedir? İpek yolu nasıl oluştu? İpek yolunun tarihçesi nedir? İpek yolu nereden başlar nerede biter, ipek yolunun güzergahı, ipek yolunun önemi nedir? İpek yolundaki ölümcül tehlikeler neydi? İpek yolu neden önemini kaybetti? Marco Polo kimdir? sorularının cevabı için okumaya devam edin.


İpek yolu nedir?

İsadan Önce 1. Yüzyılda Part İmparatorluğuna karşı düzenlenen seferlerde Romalılar düşmanlarının sancaklarını gördüler ve hem sağlam hem de dokunulduğunda yumuşacık olan bu alışılmadık materyal karşısında sonra öğrenecekleri ipek ile büyülenip kaldılar.

Roma aristokrasisi ipek kıyafetlerden o kadar hoşlanmışlardı ki bu kumaşa ulaşmak için yeni bir tarihi yol üzerinden erişmeye başladılar. İpek onlar için hem lüks hem de ciddi paralar kazandırıyordu. Talep arttıkça kaynağını buldular ve  binlerce kilometre uzaklardan getirme işin içine girdiler.

Çin 0 dönemin ipek üretim merkeziydi ve başkenti Çangan (şimdilerde Xi’an)‘dan çıkan konvoylar ya da kervanlar, sırtlandıkları yükleri ile dağları ve çölleri aşmakdan başka çareleri yoktu. Su sıkıntısı, kervana saldıran hırsızlar ve engelli yollar gibi sorunlarda cabasıydı.

Çin Şeddi, yol üstünde bu tip zayıf noktaları korumak için yer yer uzatılarak ve önemli yerleşkelerde askeri birlik merkezleri yapmışlardı. Bu noktaların birinden diğerine gelen tüccarlar daha fazla gitmek yerine, mal takası ve düşük karlı kısa ticaret yaparak, batıdan doğuya gitmek istemiyorlardı.

Çin’in batı sınırındaki Kaşgar bu tür kârlı merkezlerden biriydi. Çünkü Hint yarımadasından, İran’dan ve ötesinden gelen tüccarlar burada toplanarak alışveriş yapıyorlardı. Böylece tüccarların uzunca ve tehlikeli yolculuklar için bizzat çıkmaları gerekmiyordu. Böylece mallar bir zincir halinde el değiştirip, doğudan batıya doğru yoluna devam ediyordu. İpek yolu bu şekilde zincirleme şeklinde ilerliyordu.

İpek yolunun ortasındaki Partlar

Yol nihayet Part İmparatorluğuna kadar dayanmıştı. Burası, hem doğuya hem de Roma İmparatorluğu na komşu olan, ipek Yolu nun
orta kısmım işgal eden çok büyük bir ülkeydi. Batı’dan Çin mallarına artan talep patlamasını gören Partlılar, kendi topraklarında özellikle de Roma’dan ve başka yerlerden gelen Avrupah tüccarlara satılan ipeğin fiyatını yükseltmeyi başardılar.

Part İmparatorluğunun başkenti Ktesifon (diğer adıyla Tizpon) böylece önemli bir ticaret merkezi olmaya başladı. Gelen mallar burada el değiştirip sonra develere yüklenerek koca kervanlarla Mezopotamya çöllerine doğru gidiyordu.

Palmira ve Şam, o zamanların ana üsleri olarak gelen ürünlerin Akdeniz’e ve Avrupa’ya dağılacağı Antakya ve Sur limanlarından önceki popüler durak noktalarındandı. Böylece ticaret yolları oluşarak, ipek yolu artık tarihi yollar üzerinde yerini alıyordu.

İpek yoluna deniz yolları ekleniyor

Tabi ki Doğu ve Batı arasındaki yollar sadece kara yolları ile değil deniz yolları da kullanılmıştır. Baharat satan tüccarlar için Hint yarımadasını aşabilen deniz yolları çok çekiciydi. Tarçın, karabiber, zencefil, muskat. safran ve diğer mallar Arap yarımadasıyla Japonya ve Filipin adaları arasındaki 15 bin kilometrelik deniz yolunu aşıp geliyordu.

Bu ticaret ürünlerin birçoğu Kızıldeniz üzerinden geçen güney rotaları aracılığıyla Akdeniz’e ulaştı ve nihayet Venedik ve Cenova gibi yoğun İtalyan ticaret merkezlerine girdi.

Kaptanlar farklı deniz seyir durumları geliştirip, gemilerde yeni gövde tasarımları ile daha da hızlanmaya başlayınca korsanlardan daha hızlı gidebilmeleri, ipek yolunda deniz yollarını kullanmak daha da tercih haline geldi.

Yüzyıllar geçtikçe ipek yolunda bu “deniz yolları” daha çok tercih edilir oldu çünkü savaşan ülkeler karayollarını zaman zaman kapatıyor ya da ticaret ambargosu uyguluyordu.

İpek yolunu, karadan kullanan seyyahlar beraberlerinde sadece ticaret malları değil, ayak bastıkları topraklara kendi kültürlerini ve hiç duyulmamış fikirler, felsefeler ve dini inanışları da getiriyordu, çoğu zaman da bu iş misyonerliğe dönerek başkalarını kendi dinlerine döndürmeye çalışıyorlardı. Budizm dininin Çin ile ilk tanışması Hindistan’a giden güney rotaları üstünden gelmişti ve benzer biçimde de, İslam ve Hıristiyanlık da ipek yolunun batı rotalarını kullanmıştı. Çok geçmeden kervan yollarında hacıları, misyonerleri, vaizleri ve kâşifleri görmek sıradan bir şey olup çıktı.

Batıdan doğuya taşınan ipek yolunda taşınan ürünler, Atlar ve biniş aletleri, üzüm başta olmak üzere meyveler, deve tipi hayvanlar ve kürkler, cam, bal, altın, gümüş, tekstil ürünleri, yün ürünleri, ateşli silahlar ve savaş zırhları.

Doğudan Batıya taşınan ürünler ise ipek, kumaş boyaları, çay ve baharat türleri (zencefil ve tarçın başta), değerli taşlar, parfümler, porselenler, fildişi, altından ve bronzdan yapılmış süs eşyaları, pirinç, kağıt, barut ve ilaçlardır.

İpek yolu nedir? İpek yolu nasıl oluştu? İpek yolunun tarihçesi

İpek yolu haritası


İpek yolu nereden başlar, nerede biterdi?

İpek yolunu karadan kullananlar

  • İpek yolunun Batı’ya açılan kapısı. Doğudan getirdiği mallarla seyahat eden tüccarların son durağı genelde Venedik ve Cenova gibi önemli İtalyan liman şehirleriydi.
  • İpek yolu üzerindeki ortadoğu imparatorlukları. Ktesifon, Şam ve Sur şehirleri; Part, Selevkos ve sonraları Sasani imparatorluklarının sınırlan içinde kalan önemli ticaret merkezleriydi.
  • İpek yolunun orta noktası. Ticaret rotasının orta noktasının bugünkü Tacikistan’ın doğu sınırı olduğu düşünülüyor. Tüccarlar burada doğu ve batı rotalarından gplen ürünleri bekliyordu.
  • İpek yolu üzerindeki çöller ve dağlar. Batıya giden iki yol, Tıan Shan (yani Tanrı Dağları) ile güneydeki tehlikeli Taklamakan Çölü’nün etrafını sarıyordu.
  • İpek yolundaki gümrük kontrolü. Dunhuang Vahası, Çinli askerlerin ülkeye giren çıkan tüm ürünleri vergilendirdiği ve kaçakçıları aradığı yerdi.
  • İpek yolunun bitiş noktası. Çangan (şimdilerde Xi’an) şehri Batı’ya yollanan ipeğin yanı sıra, metal, porselen ve çayın da merkeziydi.

İpek yolunu denizden kullananlar

  • Batıdan gelen deniz yolu. Baharat satan tüccarlar Doğu‘ya Nil Nehri ve Kızıldenız üzerinden geçılebıldığını keşfederek çöllerden ve kuzeydoğudaki dağlardan uzak durdular.
  • Arabistan yarımadasından Filipinlere doğru ve Avusturalya yönünden gelen deniz yolları. Çangan Çangan (şimdilerde Xi’an)’dan güneybatıya giden tüccarlar, geçit vermez Himalaya dağlarından uzak duruyor, mallarını deniz yoluyla taşıyıp limanlara bırakıyorlardı.

İpek yolundaki ölümcül ihracat: Kara Ölüm

Kara Ölüm adıyla da bilinen korkunç hıyarcıktı veba, 14. yüzyılda milyonlarca AvrupalIyı öldürdü. Hastalığın ticaret gemileri ve kalabalık liman kasabaları aracılığıyla yayıldığı düşünülüyordu. Ne var ki yakın tarihli araştırmalar, hastalığın suşlarının daha bile uzaklara yolculuk yapmış olabileceğini gösteriyor.

19. yüzyılda Çin’deki ölümcül veba salgınının kurbanlarını ve 14. yüzyıldaki Kara Ölüm’ün Avrupalı kurbanlarını inceleyen bilim insanları, iki hastalığın DNA’sı arasında çok çarpıcı bir benzerlik keşfettiler. Bu da vebanın İpek Yolu üzerinden doğuya gelmekle kalmayıp yüzlerce yıl uykuya yattığını, sonra da asıl Kara Ölüm’den yüzlerce yıl sonra bir başka salgına yol açtığını gösteriyor olabilir.


İpek üretimi Çinlilerden öğrenilmesive İpek yolunun öneminin düşmesi

İpek üretiminin sırrı 13. yüzyıl civarında Hıristiyan misyonerler tarafindan Avrupa’ya kaçırıldı. İki Fransisken keşişi, ipekböceğinin gizemini ve yüzlerce yıllık Çin yöntemlerini öğrenmişti.

Meşhur kâşiflerden Marco Polo’nun hikayelerinden de anlaşıldığı kadarıyla Çin’in en doğusundaki Moğol sarayına yaptığı yolculukları okuyabiliyoruz. Aslında ipek yolunun önemi de bu hikayelerden daha da iyi anlaşılmakta. İpek yolu alışverişten öte para kazanmalarının ötesinde kültürel alışverişler ile tarihte önemli bir anlam kazandı.


Meşhur kaşif Marco Polo kimdir?

1254’te zengin bir Venedikli ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Marco Polo, geç Ortaçağın en ünlü kâşiflerlndendi. Her ikisi de başarılı mücevher tüccarları olan babası Niccolo ve amcası Maffeo, 1260 ta Moğol imparatoru Kubilay Han’ın sarayına yapılan bir diplomatik göreve katıldılar ve Venedik’e 1269’da geri döndüler.

İki yıl sonra aynı yolculuğa tekrar çıkarken genç Marco’yu da yanlarına aldılar. Bu grup 1271 ile 1295 arasında İran’ı ve Asya’yı geçip Hanbahk’a (şimdiki adıyla Pekin) ve Han’ın sarayına ulaştılar.

24 yıllık gezisinden Venedlk’e döndükten kısa süre sonra Marco, Venedik’in hasmı olan Cenova şehir devletinin eline düştü ve anılarını ilk defa burada hapisteyken yazdı. Tamamlanan kitabı Marco Polo nun Seyahatleri Avrupa’nın Asya toplamlarına ve kültürüne dair İzlenimlerinin ve etkileşimlerinin detaylı olarak anlatıldığı İlk kaynaklardan.



Ayrıca bakınız

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.