19.07.2018 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Sıtma Nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri nelerdir? Korunma ve Tedavisi

Sıtma Nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri nelerdir? Korunma ve Tedavisi

Sıtma Nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri nelerdir? Korunma ve Tedavisi

Sıtma Nedir?

Sıtma Hastalığı,  Plazmodium adı verilen, tek hücreli ve hücre içi parazit ile oluşan bulaşıcı bir hastalıktır. Parazit, esas olarak, karaciğer hücrelerini ve alyuvarları tutar. İnsan kanı ile beslenen sivrisinekler tarafından, hasta ya da paraziti taşıyan insandan alınarak sağlam insanlara taşınır ve onlarda bundan sebep hastalanır.

Sıtma Hastalığı, sebep olan parazit grubu plazmodiumların, dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalıktır.Sıtma Hastalığının en göreceli belirtisi titremeyle yükselen ateştir. Teşhisi kolay, tedavisi ve korunması mümkün olan sıtma hastalığı çok eski zamanlardan günümüze gelen bir hastalıktır.

Sıtma parazitinin  meydana getirdiği 4 türü vardır. Bunlar;

  1. Vivax Sıtması, 48 saatte bir ateş ile yükselen, tehlikeli olan hastalığın en basit türüdür. Benign sıtma olarak da bilinmekte olup, Türkiye’de en çok görülen türüdür.
  2. Malaria Sıtması bir diğer adıyla Quartana sıtması, 72 saatte bir ateş çıkaran, 4 günde bir gelen etkisini gösterip, nöbete sokan az görülen bir türdür. Hindistan, Asya ve tropikal Afrika’da görülmektedir.
  3. Falsiparum Sıtması, en ölümcül türdür. Ateşleri uzun, Nöbetler gün içinde ve gün aşırı oluşur ve belirgin değildir. Tropik bölgelerde çok görüldüğü için ona Tropik sıtmada denir. Daha çok Afrika, Uzakdoğu ve Güney Amerika gibi tropik bölgelerde yaygındır. Türkiye’de yerli olarak görülmez. Ancak dışarıdan gelen kişilerde olgular halinde görülmektedir. Güneydoğu Asya’da çok görülen bu tip, en şiddetli seyreden sıtma şeklini yapar.
  4. Ovale Sıtması, 48 saatte bir ateş görülür sadece  Batı Afrika’da görülür.

Sıtma mikrobu Plazmodiler, amibe benzeyen, mikroskopta görülebilen tek hücreli parazitlerdir. Çoğalmaları iki safhada olur. Birincisi, cinsi üreme safhasıdır ve sivrisineklerde oluşur.

İkincisi, cinsi olmayan çoğalma safhasıdır ve içeride yani insan alyuvarların da meydana gelir. Enfeksiyonun kaynağı genellikle hasta bir şahıs veya belirtisiz bir taşıyıcıdır. Sıtma, sivrisineklerle bulaştığı gibi, hastalıklı kan nakli yada kullanılmış şırıngalarla da geçebilir.

İnsanda sıtma yapan parazitler, yalnızca insan vücudunda bulunur ve yaşayacağı yerde yine insandır. Başka hiç bir canlıda yaşamaz ve herhangi bir ortamda da üretilemez. Başka bir anlatımla, Sıtma parazitini taşıyan insanların bulunup tedavi edilmesi halinde parazit ve Sıtma hastalığı yeryüzünden silinebilir.

Sıtma Hastalığının Tarihçesi

Hastalığı ilk defa bildirenler Antik Mısırlılar’dır. MÖ 460-370 yıllarında Hipokrat da bataklık bölgelerde, tekrarlayan ateş ve dalak büyümesine sebep olan bu hastalığın varlığını keşfetmiş  ve 4 farklı tipini bildirmiştir.

1753 yılında Torti, ateşli hastalıklar için yazmış olduğu kitabında ilk defa ‘Malaria’ adını kullanarak diğer hastalıklardan ayırmıştır.

1894’te Manson, sıtmanın sivrisineklerle bulaştığını buldu. Eski çağlarda toplu ölüme sebep olan sıtmanın, bugün de bu tehlikesi devam etmektedir.

Rusya’da Birinci Dünya Savaşı sonrası 5 milyon sıtmalı bulunmaktaydı. Yaklaşık olarak 60 bini öldü.

1934’te Seylan’da 3 milyon Sıtma Hastasının 100 bini öldü.

Amerika kıtasında ilk salgın 1938’de Brezilya’da görüldü. 100 bin hastanın 14 bini öldü.

1942’de Mısır’da 12 bin kişiyi öldürdü. Ardından Etiyopya’da 15 bin ölü bıraktı.

1963’te Haiti’de 75 bin kişinin ölümüne neden olmuştur.

Türkiye’de sıtmayla savaş  SSYB’ye bağlı Sıtma Savaş ve Eradikasyon Teşkilatı tarafından yürütülmekteydi. Bu ciddi çalışmaların neticesi olarak 1970 yılında sıtma sayısı 1293 vakaya kadar düşmüştür. Fakat “Sıtmayı ortadan kaldırdık” fikriyle çalışmaların bir ara duraklamasıyla, 1977’den sonra enfeksiyon sayısı birden artmış ve 28.849 kişi hastalanmıştır. Bu arada DDT’ye karşı direnç kazanan anofeller, hastalığı hızla yaymışlar, 1978’de 101.742 kişi hastalanmıştır. Bu tarihten sonra sıkı bir aşılama kampanyası başlatıldı. Hastalık tamamen yok edilemedi fakat hızlı yayılması önlendi. 1981’de ise bu rakam 53.403’tür. Türkiye’de daha çok Güneydoğu Anadolu, Çukurova Bölgesinde görülmektedir.

Sıtma Nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri nelerdir? Korunma ve Tedavisi | Sıtma Mikrobunun 2. aşaması kana karışması

Sıtma Hastalığına Bakış

Sıtma Hastalığı riski halen iki milyar kişide olup, her yıl 200 milyon kişi sıtma hastalığına yakalanmaktadır. Eski hastalarla birlikte, yıllık toplam hasta sayısı hemen hemen 500 milyonu bulmaktadır. Bu hastalardan, her yıl, iki milyona yakını ölmektedir. Ölen bu insanların, bir milyonunu beş yaş altı çocuklar olduğu bilinmektedir.

Sıtma hastalığı, dünyada görülen tüm hastalıklar ve ölüm nedenleri içinde ilk sıralarda yer almaktadır.

Anadolu’daki eski medeniyetlerin çöküşünde sıtmanın önemli bir rolü olduğu bilinmektedir.

Kurtuluş Savaşı ve izleyen yıllarda, en yaygın olan hastalıkların başında sıtma gelmektedir. O yıllarda Anadolu’daki insanlar, sıtmaya yakalanıp tarladaki ekinlerini hasat edememiş ve ekinler tarlada kalmıştır. Daha sonra, sıtmaya önem ve öncelik verilmesi ile, hastalığın sayısı kontrol altına alınarak, yıllık iki ile dört bin arasında değişen sayıda hasta görülür hale gelmiştir.

Sıtma Savaş Programı’na verilen önemin azalması, Sıtma Savaş Örgütü’nün ihmal edilmesi, sağlık personelinin konuyu unutarak, duyarlılığını kaybetmesi ve sivrisineklerin ensektisitlere direnç kazanması gibi nedenlerle, 1970’li yıllardan sonra ve yaklaşık her on yılda bir, yüz binlere yaklaşan sayılarla seyreden salgınlar yaşanmaktadır.

Türkiye’de son 25 yılda en çok görülen hastalıklardan biri sıtmadır.Türkiye’de görülen sıtma türünün, hafif seyretmesi ve doğrudan hastalığa bağlı ölümler yapmaması, hastalığın önemsenmemesini göstermektedir.

Fakat öldürmeyen hastalık Sıtma doğrudan ölüm değilde, düşük, ölü doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek ve anne ölümüne yol açtığına dikkat edilmelidir.

Sıtma Nasıl Bulaşır?

Sıtmanın asıl bulaşma yolu sivrisineklerdir. ( Anofel ) Sıtma mikrobu  yada Paraziti yaşamının bir evresini sivrisinekte geçirmek zorundadır ve sivrisinek sıtma paraziti için geçici bir yerdir. Bu nedenle de, ortamda sivrisinek olmaz ise sıtma parazitinin varlığını sürdürmesi olanaksızlaşır ve hastalık ortadan kalkar.

Sıtma parazitinin geçeceği en kritik kişiler Hamile kadınlardır. Çünkü plasenta yolu ile fetüse (bebeğe) geçebilir. Ölü doğum, düşük, anne ölümlerinde gizli bir etmendir. Bu sebepten gebelerde sıtmanın daha titiz izlenmesi ve tedavi edilmesi gerekir.

Sıtma mikrobuna sahip kişilerden kan nakli, organ nakli, kullanılan alet ve şırıngalar ilede kişiden kişiye bulaşabilir. Bu tür geçişlerin, hastalığın yayılması açısından çok önemi yoktur; ancak bireysel sağlık açısından çok önemlidir. Kan ve organ nakillerinde  sıtma paraziti araştırılması ihmal edilmemelidir.

Sıtma Hastalığının Kuluçka Süresi

Sivrisineğin paraziti insana geldiği andan başlayarak, parazitin karaciğerde üremesini tamamlayıp kana dökülünceye kadar geçen süre sıtmanın kuluçka süresi olarak kabul edilir. Başka bir anlatımla, kişinin sıtma parazitini alması anından başlayarak, prodramal  yani ilk  belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre kuluçka süresidir. Bu süre, sıtma parazitinin türüne göre değişir ve ortalama 7  ile 30 gün kadardır.

Türkiye’de yerli olarak görülen Vivax Sıtma türünde, ortalama kuluçka süresi 12 ile 14 gündür. Ancak, bazı alt tiplerinde bu süre daha uzun olabilmektedir.

Sıtma ne zaman bulaşıcı olur? 

Hastalık belirtileri bulunsun ya da bulunmasın, kanında parazit taşıyan kişiler sıtmayı etrafına bulaştırırlar. Bu nedenle de, Sıtmada bulaştırıcılık süresi kişinin kanında parazit bulunduğu süre kadardır. Kişilerin kanında parazitin bulunma süresi ise, parazit türü ve tedavi durumuna göre değişir. Tedavi edilmeyen Vivax olgularında, kanda parazit varlığı, ortalama, bir buçuk yıl kadar sürer. Bazen bu süre daha uzun olup, beş yıla dek sürebilmektedir.

Sıtma Nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri nelerdir? Korunma ve Tedavisi | Sivrsineklerle mücadele edilmeli

Sıtma Hastalığının Belirtileri | Nasıl Anlaşılır?

Hastalığa yakalanan kişilerin yakınmaları, sıtmanın türüne göre, bazı farklılıklar gösterir. Tüm türlerde ortak olan belirtiler; yüksek ateş, üşüme titreme ve bol terdir. Bu belirtilere kusma ve ishal eşlik edebilir. Parazitin karaciğer hücrelerinde üremesi sırasında, genellikle, hiçbirbelirti yoktur. Kuluçka süresinin sonunda ve parazitin karaciğerden kana döküldüğü sırada, iki ile dört gün kadar süren, bir prodromal dönem geçirilir. Bu dönemde, tipik sıtma belirti ve nöbetleri yoktur. Ateş düzensiz aralıklarla yükselir düşer veya devamlıdır. Hastada halsizlik, kırıklık, iştahsızlık, baş – kas – eklem ağrıları gibi nonspesifik enfeksiyon belirtileri görülür.

Prodramal aşaması yani Karaciğerde çoğalması bitip, Kana karışma döneminde parazitin alyuvarlara yerleşmesi tamamlandıktan sonra, düzenli olarak yineleyen nöbetler dönemi başlar. Parazit türüne göre, üç ya da dört günde bir tekrarlayan klasik sıtma nöbetleri  genelde 3 aşamada görülür.

  1. Üşüme – Titreme ( soğuk ) Evresi : Hasta üşür ve titrer, dişleri birbirine vurur. Hastanın örtünmesine karşın üşüme ve titreme önlenemez.Bu evrede, cilt soluk, parmak uçları ve dudakların rengi değişir. Nabız zayıflar, tansiyon düşer. Baş ağrısı, mide bulantısı yaygın görülen belirtilerdendir. Nöbetin bu evresi yarım ile iki saat kadar sürer.
  2. Yüksek Ateş ( sıcak ) Evresi : Hastanın üşümesi titremesi kaybolur ve ateş 41 dereceye kadar yükselir. Buna bağlı olarak; hastanın yüzü kırmızı, solunumu sık, nabzı hızlı ve tansiyonu yüksektir. Genellikle huzursuzluk vardır. Nöbet 2 ile 7 saat kadar sürer.
  3. Terleme Evresi : Yüksek ateş evresi sonunda, hastanın önce başından başlayıp sonra tüm vücudunu kaplayan, yoğun bir terleme görülür.Zamanla ateş düşer ve buna bağlı belirtiler kaybolarak hasta rahatlar ve çoğunlukla uykuya dalar. Bu evre, iki dört saat kadar sürer. Evre sonunda ateş tamamen normale döner .

Bu evrelerin içinde kusma yada ishal de görülebilir. Uçuk görülebilir. Deride dökülmeler görülebilir.İdrar rengi koyulaşarak, çıkış miktarı azalır.

Sıtma yaklaşık olarak 14 defa bu nöbetleri gösterdikten sonra sessiz döneme girer. Her şey normale döner. Fakat asıl tehlike devam etmektedir. Bu yüzden bir çok kişi bu hastalığa önem vermemektedir. Hastalığın kalıcı olması özellikle Kadınlarda gebelik dönemine girerse tehlikeli sürece girmiş sayılır.

Türkiye’de görülen Vivax Sıtması, kuluçka döneminde Karaciğer’de gelişirken bir kısmı kana karışmak için harekete geçerken, diğeri sessiz bir şekilde uyur. Vücut direnci düştüğü an tekrar dolaşıma katılarak aktif olur. Uzmanlar buna Nüks durumu diyor. Genelde bu insanlar tekrarlayan aşamalarda farkında olmaz ama nöbetleri atlatır. Fakat hastalığın gizli taşıyıcılarıdır.

Türkiye’de Sıtma hastaları ilk atakta bile klasik sıtma nöbetleri görülmeyebilir. Yalnızca, iştahsızlık, halsizlik, zaman zaman hafifçe yükselen ateş, eklem, kas, baş ağrısı gibi nonspesifik enfeksiyon belirtileri vardır. Genellikle ayakta geçirilir. Hastaların gözden kaçmasının nedeni de budur.

Olası tanı Nonspesifik enfeksiyon belirtileri ya da nöbetler halinde gelen ateş, üşüme titreme iledir. Türkiye’de özellikle Strata I’de (sıtma bölgeleri) yaşayanlarda, nonspesifik enfeksiyon belirtileri gösteren herkeste ilk akla gelecek hastalık sıtma olmalıdır.

Sıtmanın kesin tanısı, periferik kanda ( kalın yaymada ) parazit görülmesi iledir. Sıtma akla gelen her hastaya kalın yayma yapılarak parazit aranmalıdır.

Sıtma Nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri nelerdir? Korunma ve Tedavisi | Afrika’da her yüz çocuktan 10’u sıtmadan ölüyor

Sıtma hangi zamanlarda çoğalır? Mevsimi var mı?

Sıtma hastalığının ya da parazitinin zaman dağılımı farklılığı yaratacak bir özelliği yoktur. Parazit hangi mevsimde alınır ise alınsın, hastalığın oluşması açısından bir fark görülmez ve kişi hastalanır. Buna karşılık, bölgede vektörlük eden, sivrisineğin yaşam özelliklerine bağlı olarak hastalığın sıklığı mevsimlere göre farklılıklar gösterir.

Türkiye’de vektörlük yapan sivrisinekler kış uykusuna yatan cinsten olup, çevre sıcaklığının belli derecelerin altına düştüğü mevsimlerde uykuya yatar. Bu nedenle de, kış aylarında sıtma bulaşması görülmez ve yeni hastalar ortaya çıkmaz. Bunun bir sonucu olarak, hasta sayıları mart ayından itibaren artmaya başlar, yaz ve sonbahar aylarında en yüksek sayılarına ulaşır. Ekim kasım ayından sonra ise olgu sayıları hızla azalır.

Özetle, sıtma Türkiye’de mevsimsel dağılım gösterir. Türkiye’de kışın görülen sıtma olguları, paraziti bulaşıcı mevsiminde alan; ancak tedavi edilmeyen ya da tedavisini tam almayan hastalardır. Paraziti bir sonraki yıla taşıyanlar da bu insanlardır. Sivrisinekler uçmadan önce bulunup tedavi edilirler ise, yerli Sıtma görülmez olur.

Tropikal bölgelerde vektörlük eden sivrisinekler, kış uykusuna yatmaz ve aktivitelerini yıl boyunca aynı sıklıkta sürdürür. Bu nedenle de, sıtma tropikal bölgelerde her mevsim ve ayda aynı sıklıkta görülür.

Sıtma Hastalığı Elverişli Yerleri | Strata Nedir?

Yeryüzünde belirli bölgelerde sık bulunan hastalık 45 derece kuzey, 40 derece güney enlemleri arasında daha fazladır. Tropik ve subtropik bölgelerin hastalığı olarakta bilinmekte. Afrika’da çocukların ölüm sebeplerinin yüzde 10’u sıtma, Türkiye’de de önemli bir sağlık problemi olup, sürekli mücadele edilmektedir.

Sıtma hastalığını taşıyan sivrisinekler, çevresel faktörlerden çok fazla etkilenir. Bu nedenle de, hastalık her yerde ve aynı sıklıkta görülmez. Sıtma savaş hizmetlerinin planlanabilmesi ve etkili bir biçimde yürütülebilmesi için,hastalığın hangi yörelerde ve ne sıklıkta görüldüğünün bilinmesine gerek vardır. Bu amaçla sıtma haritaları çıkarılır ve ülke sıtma açısından bölgelere ayrılır. Bu bölgelere Strata adı verilir. Türkiye’de de sıtma haritaları yapılmış olup, ülke dört strataya ayrılmıştır.

  • Strata I: Anamur Burnu’ndan Van Gölü’nün kuzeyine çekilen hattın güneyinde kalan bölgedir. Bu bölgede, hastalık sürekli olarak bulunmaktadır.
  • Strata II: Anamur Burnu’nun batısında kalan, diğer Akdeniz Bölgeleri ile, Ege ve Trakya bölgesinden oluşur. Bu bölgede hastalık yer yer ve zaman zaman görülmez olur. Dışarıdan parazit getirilmesi halinde salgınlar görülür. Hastalığın epidemiler halinde seyrettiği bölgedir.
  • Strata III: Genellikle İçanadolu Bölgesine denk düşer. Bu bölgede, sıtma kontrol altındadır ve genellikle yerli bulaşma görülmez. Dışarıdan parazit gelmesi halinde küçük salgın odakları oluşabilir.
  • Strata IV: Karadeniz Bölgesi ve Kuzeydoğu Anadolu illerinden oluşan bölgedir. Yerli bulaşmanın olmadığı, dolayısı ile salgınların görülmediği bölgedir. Yalnızca dışarıdan gelen hastalarda görülebilir.

Sıtma Hastalığından Nasıl Korunulur?

Sıtmadan korunma ve hastalığın kontrol altına alınmasında başlıca iki yol bilinmektedir. Bunlardan birisi, çevredeki sivrisinekleri yok etmek suretiyle alınması gereken kazanımlardır.Diğeri ise; sıtma paraziti taşıyan insanları bulup tedavi etmek suretiyle, kaynak yok etmedir.

Eskiden, sıtmayı kontrol altına alınmada en etkili ve kolay yolun sivrisinekle mücadele olduğu sanılırdı. Oysa, günümüze dek yaşanan deneyimler bunun yanlış olduğunu göstermiştir.

Bir ülke ve bölgede, sıtmayı kontrol altına almanın en etkili ve kolay yolu hastaları bularak erken tanı ve tedavisini yapmaktır. Başka bir deyişle, paraziti
kontrol altına almak ve kaynakları yok etmektir. Sivrisinek mücadelesi, kaynak yok etme çalışmalarını desteklemek amacıyla akla gelmelidir.

Kapalı hacimlerde buharlaştırmak suretiyle ( mat vb ), ya da losyon veya krem şeklinde deriye sürülerek kullanılan, sivrisinek kovucular sivrisinek insan temasını keserek etki gösteren kimyasallardır. Ancak, bunların sivrisinek kontrolünde bir yeri olmadığı gibi, sıtma kontrolünde de önemsenecek bir yeri yoktur.

Bunların kullanılmasında bazı konulara dikkat edilmesi gerekir. Mat kullanılan odanın, kapı ve pencerelerinin açık tutularak, havadaki konsantrasyonun belli miktarın üzerine çıkmaması sağlanmalı ve bu odalarda, bir yaşın altında bebek ile astımlı ve kalp yetmezliği olanlar bulunmamalıdır.

Aynı şekilde, sinek kovucu losyon ve kremler de bebeklere sürülmemelidir. Losyon ya da krem türü kovucuların etki süresi dört saat kadardır ve etkilerinden yararlanabilmek için dört saatte bir yinelenmeleri gerekir.

Sıtma Hastalığına Yakalanmış Hastaya Bakım ve Tedavi

Sıtmaya yakalanan ve belirtilerini gösteren kişilerin tedavisini yapmalıdır. Kan testi kalın yayma yapılarak ya da yaptırılarak pozitif bulunanlar dikkatli bir biçimde tedavi edilmelidir. Çünkü; Türkiye’de yerli olarak görülen sıtmada, tedaviden amaç, yalnızca kliniğin iyileştirilmesi değil aynı zamanda taşıyıcılığın ve nükslerin önlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesi için ise, 14 günlük tedavinin hiç aksatılmadan ve tam olarak uygulanması gerekir.

Sıtma geçiren kişilere, tedaviye başlandığında bir iki gün içinde tüm şikayetler kaybolur. Şikayetleri kaybolan kişilerin büyük çoğunluğu tedaviyi yarıda kesmektedir. Bu durum, hem parazitlerin tamamen yok olmamasına ve kişinin bulaştırıcılığının sürmesine hem de parazitlerin ilaçlara direnç kazanmasına neden olmaktadır.

14 günlük tedavi süreci kesinlikle doktor tarafından da izlenmelidir. Sıtma ile tedavide kullanılan ilaçlar KLORAKİN ve PRİMAKİN dir. Hastanın kesinlikle kurtulması için 14 gün tedavi alması şarttır.

Sıtma Hastalığından Korunmanın yolları nelerdir?

Sıtmayla mücadelede en önemli hususlardan birisi sivrisineklerle mücadeledir. Bunun için de en kıymetli yol anofel türlerini yok etmektir. Bu hususta dünyada geniş çaplı ilk çalışma 20.yüzyıl başlarında Küba ve Panama bölgesinde başlatılmıştır. Bu eradikasyon (kökünü kazıma) neticesinde Küba’da 1899’da binde 999 olan hasta oranı 1908’de binde 19’a düşürülmüştür. 1939’da DDT’nin kullanılmağa başlanması başarıyı daha da arttırdı. 1946 yılında Dünya Sağlık Örgütü sıtma eradikasyonunu (kökünü kazıma) geniş çaplı olarak ele almıştır.

DDT (Dichloro-diphenyl-trichloroethane) , % 5 emülsiyon şeklinde evlere, ahırlara, kümeslere, püskürtülür. Yiyecekler, içecekler korunmalıdır. Bazı tip anofeller DDT’ye karşı direnç kazanmışlardır. Bu yüzden yeni maddeler araştırılmaktadır. Bunlarla beraber bütün su birikintilerinin, bataklıkların kurutulması, nehirlerin, akarsuların düzenlenmesi gerekmektedir.

Türkiye’de sıtma eradikasyon (kökünü kazıma) çalışmaları 1926’dan bu yana ciddi surette ele alınmış ve başarı elde edilmiştir. Bu konuda 4871 sayılı kanun, çalışmaları disiplin altına almıştır. Sıtma, ihbarı mecbûri bir hastalıktır. Sıtma mücadelesini, Sıtma Savaş Dispanserleri’nde özel eğitim görmüş ekipler ücretsiz olarak yürütmektedir.

1957’den sonra Dünya Sağlık Örgütünün planlı çalışmaları ve dünya genelinde girişilen sıtma savaşı, dünyada yaygın olarak seyreden bu hastalığı, hastalığa yakalananların sayısını, ölüm oranını gün geçtikçe azaltmaktadır.

Sıtma Hakkında Bilgi Kaynakları

  • Akdur R. | Sıtma Eğitim Notları, Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü, Ankara, 1997
  • Akdur R. | Sıtma Laboratuvar Teknisyeni El Kitabı, Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü, Ankara
  • National Geographic Türkiye’de Sıtma
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
    BİR YORUM YAZ