20.09.2018 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Sınavlara nasıl çalışmalı? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu

Sınavlara nasıl çalışmalı? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu

Başarının anahtarı sürekli öğrenmektir. Öğrenmeyi sürekli haline getirebilmek için bazı ipuçlarını sizlerle paylaşacağız. Sınavlara nasıl çalışmalı? Sınava hazırlanma taktikleri nelerdir? Başarının sırrı nedir? Verimli Ders Çalışma Teknikleri nelerdir? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu nedir? Öğrenmenin sınırı var mı? Öğrenmenin yaşı var mı? Ders çalışma taktikleri ve püf noktaları nelerdir? Sürekli öğrenmek için neler yapmalı? sorularının cevabını bulabileceksiniz.


Sınavlara nasıl çalışmalı? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu

Teknolojinin ve kurumların zaman içinde değişime uğraması, bu değişikliklere uyum zorunluluğunu da beraberinde getirir. Öğrenmeyi kestiğiniz anda zaman sizi ezer geçer. Bu durumda yalnızca okulda değil, günlük yaşamda da daha etkili ve verimli bir öğrenci olmak gerekir ve bu da yaşamsal bir önem taşır. Bunun için sizlere birkaç yararlı ipucu…

Sınavlara nasıl çalışmalı? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu | Sınava hazırlanmanın püf noktalarını bilindiğinde zaman kazanılabilir

Sınavlara nasıl çalışmalı? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu | Sınava hazırlanmanın püf noktalarını bilindiğinde zaman kazanılabilir


1. Sıklık, süreden daha önemlidir

Sınavlardan önceki gün beş saat boyunca ders çalışabilirsiniz, ancak bunun yerine sınavdan önceki beş gün boyunca yalnızca günde bir saat ders çalışırsanız alacağınız sonuç çok daha iyi olacaktır.

Zihinlerimiz düzenli tekrar yoluyla öğrenme sağladığından, yalnızca bir defaya mahsus yapılan yoğun çalışma, toplam süresi ne kadar fazla olursa olsun, düzenli çalışmaya kıyasla daha az etki sağlar.

Bu nedenle ders çalışma saatlerinizin süresini değil sıklığını arttırırsanız çok daha başarılı olabilirsiniz.


2. Pasif değil, aktif bir şekilde öğrenin

Elinizdeki bir materyali okurken yalnızca verilen bilgilere odaklanmak yerine okuduklarınızı sorgulayın. Yapılacak değişikliklerin ne gibi farklı sonuçlar doğuracağını düşünün. Örneğin Proje Yönetimi üzerine çalışıyorsanız ve başarısız olmuş bir proje hakkında bir makale okuyorsanız, böyle bir durumda siz olsaydınız ne yapardınız diye düşünün.

Aktif öğrenmenin en uç örneği, okuduğunuz makalenin yazarıyla irtibata geçip sorularınızı sormak veya yorum yapıpönerilerinizi sunmaktır. Cevap alacağınız elbette kesin değildir ancak çabalarınız, öğrenme sürecinize katkı sağlayacaktır.


3. Kişisel bir bağlantı bulmaya çalışın

Okuduğunuz materyalde kendi hayatınıza ilişkin bir bağlantı bulmanız durumunda edindiğiniz bilgileri hatırlamanız daha kolay olur ve daha etkili bir öğrenme sağlarsınız. Örneğin İş Hukuku dersini çalışıyorsunuz. Konu emre dava engeli..Bu kavramın ne anlama geldiğini öğrenmek için şöyle bir örnekle bağlantı kurabilirsiniz.

Ankara’ya gideceksiniz. Size uygun bir tarihte ucuz bir uçak bileti bulmuşsunuz. Tam yer ayırtırken kardeşiniz o tarihlerde Ankara’ya arabayla gideceğini ve sizi de götürebileceğini söylüyor. Ancak son anda gitmekten vazgeçiyor ve siz birkaç misli ücrete yeni bir uçak bileti almak zorunda kalıyorsunuz.


4. Mevcut bilgilerinizden faydalanın

Yeni bir kavram öğrenmeye çalışırken bu kavram ile zaten bildiğiniz başka bir konu arasında bağlantı kurmaya çalışın. Böylece anlama süreciniz kolaylaşacak, önceden öğrenmiş olduğunuz bilgiler sayesinde yeni kavramları daha rahat öğrenecek ve hatırlayacaksınız.

Örneğin mesleğe yeni atılmış bir mali analistsiniz ve ağ güvenliği konusunda bilgi edinmek istiyorsunuz. Firewall’lar konusunda araştırma yaparken veznedar ile arasında analoji kurabilirsiniz. Veya bir şirketin finansal verilerini düzenliyorsunuz. Bu konuda iPod’unuzdaki şarkı listenizi oluşturma yönteminden yararlanabilirsiniz.


5. Öğrendiklerinizi kullanın

Bilgilerinizi kalıcı hale getirmek için bu bilgileri uygulamaya dökmeniz gerekir. Öğrendiğiniz bilgileri kullanacağınız bir göreve atanmadıysanız, bu konuyu işvereninizle görüşün. Böyle bir projede çalışmak üzere gönüllü de olabilirsiniz.

Bilgilerinizi uygulamanız, bunu bir birikim haline getirecek, görünürlüğünüzü arttıracaktır.


6. Öğrendiklerinizi öğretin

Bir konuya hakim olmanın en iyi yolu, o konuyu başkalarına öğretmektir, çünkü öğretebilmek için hem konuyu çok iyi bilmeniz, hem de bildiklerinizi açıklayabilmeniz gerekir.

Anlatacağınız konulara çalışırken bilgilerinizi tazelemeniz gereken noktaları da fark edersiniz.

Ayrıca öğretme esnasında karşılaşacağınız sorular, sizi bu konu üzerine daha ayrıntılı düşünmeye itebilir.


7. Çalışmalarınızı bilgili kişilere inceletin

“Pratik mükemmelleştirir,” derler. Aslına bakarsanız sizi izleyen ve düzelten biri yoksa, pratik yapmak mükemmelliğe değil kalıcı hatalara yol açabilir.

Arada bir çalışmakta olduğunuz konuyu iyi bilen birine danışmanız durumunda bu kişi, yanlış öğrendiğiniz bilgileri düzeltebilir ve size konu hakkında önerilerde bulunabilir.


8. Kendinize en gerçekçi hedefi belirleyin

Kendinize hedefler koyar ve bu hedefleri bir kâğıda dökerseniz, öğrenmekte olduğunuz konuya hâkim olmanız çok daha kolaylaşır.

Cesaretinizin kırılmaması için kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bu hedeflere ulaşmak için elinizden geleni yapın.

Ulaştığınız her hedefin üstünü çizin ve yolunuza devam edin.


9. Yalnızca okumayın, notlar alın

Not almak, öğrenmeyi aktif hale getirir. Yazmak, çalışmakta olduğunuz materyali pekiştirir, böylece sorularınızı ve hatta yazara katılmadığınız noktaları vurgulamanızı ve aklınızda tutmanızı kolaylaştırır. Bu da, yalnızca okuyarak öğrenmeye göre daha fazla bilgiyi, daha uzun süre bellekte saklayabilmek anlamına gelir.


10. Öğrendiğiniz konu hakkında yazın

Öğrendiğiniz bir konu hakkında yazı yazmak, o konuyu öğretmeye benzemekle beraber aradaki fark, canlı olarak etkileşime geçebileceğiniz öğrencilerinizin yanınızda olmamasıdır.

Yazma işlemi, bilgilerinizi doğrulamanızı sağlar. Ayrıca başarılı bir yazı, size mesleki görünürlük kazandıracağı gibi para kazanma yolları da açabilir. Ne de olsa adınızın basıldığını görmekten daha güzeli yoktur.


11. iPod’unuzu kullanın!

iPod’unuz, müzikten çok daha fazlasını çalabilir. Örneğin ders kayıtları gibi. Çalıştığınız konu hakkında iTunes mağazasından podcast dosyaları satın alarak veya CD formatındaki belgeleri iPod formatına çevirerek yolculuk sırasında veya sıra beklerken bir yandan da ders çalışabilirsiniz.

Sınavlara nasıl çalışmalı? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu | Görsel eğitim almak öğrenmeyi hızlandırır

Sınavlara nasıl çalışmalı? Daha verimli ve etkili öğrenmek için 11 ipucu | Görsel eğitim almak öğrenmeyi hızlandırır


Öğrenmenin yaşı var mı? Öğrenmenin sınırı var mı?

Öğrenmenin ne yaşı var ne de sınırı var. Yeter ki sürekli öğrenmeden vazgeçmemek gerekir. Sürekli öğrenen birer makine haline gelmek için üç önemli kuralı tek tek açıklayalım.

1. Tek bir konu ile kendinizi sınırlamayın…Pek çok alanda bilgi sahibi olun

Konuya bir soru ile girelim. Leonardo da Vinci’yi düşündüğünüzde aklınıza hangi sözcük gelir? Ressam? Bilim insanı? Yazar? Mucit? Mimar? Da Vinci bunların hepsidir. O bir “Rönesans insanıdır”; bütün bu disiplinleri kendi bünyesinde toplar Disiplinler arasında dolaşır; hiçbirinde tam olarak uzmanlaşmaz ve bizleri kalıplar halinde düşünmekten alıkoyar.

Bir kere ilk kural, öğrendiklerimizi tek bir konu etrafında sınırlamaya çalışmamaktır. Steve Jobs bir açıklamasında Apple ürünlerinin estetik açıdan niçin bu kadar çekici olduğunu şöyle açıklamıştır: “Ben öğrenciyken kaligrafi dersi almıştım. Orada öğrendiğim estetik alışkanlığını ürünlerimize yansıtmaya çalıştım.”

Önemsiz saydığımız pek çok konuda öğrendiklerimiz çalışma hayatımızda bize yol gösterir. Öğrendiğimiz her şey bir gün gelir işe yarar. Örneğin adını bile bilmediğiniz yiyecekleri tatmaktan çekinmeyin; yabancı bir dilden 50 sözcük öğrenin;her gün birlikte olduğunuz insanların dışında farklı insanlarla tanışın; bir şiir ezberleyin; müzik notası okumayı öğrenin; hiç tanımadığınız bir kentte kaybolun; bazı projelerde gönüllü olarak çalışın; o güne dek okumadığınız türde bir kitap okuyun; bazı günler TV’yi hiç açmayın; değişik türde bir müzik parçası dinleyin.

Başka bir deyişle kendi güvenli bölgenizin dışınaçıkın, çünkü öğrenme hiç beklenmedik ve gizemli bir şekilde olur.


2. Hatalar başarının bir parçasıdır; eğer ders çıkartmasını biliyorsak

Başarının anahtar öğesi başarısızlıklar ve yanılgılardır. Eğer hatalardan ders çıkartmasını biliyorsak. Yaşamımız boyunca çok başarılı hatalar yaparız. İlk başta bizleri umutsuzluğa sürükleyen bu hatalar, aslında bunları tekrar etmemeyi öğretir. Konfüçyus’un dediği gibi, “Ben duyarım ve unuturum. Eğer görürsem anımsarım. Yaparsam, anlarım”. İnsanlar yaparak öğrenir.

Bu arada hataların ne pahasına olursa olsun yapılmaması gerektiği gibi bir algıyı da silmek gerekir. Örneğin Michael Jordan 12 bin 345 topu baskete dönüştürememiş, yalnızca 12.192 atışı hedefe ulaşmıştır.

Thomas Edison10 bin elektrik ampulü prototipini çöpe atmak zorunda kalmıştır.


3. Öğrenme hiçbir zaman sona ermez

Geleceğimize yapabileceğimiz en büyük yatırım öğrenmektir. Bu aynı zamanda özgürlüğe de açılan bir kapıdır. Buna en güzel örnek Ingeborg Rapoport adındaki Alman doktordur. 1938 yılında tıp eğitiminin son yılında doktor derecesini almak için tezini yazan Rapoport, Musevi olduğu için Nazi Almanyasından diploma alamadı. ABD’ye göç etti. Burada tıp eğitimine devam etti.

Pek çok hastanede çocuk doktoru olarak çalıştı. 50’li yaşlarında Doğu Almanya’ya dönerek Berlin’de ilk yeni doğan kliniğini kurdu. 2015 yılında Hamburg Üniversitesi, yaptıkları haksızlığı 77 yıl sonra telafi etmeye karar verdi. 102 yaşında olan Rapoport 1938 yılında reddedilen tezinin savunmasını verdi ve doktor derecesini aldı.


Ayrıca Bakınız

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ