DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Yoğun bakım ünitesi nedir?

Yoğun bakım ünitesi nedir?

Yaşam ile ölüm arasındaki çizgi birleştiği noktada, hastanelerdeki insan ve makineler yardımınıza yoğun bakım ünitesi (YBÜ) ile yetişiyor. Bir de 2019 yılı sonuyla başlayan Covid-19 pandemisinin etkisiyle ihtiyaç duyulan yoğun bakım ünitelerinin (YBÜ) önemi daha da arttı.  Yoğun bakım ünitesi nedir?(YBÜ) Yoğun bakım ünitesi içinde neler var? YBÜ Teknolojileri nelerdir? Yoğun bakım ünitesi basamakları nelerdir? Kimleri yoğun bakım alır? sorularının cevabı için okumaya devam edin.


Yoğun bakım ünitesi nedir?(YBÜ)

Sağlık hizmetleri olmadan ne kadar dayanırdık?

Hayatımızın tehlikede olduğunu anladığımız anda arayacağımız bir telefon numarası olmasa ne yapardık?

Ya da insan vücudunun her noktasını bilen uzmanlara kendimizi güvenle teslim edebileceğimiz hastaneler olmasa?

Hastanelerin her odası sağlığımızı korumaya ant içmiş insanlar ve aletlerle dolu ama duyguların zirve yaptığı, her eylemin büyük önem taşıdığı, çok özel bir yer var: yoğun bakım ünitesi (YBÜ).

Yoğun bakım üniteleri, hayati tehlike yaratan rahatsızlıkları olan hastaların izlenip tedavi edildiği özel servislerdir. Koşulları istikrarsız olan kişiler yoğun bakım ünitesine kabul edilir ve burada sürekli olarak izlenirler. Böylece, oluşan herhangi bir değişiklik kalıcı hasara yol açmadan önce hastaya müdahale edilebilir.

Yoğun bakım ünitesi, sağlık çalışanları dışında hiç kimsenin bulunmak istemeyeceği bir yerdir. Hasta sizseniz, organlarınızın yerini alan borular ve makinelere bağlı yaşıyor olabilirsiniz. Yok eğer hasta yakınıysanız, yatağın kenarına oturup sevdiğiniz kişinin kurtulmasını ummaktan başka yapacağınız bir şey olmayabilir. Yoğun bakım ünitesi, hiç şüphesiz çok gergin bir ortamdır. Mekanik bip seslerinin, alarmların ve yatakta yapılan operasyonların kaotik birleşimi; yatakta yatan hastanın sessizliğini bazen hiç bozmaz ve birkaç saniye sonra neler olacağını hiç kimse bilemez.

Bu yüksek öncelikli yataklardaki hastaların yatırılma nedenleri hiç beklenmedik şeyler olabileceği gibi, vücutlarının yavaş yavaş kötüye gittiğini fark eden hastalar yoğun bakıma yatırılmayı bekliyor da olabilir.

Yoğun bakıma yatırılmanın farklı nedenleri olabilir: Ciddi bir ameliyat geçiren bazı hastalar doğrudan ameliyathaneden yoğun bakıma alınır. Kaza sonucunda vücutta ciddi yanıklar oluşması, kemiklerin kırılması ve organ yetmezliği de yoğun bakıma yatırılmayla sonuçlanabilir. Kalp krizi ve felç gibi ciddi bir kısa süreli rahatsızlık geçiren bazı hastalar da yoğun bakımda izlemeye alınır.

BİLİYOR MUYDUNUZ? Dünyanın ilk yoğun bakım ünitesi 1953’te Kopenhag’da kuruldu.

Bu özel servislerde çalışmak için birçok niteliğe sahip olmak gerekir. “Yoğun bakım uzmanı” denilen sağlık personeli, koşulların sürekli değiştiği bu yerlere uyum sağlama becerisine sahiptir.

Kapıdan giren her vakaya müdahale edebilmeleri, etraflarındaki diğer hastalar yaşam savaşından galip çıkamasa bileyen! gelen hastalara bakmayı sürdürmeleri gerekir. Bu olağanüstü sağlık çalışanları yalnızca yoğun bakım alanında uzmanlaşmakla kalmaz, aynı zamanda kendi tıp uzmanlığı dallarına da sahiptir. İnsanların hayatına mal olacak hiçbir hataya mahal vermemek ve hayat kurtarmak için gereken tüm bilgileri edinmek adına yıllar süren bir eğitimden geçerler.

Çoğumuz ölümün çok uzakta olduğunuz düşünürüz ama gerçek şu ki ne zaman öleceğimiz belli değil. Hayat beklenmedik problemlerle dolu. Yine de hayata en zayıf şekilde tutunanların bile kurtulma şansı, yoğun bakım üniteleri sayesinde tarihte hiç olmadığı kadar yüksek. Bunu yenilikçi ve hayat kurtaran teknolojilere borçluyuz.

BİLİYOR MUYDUNUZ? Kritik hastaların dörtte birinde hareketsizlik yüzünden kas güçsüzlüğü gelişir.

İnsan vücudunun nasıl çalıştığına dair bilgimiz arttıkça, düzgün çalışmayan her organın her işlevini taklit edebilen, verimli makineler geliştirdik. Aynı anda iki yerde olmamız hâlâ imkânsız ama akıllı elektronik duyu sistemleriyle hastanın durumundaki değişiklikleri anında tespit edebiliyor, alarm sistemleri sayesinde personeli hemen hastaya yönlendirebiliyoruz.

Yoğun bakım ünitelerindeki teknoloji, ancak yılların eğitimine sahip insan zekâsıyla anlam kazanabiliyor. Makineler, derimizin altında olan biteni hızlı ve doğru bir şekilde uzmanlara aktararak daha doğru bir tedavi uygulamalarına yardımcı oluyor.

Yoğun bakım uzmanı zamanla deneyim kazanıyor. Daha önce yoğun bakımda gördükleri vakaları tedavi etmek daha kolay. Protokolü biliyorlar ve hastaların iyileşme şansını artıracak araçlar da ellerinde. Bu durum, vücut fonksiyonlarını sekteye uğratan tüm hastalıklar ve sakatlıklar için geçerli.

Peki ama daha önce hiç görmedikler bir vakayla karşılaşırlarsa ne oluyor?


Yoğun bakım ünitesi ve Covid-19 pandemisi

2019 sonunda başlayan COVID-19 pandemisi tüm dünyada yoğun bakım ünitelerine büyük bir yük bindirdi. Unutmamak gerekir ki herkes COVID-19’a odaklanmış olsa da yoğun bakıma alınan diğer hastalarda bir azalma olmadı, COVID-19 hastaları onların üzerine eklendi. Dünya bilinmezliğe gömülürken şiddetli bir solunum yolu hastalığıyla hastanelere başvuranların sayısı hızla arttı.

Doktorlar ve sahip oldukları teknoloji, hastaların nasıl bir sorun yaşadığını kısa sürede tespit ederek solunum cihazıyla onlara solunum desteği sağladı. Bu da gösteriyor ki hastalığın sebebi ne olursa olsun, yoğun bakım ünitesindeki temel bakım ilkeleri hep aynı.

24 saat çalışan bu özel servisler koronavirüs krizinin büyümesiyle ilgi odağı haline geldi ama aslında yoğun bakımdaki çalışmalar hiç durmuyor.

Hiç kimse ölümsüz değil ama sürekli gelişen bu sistem, iyileşme şansı olan hastaların iyileşmesi için gereken her şeyi yapıyor. Sebebi ne olursa olsun, yoğun bakım ünitesindeki kahramanlar ve teknolojiler tek bir şey için savaşıyor: hayatta ikinci bir şans.

Covid-19 etkisi

2020’nin başlarından itibaren koronavirüs salgını, yoğun bakım personeli üzerindeki baskıyı artırdı. Genellikle bu servislerde farklı farklı kritik hastalıklar görünür ama COVID-19 vakalarının ciddi şekilde artmasıyla birlikte sadece bu virüse adanmış yoğun bakım servisleri açıldı.
Bu servislerdeki çoğu kişi hayatta kalmak için solunum cihazına ihtiyaç duyuyor. Hastalarla ilgilenen çalışanlara virüsün bulaşmaması için onların da koruyucu ekipmana ihtiyacı var. Ancak dünyanın dört bir yanındaki hastanelerde yoğun bakım kapasitesinin aşılması ve kişisel koruyucu ekipmanın yetersiz kalması gibi sıkıntılar yaşandı.

Bu özel servislerdeki yürek burkan katı kurallardan biri de dış dünyayla temasın olmaması. Yoğun bakım servisinde yatan hastaları ailesi ve arkadaşları ziyaret edebilir ama COVID servislerinde hiçbir ziyaretçiye izin yok. Sevdiklerinizi yeniden görmenin tek yolu onların hayatta kalması. Dışarıda bekleyenler içinse bu, veda etme şansı olmadan yakınlarını kaybetme ihtimali demek.


YBÜ Teknolojileri nelerdir? Yoğun bakım ünitesi içinde neler var?

Hasta, bedensel işlevlerini sürdürmek için burada ki bilgisayarlara bağlanıyor.

  1. Solunum cihazı. Solunum cihazı (ventilator), akciğerlerin hava alıp vermesine yardımcı olur. Ağzı ve burnu kapatan sıkı bir maske takılabilir. Daha şiddetli vakalarda hasta uyutularak boru boğaza sokulup nefes borusuna ulaştırılabilir.
  2. Elektrotlar. EEG’nin çalışması için beyne bağlanması gerekir. Bunu yapmanın en iyi yolu elektrotlardır. İnce telli metal diskler kafa derisine tutturulur. Teller beyindeki elektriksel aktiviteyi tespit edip bilgiyi monitöre aktarır.
  3. Hasta başı monitörü. Kalp atış hızı, kan basıncı, sıcaklık ve oksijen seviyesi gibi hayati işlevleri gösteren bu ekran birden fazla cihaza bağlanır. Alarmlarla donatılmıştır ve herhangi bir fonksiyon tehlikeli seviyeye gelirse sağlık personeli anında uyarılır.
  4. Gıda. Bazı hastalar fiziksel olarak yiyip içemez. Çoğu zaman bu vakalarda yemek torbasından çıkan uzun bir boru, burundan içeri sokularak yemek borusundan mideye uzatılır. Yiyecekler çiğneme ve yutma gerekmeyecek şekilde hazırlanır. Yetersiz beslenmeyi önlemek ve vücudun hastalıkla savaşmasını kolaylaştırmak amacıyla kalori alımı dikkatle düzenlenir.
  5. İntravenöz (IV) tedavi. Bu torbadaki serum ve ilaç, belirli ayarlara göre vücuda salınır. Yoğun bakımda verilmesi gereken ilaç seviyesinde herhangi bir dalgalanmanın zararlı etkileri olabilir. O yüzden bu pompa, gerektiği kadar ilacı gerektiği zaman kana verir. Serum, borudan akarak kana karışır.
  6. Bağlar. Vücudun işlevini sürdürmesini sağlayan boruların yerlerinden çıkması felakete yol açabilir. Bazı durumlarda hasta cihazları çekiştiremesin diye kolan yumuşak bir şekilde bağlanır.
  7. Santral venöz kateter. Kateter denilen ince ve yumuşak bir plastik boru, geniş bir damara yerleştirilir. Bu kan dolaşımı girişi, ilaç vermek veya tahlil amacıyla kan almak için kullanılabilir.
  8. Elektroensefalogram (EEG). Beyindeki elektriksel aktiviteyi kaydeden bu makine, beyin fonksiyonlarındaki değişiklikleri gösterir. Olağandışı kayıtlar, nöbetlerin ve hafıza kaybının nedenlerini belirlemeye yardımcı olabilir.
  9. Diyaliz makinesi. Böbrek yetmezliği vakalarında genellikle boyundaki büyük bir toplardamara bir makine bağlanabilir. Kan bir borudan geçerek vücuttan çıkıp makineye girer. Makine kanı filtreleyip zararlı atık ürünleri kandan uzaklaştırır. Filtrelenen kan yeniden hastanın vücuduna döner.
  10. Pulse oksimetre. Bu alet, kandaki oksijen seviyesini ölçmek için hastanın parmak ucuna takılır. Işığın dalga boyları parmaktan geçerken cihaz vücudun nabzını ve oksijen seviyelerini görüntüler.
  11. Üriner kateter. Hastanın tuvaleti kullanamadığı dönemlerde çok önemlidir. İdrar torbasına yerleştirilen bir boru, idrarı bir torbaya boşaltır. Böbreklerin çalışıp çalışmadığım anlamak için bu torba sık sık kontrol edilir ve değiştirilir.

Yoğun bakım ünitesi basamakları nelerdir?

Bağımlılık basamakları hastaları durumlarının ciddiyetine göre gruplandırıyor. Yoğun bakımdaki her 2. basamak iki hastaya bir hemşire düşer.

  • 0. BASAMAK. “Genel yardım” olarak adlandırılılan 0. basamak seviyesinde hastalara normal servis bakımıyla bakılır. Hastaların intravenöz tedaviye veya oksijene ihtiyacı olabilir. Yardıma ihtiyaç duymadan dört saatten fazla kalabilirler.
  • 1. BASAMAK. “Ek destek” olarak adlandırılan 1. basamak seviyesinde ek klinik destek gerekir. Bu hastaların ya kötüye gitme riski vardır ya da daha yüksek basamaklardan bu basamağa inmişlerdir. En az dört saatte bir kontrol edilirler.
  • 2. BASAMAK .Organ yetmezliği” olarak adlandırılan 2. basamak seviyesinde, tek bir organ yetmezliği olan ve daha fazla komplikasyon riski taşıyan (örn. ciddi bir ameliyattan çıkmış olan) hastalan içerir. Durumun kötüye gitme olasılığı nedeniyle en az her saat başında kontrol edilirler.
  • 3. BASAMAK . “Çoklu Organ yetmezliği” olarak adlandırılan 3. basamak seviyesinde, bu hastalar ölüm riski en yüksek olanlardır ve en üst düzeyde izlenirler, ölüm riskini mümkün olduğunca azaltmak için vücudun ihtiyaçlarını karşılayan özel makineler kullanılır.


Ayrıca bakınız

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.