24.04.2019 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Kendiniz hakkında bilmediğiniz 10 gerçek

Kendiniz hakkında bilmediğiniz 10 gerçek

İnsan bedeni hafızadan tutun da terlemeye kadar her şeyi hassas şekilde, sıvıları, kimyasalları karıştırarak yapan büyük, zorlu, içi sıvıyla dolu bir makine gibidir. Bu yazıda bazı güzel, karışık işlevlerin nasıl gerçekleştiğini açıklayacağız. İnsanoğlunun bilinmeyen serüveni devam ederken, Kendiniz hakkında bilmediğiniz 10 gerçek ile biraz daha şaşıracaksınız.


1. Cildinizin 4 farklı rengi vardır

Üzerlerinde renk veren maddeler olmaksızın tüm ciltler kremsi beyazlığa sahiptir.

Kan damarlarının cilde yaklaştığı yerler hafif kırmızıdır ve sarı bir pigment cildinize ton verir.

Son olarak ultraviyole ışını na karşı (UV) üretilen melanin aslında sepya tonunda olmasına rağmen fazla miktarda olduğunda cilde siyah renk verir.

Dünya üzerindeki tüm insanların ten renkleri bu 4 rengin farklı oranlarda karışımıyla oluşur.


2. Siz gülerseniz dünya güler

Birini esnerken izlemek nasıl ki esneme isteği uyandırıyorsa gülmenin de bu tip bir sosyal davranışı körüklediğine dair işaretler mevcut.

Bir kahkaha duymak beyindeki yüz hareketlerini kontrol eden bölgenin uyarılmasına yol açıyor.

Bu şekilde birbirini taklit etme davranışı ise sosyal ilişkiler bakımından çok önemli.

Hapşırmak, kahkaha atma, ağlama ve esneme de gruplar arasında güçlü bağlar kurulması açısından taklit edilebilen hareketlerin başında yer alıyorlar. ( İnsanın taklit yapmasını neden olan Ayna nöronlar hakkında geniş bilgi aşağıdaki linklerimizden ulaşabilirsiniz.)


3. Beyin geliştikçe ağzımız kalabalıklaştı

Evrim mükemmel değildir.

Eğer olsaydı yirmilik dişler yerine kanatlarımız olurdu. Bazen gereksiz özellikler türlerden ayrılmaz, zararları olmadığı için onları atmayız.

Ancak yirmilik dişler her zaman zararsız değiller. Çok çok uzun zaman önce etleri parçalamak için kullandığımız azı dişlerimiz beynimizin gelişmesiyle değişen çenemize uyum sağladı ve damağımızın içine gömüldüler.

Bu da ağzımızın aşırı kalabalıklaşmasına yol açtı.


4. Hücrelerinizin de kılları vardır

Vücudunuzdaki çoğu hücrede sindirimden işitmeye kadar birçok işlevi olan, “silya” adı verilen kıl benzeri bir organel vardır. Örneğin burundaki silyalar burun boşluğundan boğaza sümükleri çekmeye yarar.

Soğuk havalarda burnunuzun akmasının sebebi, silyaların soğukta görevini yapamaması ve emilemeyen sıvının dışarı akmasıdır.


5. Ergenlik beynin yapısını da değiştirir

Hormonların öncülük ettiği değişimlerin vücudumuzun gelişimi ve üremeye hazırlanması için gerekli olduğunu biliyoruz.

Peki, ergenlik niçin duygusal bağlamda rahatsız edicidir?

Testosteron gibi hormonlar beyindeki nöronların gelişimine etki eder ve bu da davranışlarımızda değişim yaratır.

Beynin kişilik özelliklerinden sorumlu bölgesi frontal korteksteki değişimler duygusal karmaşa, apati (ilgisizlik) ve karar verme becerisinde azalma ile kendini belli eder.


6. Yumurtalıklarda kullanılmayan binlerce yumurta vardır

40-50 yaşlarına ulaşan çoğu kadında hormon seviyelerini kontrol eden ve yumurtayı döllenmeye hazırlayan aylık menstrüel döngü durur.

Yumurtalıklar gün geçtikçe daha az “Östrojen hormonu” üreterek tüm vücutta fiziksel ve duygusal değişimlere yol açarlar. Az gelişmiş yumurta hücreleri olgunlaşamaz.

Ortalama bir kız çocuğunun 34 bin yumurtayla doğmasına rağmen erişkin yaşta sadece 350 tanesi olgunlaşabilir. Diğerleri bozulmaya mahkumdur.

Olası bir gebelik görülmediğinde beyin, yumurtaları olgunlaştırmayı sona erdirebilir.


7. Ne kadar besin o kadar düşünce

Beynimiz toplam vücut ağırlığımızın %2’sini oluşturmasına rağmen kanımızdaki besin ve oksijenin %20’sini kullanır.

Bu yüksek ihtiyacı karşılayabilmek için üç ana atardamar sürekli olarak beyni besler.

Bu damarlarda herhangi bir tıkanma ilgili bölgede beynin aç kalarak ölmesine yol açar. Bu duruma ise inme adı verilir.


8. Kemikler mineralleri dengelemek için parçalanır

Kemiklerimizin organ ve kasları desteklemenin dışında kandaki kalsiyum seviyesini dengelemek gibi çok önemli bir
görevi daha vardır.

Kemikler fosfor ve kalsiyum elementlerinden oluşurlar ki bu maddeler sinir ve kasların çalışması için de hayati öneme sahiptirler. Eğer kanda bu mineraller azalmışsa hormonlar yardımıyla bolca kalsiyum-fosfor içeren kemik dokusundan ödünç alınırlar.

Sonuç olarak kandaki kalsiyum-fosfor seviyesi istenen düzeye getirilir.


9. Beden pozisyonu belleğe etki eder

Evlilik yıl dönümünüzü hatırlamıyor musunuz?

Birde dizlerinizin üzerine çökmeyi deneyin. Anılar çoğunlukla duyularımızla somutlaşır. Bir koku, bir ses insanı çocukluğuna geri götürebilir.

Bağlantılar aşikâr (klasik müzik duyduğumuzda aklımıza okul teneffüslerinin gelmesi gibi) ya da gizemli olabilir.

2007’de yapılan bir araştırma olayları somutlaştırmada beden pozisyonunun çok etkili olduğunu vurguluyor. Eğer bir anıyı hatırlamak istiyorsak o anının gerçekleştiği andaki pozisyonumuzu düşünüp ona göre hareket etmek en mantıklısı gibi duruyor.


10. Mideniz aşındırıcı asit salgılar

Havaalanlarında el konulamayacak tek bir tehlikeli sıvı vardır ve bu sıvı tam elinizin altında midenizde durur. Mide asiti inanılmaz derecede eriticidir.

Mide hücreleriniz endüstriyel alanda metal işlemede kullanılan ve çeliği turşu haline getirebilecek “hidroklorik asit”i salgılar.

Ama korkmanıza gerek yok. Akşam yemeğini parçalayan bu sıvı, midenizi çepeçevre saran mukus tabakası sayesinde size hiçbir zarar veremez.



Ayrıca bakınız

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ