DOLAR 5,7944
EURO 6,4584
ALTIN 276,7
BIST 97.886
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Doğum kontrolü iklim değişikliğini önleyebilir mi?

Doğum kontrolü iklim değişikliğini önleyebilir mi?

Küresel ısınma gittikçe etkili olacak. Artan dünya nüfusu ve doğal kaynakların gittikçe tükenişi ile iklim değişikliği, Dünyada yaşamı giderek sonlandıracağını bilim insanları dile getiriyor. Peki çözüm yok mu? Bilim insanları bunun için bir takım önerilerden bahsediyor. Bunlardan biride doğum kontrolü. Doğum kontrolü iklim değişikliğini önleyebilir mi? sorunun cevabına bilimsel olarak bakalım.


Doğum kontrolü iklim değişikliğini önleyebilir mi?

Nüfus artışını kontrol altında tutmak iklim değişikliği ile mücadelede bir yarar sağlar mı? Bilim insanları doğum kontrolünün küresel ısınma konusunda doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyor.

Nüfus artışı, iklim değişikliği ile mücadelenin bir parçası olarak değerlendirilebilir mi? Bu soru bir süre önce ABD’li çevreciler tarafından gündeme getirildi.

Çevreciler nüfus denetiminin, olası bir “politika kaldıracı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar ve bu bağlamda doğum kontrolünden yana bir tavır sergiliyorlar.

Ne yazık ki, tarih bizlere bu tür programların çoğu zaman amaçlananın tersine bir etki yarattığını gösteriyor.

Örneğin, isteğe bağlı doğum kontrol programlarının başarılı bir biçimde yaşama geçirildiği övgüyle öne sürülen Bangla-
deş’te, yoksul kadınlar gerçekte para karşılığında kısırlaştırılmayı kabul ettiler. Bu ülkede işsizlik oranları yükseldikçe, kısırlaştırılmayı kabul edenlerin sayısında da ciddi bir artış yaşandı.

Peru’da, 1990’larda, çoğunluğu Keçuva ve Aymara yerli halklarından oluşan 350 bin kadın kendi istekleri dışında kısırlaştırıldı.

Bu tür nefret uyandırıcı ve insanları aşağılayıcı uygulamalar, doğum kontrolünün insanlara özgü temel bir hak olarak değil
de, belli bir amaç uğruna başvurulan bir araç olarak görülmesinden kaynaklanıyor.

Doğum kontrol politikaları demografik, ekonomik, ya da çevresel amaçlarla yaşama geçirildiklerinde üzerinde durulan
konu kadınların seçim yapma hakkının desteklenmesi olmaktan kolaylıkla çıkıp, “doğru” seçim yapmaları yönünde bir dayatmaya dönüşebiliyor.

Bu durum özellikle de etnik, sınıfsal ve ırksal açıdan farklılıkların yaşandığı, iktidarda olanların “ötekileri” kolayca harcanabilir ya da gözden çıkarılabilir bir kitle olarak gördükleri uluslar için söz konusu.


Karbon salımı nüfus kontrolü ile düşürülebilir mi?

Geçmişte gelişmekte olan ülkelerde doğum oranlarının düşürülmesi suretiyle açlığa ve yoksulluğa son verilebileceği söylemi egemendi. Oysa, sonuç hiç de öyle olmadı. Şimdilerde de doğum kontrolünün iklim değişikliği sürecini yavaşlatacağı söyleniyor ve gerekçe olarak yoksul ülkelerdeki karbon salımlarının, halihazırda yüksek olmasa bile, gelecekte bir artış yaşanabileceğine işaret ediliyor.

Daha yoksul ülke sanayilerinin ağırlıklı olarak daha varsıl ülkeler adına üretimde bulundukları, şirketlerin hangi türde teknolojilerden yararlandıkları konusunda halkın söz sahibi olmadığı ve küresel ısınmanın kurbanlarının asıl bu insanların olduğu gibi gerçekler hiçe sayılıyor.

Tüm bunların ışığında, kimi uzmanların da dile getirdikleri gibi, güvenli ve düşük maliyetli doğum kontrol yöntemlerin-
den herkes yararlanabilmesi son derece önemli. Böylelikle, kadınlar çocuk yapıp yapmayacaklarına ve ne zaman çocuk yapacaklarına kendileri karar verebilirler.

Varsıl ülkelerin kadın haklarını çevresel amaçlara ulaşılmasına yönelik bir araç olarak değerlendirmeleri, baskıcı seçkinlerin elini daha da güçlendirecek ve en yoksul kesimlerin çevreyle ilgili konularda katkıda bulunmalarını önleyecektir.



Ayrıca bakınız

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.