25.06.2018 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı?

Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı?

İnsan öncesi dönem de Dünya’dan sanayileşmiş bir uygarlık geçmiş olabilir mi? Bu olasılığın peşine düşen NASA’dan bilim insanları, şimdi kanıt arayışında. Zira milyonlarca yıl önce yaşamış olması muhtemel bir uygarlıktan geriye herhangi bir kanıt kalmış olma olasılığı son derece düşük. Biz gene de bu düşük ihtimali değerlendirmek için bilim insanlarının görüşlerini araştırdık. Yazımızda Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı? Tarih öncesi medeniyetler var mı? Dünyanın tek akıllısı biz miyiz? Daha önceki uygarlıkların imzaları silinip gider mi? Eğer bizden önce bir uygarlık yaşamış ise kanıtları nerede aramalıyız? sorularının yanıtını bulabileceksiniz.


Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı?

Bilim insanları Sanayi Devrimi’nden başlayıp günümüzde devam eden jeolojik dönemi Antroposen Çağı olarak isimlendiriyor. Küresel sıcaklıkların insan faaliyetleri sonucu artış gösterme eğiliminde olduğu bu dönemin bir diğer adı da İnsan Çağı. Biliyoruz ki jeolojik geçmişimizde de buna benzer küresel ısınma dönemleri yaşanmıştı. Acaba bugünün insan eliyle yaratılan iklim değişikliği ile milyonlarca yıl öncesindeki sıcak dönemler arasında bir benzerlik olabilir mi?

Bilim dünyasının bu sorunun yanıtını aramasının nedeni, önceki sıcaklık artışlarına da akıllı yaşam türlerin yol açmış olma olasılığı olarak söylenebilir.


NASA’nın desteklediği araştırma

İnsan öncesi dönemde akıllı canlıların yaşayıp yaşamadığına yönelik bu çalışmanın yeni adresi NASA Goddart Uzay Araştırmaları Enstitüsü. İklim modeli tasarımcısı ve bölüm yöneticisi Gavin Schmidt, “Tarih öncesindeki termal-maksimum olayları bizim çalışmamızın çıkış noktası. Sıcaklık artışının insan eliyle mi, yoksa doğa kuvvetlerinin marifetiyle mi olduğu konusunda kimyasal sinyaller arıyoruz.”

Aşırı sıcaklıkların yaşandığı geçmiş jeolojik dönemlerin başında Paleosen-Eosen Termal Maksimum (PETM)geliyor. 200 bin yıl süren bu dönem 55.5 milyon yıl önce meydana geldi ve küresel ortalama sıcaklıklar 5-8 °C arasında artış gösterdi.


Dünyanın tek akıllısı biz miyiz?

PETM dönemi konusunda yoğun araştırmalar yapmış olan Schmidt, Rochester Üniversitesi’nden astrofizikçi
Adam Frank’ı da ekibine kattı. Amacı araştırmayı bir de astrobiyolojik açıdan ele almak ve “Uzayda ileri medeniyetler kurmuş akıllı varlıklar var ise geride ne gibi izler bırakmış olabilirler?” sorusuna yanıt aramaktı.

Aslında işin başından beri Schmidt şu sorunun peşindeydi: “Yeni keşfedilmiş gezegenlerde sanayileşmiş uygarlıkların “eğer var ise” iklimi nasıl etkilemiş olduğunu araştıracağımıza, kendi gezegenimize yoğunlaşsak daha doğru olmaz mı?

Kısaca Dünya’da bugüne dek yalnızca insan türünün gelişmiş bir uygarlık kurduğunu varsayıyoruz.? Ya milyonlarca yıl önce sanayileşmiş başka uygarlıklar da yaşadıysa?”

Dolayısıyla çalışma Dünya’nın 4-5 milyar yıllık tarihinde başka bir sanayi toplumunun yaşayıp yaşamadığı konusuna indirgendi. Esas zorluk bu uygarlıklardan geriye ne gibi izler kaldığını bulmaktı.


Kendi jeolojik ayak izimizin peşinde

Schmidt and Frank öncelikle bir tahmin yürüttüler: Antroposen döneminin gelecekte geride bırakacağı jeolojik ayak izleri ne olurdu?

Yükselen sıcaklıklar ve yükselen denizler tortul kayalarda ne gibi izler bırakabilirdi? Bizim izlerimizle PETM gibi dğer aşırı sıcak dönemlerin geride bıraktığı izler arasında mutlaka bir benzerlik olmalıydı.

İkinci olarak iklim değişikliklerinin doğal nedenlerle mi, yoksa sanayileşme sonucu mu oluştuğunu anlamak için ne yapmaları gerektiğini tartıştılar. Bugüne dek bu konuda geniş kapsamlı ve derinlemesine bir araştırma yapılmadığına dikkat çeken Schmidt, “Bu konu hem bilim kurgu yazarlarının hem de bilim insanlarının ilgi alanına giriyor. İnsandan farklı yaratıkların gelişmiş bir uygarlık yaratması yalnızca bu bilim kurgu öykülerinde yer alıyor. Bunun en bilineni de Doctor Who serisindeki Silurianlar”. Bu nedenle çalışmalarına “Silurian Hipotezi” adını verdiler


Yeryüzü tabakalarının yuttuğu uygarlıklar

Silurian Hipotezi’ni sağlam bir temele oturtmak ne yazık ki jeolojik tarihimizin gerilerine doğru gittikçe zorlaşıyor.

Bugün Yeryüzü yüzeyinin yüzde 1’den az bir kısmı meskûn. “Büyük kentlerimizin herhangi birinin on milyonlarca yıl boyunca dayanma şansı her geçen gün biraz daha azalır” diye konuşan İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’nden jeolog Jan Zalasiewicz, “ Bir metropolisin nihai kaderi çevresindeki yüzeyin batmasına veya yükselmesine bağlı. New Orleans batıyor, San Francisco yükseliyor” diyor.

Öte yandan Schmidt’e göre dinozor fosilleri de kaba bir hesaba göre her 10.000 yılda bir yalnızca tek bir tane bulunuyor.

Birkaç milyon yıl içinde uygarlığımıza ait herhangi kalıntının bulunma olasılığının çok düşük olduğuna dikkat çeken Frank, “Prensip olarak insan öncesi döneme ait izler belirgin değildir; yapacağımız tek şey tortul katmanları arasındaki anormallikleri veya izotopik orantıları bulmaktır” diyor.

Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı? | Dinazorlar insanlardan önce de vardı

Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı? | Dinazorlar insanlardan önce de vardı


Daha önceki uygarlıkların imzaları silinip gider mi?

Schmidt ve Frank sonuç olarak insanlığın varlığının jeolojik kayıtlarda görülebileceğini ve bunun için deniz tabanındaki izlerin yeterli olduğunu düşünüyor. Ne var ki bu imzaların insana ait olmama olasılığı da var. Bilim insanları jeolojik kayıtlarda bir dizi olayın insan etkisine benzer sonuçlar yaratabileceği ne de dikkat çekiyor.

Örneğin PETM döneminde “56 milyon yıl önce” karbon ve oksijen izotoplarında ani bir küresel değişiklik yaşanmıştı. Kimse bu ani değişikliğe neyin yol açtığını bilmiyor. Bir görüşe göre o dönemde Kuzey Atlantik’te püskürük bir kayaç, organik bir çökelti oluşturacak şekilde genişlemiş ve atmosfere bol miktarda karbon salmıştı.

Kuzey Atlantik Püskürük Bölgesi daha sonra İzlanda’yı oluşturmuştu. İleri çalışmalar için referans noktası NASA’nın başlattığı bu çalışma birtakım kafa karıştırıcı sorulara yol açtı. Bunların yanıtlanması için ileri çalışmaların yapılması gerekli hale geldi.

Örneğin sentetik bileşimler çevrede ne kadar yaşar? Sanayi artıkları deniz tabanındaki yapıyı nasıl değiştirir?

Bu ilginç çalışma ayrıca insanın doğa üzerindeki etkilerine daha yakından incelenmesinin yolunu açtı. Aynı anda diğer gezegenleri inceleyen astrofizikçiler için geniş bir veritabanı oluşturdu.

Örneğin Mars bir zamanlar daha sulu ve sıcak bir gezegenmiş. Bu araştırmanın önerdiği imzaların ışığı altında orada da gelişmiş bir uygarlığın yaşamış olma olasılığı jeolojik kayıtlarda aranabilir.

Aynı durum bir zamanlar daha yaşanabilir iklime sahip olan Venüs, Europa’nın denizleri için de geçerli. Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden astronom Jason Wright, Dünya’da insan öncesi bir uygarlığın izinin sürüleceği en akıllıca yerin yine uzay boşluğu olduğunu söylüyor. Eğer insan öncesi akıllı yaratıklar uzaya bir araç gönderdiyseler, araç yörüngede hala dönüyor olabilir.

“Bir zamanlar gereksiz veya aptalca olduğu öne sürülen bazı çalışmalar bugünkü keşiflerimizin temelini oluşturuyor” diye konuşan Wright, “Eski bir uygarlığa ait herhangi bir kanıt bulunamaz ise defter kapatılmamalı: Kanıt yokluğu, yokluğun kanıtı anlamına gelmez” diyor.

Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı? | Tarih öncesi yaşamış teknolojik bir uygarlık varsa kanıtları nerede?

Yeryüzünde bizden önce yaşamış gelişmiş bir uygarlık var mıydı? | Tarih öncesi yaşamış teknolojik bir uygarlık varsa kanıtları nerede?


Eğer bizden önce yaşamış gelişmiş bir eski uygarlık varsa kanıtlar için nerelere bakılmalı?

Schmidt ve Frank bu izleri bulmak için önce nereye ve neye bakmaları gerektiğine karar verdiler. Bunun için de bazı varsayımlarda bulundular. Bu varsayımlar özetle şöyleydi:

1. Enerji tüketimi

Bizim uygarlığımızda olduğu gibi eski uygarlıkların da enerji tüketmiş olduğunu varsayabiliriz. Bu bağlamda fosil yakıt veya başka bir enerji kaynağı kullanmış olabilirler. Örneğin 300.000 yıldır Yeryüzü’nde dolaşan Homo sapiens son 300 yıldır sanayileşmiş bir toplum oluşturmuştur. Schmidt, “18. yüzyılın ortalarından bu yana insanlar, kömür, petrol ve doğal gaz yakarak atmosfere 0.5 trilyon ton fosil yakıt saldılar” diyor. Bu da gezegende çok derin bir iz bıraktıkları anlamına gelir.. Eğer insanın bıraktığı ayak izleri gelecekte izlenebilecek ise, bugünkü kaya katmanlarında eski uygarlıkların da izlerini görebilmeliyiz.

Eğer bir uygarlık fosil yakıt tüketiyorsa, bunun yol açtığı iklim değişikliği okyanusların oksijen düzeyinde azalmayı da tetikler. Bu düşük oksijen düzeyleri, daha fazla fosil yakıt oluşumu için uygun koşulları yaratır. Bu da şu anlama geliyor: Bir uygarlık ve bu uygarlığın yok olması geleceğin yeni uygarlıklarının tohumunu oluşturur.

2. Sıcaklık artışı

Karbon salımı sonucu sıcaklıklarda bir artış meydana gelir. Bu da geride fark edilir bir imza bırakır. Fosil yakıt tüketimi arttıkça karbon izotoplarının dengesi değişir. Atmosferik bilim insanları bu değişime Suess Etkisiadını veriyor.

Ayrıca fosil yakıt kullanımına bağlı olarak karbon izotopik oranlarındaki değişimi geçen yüzyıldan bu yana görmek olası. Sıcaklıklardaki artışlar da geride izotopik sinyaller bırakır. Bu değişiklilerin yanı sıra Antroposen katmanı nitrojen, plastik nanoparçacıklar ve sentetik steroid dengelerinin değişimini de gösterir.

3. Tarım ve ormansızlaştırma

Bu ikisi toprak erozyonunu artırır. Küresel ısınmaya bağlı olarak artan yağmurlar da erozyonu hızlandırır. Dolayısıyla denize akan topraklar denize dibindeki yapıyı da değiştirir.

4. Metal kullanımı

Bütün bunların üzerine maden araştırma ve çıkartma faaliyetlerinin sonucu olarak kurşun, krom, platin ve altın gibi maden kullanımı artar. Ve bu madenler büyük bir olasılıkla denizlere karışır ve taban yapısında iz bırakır.

5. Fosil kayıtlarında değişim

Fare ve sıçan gibi küçük hayvanların nüfusu artar. Diğer türler yok olurken, en büyük yok oluş büyük memeli hayvanlarda görülür. Bu yok oluş küreseldir.

6. Kimyasal üretimi

Kimyasal üretimi sonucu çevreye bol miktarda sentetik kimyasal bileşim atılır. Plastikten üretilen malzemeler deniz dibinden dağ tepelerine kadar yaygındır. Bu kimyasalların tespit edilebilme süresi tam olarak bilinmiyor.

7. Savaş artıkları

Geride kalan izlerin içinde nükleer savaş artıkları da olabilir. Böyle bir savaşın etkisi jeolojik açıdan çok uzun sürmeyebilir. Bu elementlerin yarılanma süresi, bu yaşam ölçeğinde iz bırakmayacak kadar kısadır. Bu bağlamda iki istisna vardır. Biri yarılanma süresi 80.8 milyon yıl olan plutonyum-244 ile yarılanma süresi 15 milyon yıl olan kuriyumdur.


Ayrıca Bakınız



Kaynaklar

  • https://www.scientificamerican.com/article/could-an-industrial-prehuman-civilization-have-existed-on-earth-before-ours/
  • https://www.theatlantic.com/science/archive/2018/04/are-we-earths-only-civilization/557180/
  • https://www.livescience.com/62338-intelligent-life-on-earth-before-humans.html
  • https://www.technologyreview.com/s/610886/if-we-werent-the-first-industrial-civilization-on-earth-would-we-ever-know/
  • http://earthsky.org/earth/earlier-human-civilization-silurian-hypothesi
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ