19.11.2017 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Karbonhidrat nedir? Karbonhidratların çeşitleri, görevleri, fayda ve zararları

Karbonhidrat nedir? Karbonhidratların çeşitleri, görevleri, fayda ve zararları

Vücudumuz için gerekli olan enerjinin büyük bir kısmını karbonhidratlardan sağlarız. Günlük hayatta kullandığımız şeker, lifli gıdalar ve nişastalı gıdaların hepsinde Karbonhidrat vardır. Karbonhidratlar önemli bir besin ögesi olmakla beraber, fazla alımı ciddi sağlık sorunlarının başlangıcı olmaktadır. Yazımızda enerji kaynaklarından biri olan Karbonhidrat nedir? Karbonhidratların çeşitleri, görevleri, fayda ve zararları nelerdir? Karbonhidratların kimyasal analizini inceleyerek cevap vermeye çalışacağız.

Karbonhidrat nedir? Karbonhidratların çeşitleri, görevleri, fayda ve zararları

Karbonhidrat Nedir?

Karbonhidratları aslında hepimiz biliriz. Meyvelerden ve Pastalardan aldığımız Şeker, Lifli yani Posa bulunan tahıllar, Kızartmasını yediğimiz patatesin içindeki nişasta bir Karbonhidrattır. Şeker harici diğer Karbonhidratlar tatlı değildir. Karbonhidratların birincil görevi beyin ve sinir sistemine enerjiyi sağlamaktır.

İnsan ve hayvanların birinci derecede tükettiği en önemli enerji kaynağı karbohidratlardır. Karbohidratlar bitkisel kaynaklı besin maddelirinin en önemli bileşenidir. Bitkilerin çoğunun kuru maddesinin % 75’i karbonhidrattır. Genel yapıları polihidroksikarbonil bileşikleri olan karbohidratlar, monosakkaritler, di ve oligosakkaritler, polisakkaritler olmak üzere 3 grupta incelenebilir.

Karbonhidratlar (Carbohydrate) doğada bitkisel, hayvansal ve tek hücreli organizmalarda yaygın halde bulunan besin ögesidir. Bir karbonhidrat olan nişasta tohumlarda,meyvalarda ve köklerde bol miktarda bulunur. Hayvansal canlıların nişastası gibi olan glikojen hayvanların vücudun depo edilen enerjinin büyük kısmını oluşturan karbonhidrattır.

Bitkilerde destek dokusu görevi yapan ve hücre duvarının başlıca yapı maddesi olan sellüloz da bir karbonhidrattır. Bakteri hücre duvarları peptidoglikan karbonhidratlarını içermektedir. Karbonhidratlar genelde tatlı maddelerdir. Ancak bütün karbonhidratlar şekerli değildir. Örneğin nişasta tatlı değildir. Fakat nişasta  glukoz ünitelerine ayrıştırldığında tatlı bir hal alır.

Karbonhidrat terimi eski bir deyimdir, önceleri Karbonhidrat sınıfına giren bütün maddelerin yapısında yer alan C (Karbon), H (Hidrojen) ve O (Oksijen)’ in (C)n (H2O)n formülün e uygun orantılar içerisinde bir araya geldikleri yani C atomu ile birleşen H ve O atomlarının daima sudaki gibi 1 : 1 orantısını muhafaza ettiği düşünülüyordu. Bu düşünme tarzından hareket edilerek, yapısında genel olarak yukarıda açıklanan formüldeki orantılar dahilinde C, H ve O içeren bileşiklere karbohidrat denilmiştir.

Ancak her Karbonhidratın H (Hidrojen) ve O (Oksijen) oranlarına göre iki hidrojene karşılık bir O orantısı geldiği de görülmeyebilir. Buna örnek olarak Pentozlar gösterilebilir. (C5H10O4) formüllü pentozlarda 2’ye 1 oranında Hidrojen Oksijen oranı gözükmeyebilir. Diğer taraftan azot ve kükürt içeren bazı karbonhidratlar bu formüle uymaz. Bunun dışında laktik asid gibi maddeler C, H ve O orantıları yönünden karbohidratlara benzedikleri halde bunlar gerçekte karbohidrat sayılmazlar.

Karbohidratlar, Potansiyel olarak aktif, keton ve aldehid grupları içeren polihidroksi alkoller veya hidroliz edildikleri vakit bu maddeleri veren bileşikler olarak kimyasal olarak tarif edilebilir.

Karbonhidratlar birinci dereceden enerji verici olarak kullanılırlar. Karbonhidratlar en çok ekmek, makarna, fasulye, patates, kepek, pirinç, tahıl ve hububat içinde bulunurlar.

Karbohidratlar > yağlar > protein şeklinde büyüklük küçüklük sırası ile gösterilebilir.

Karbonhidratlar vucütta en çok bulunan üçüncü besin maddesidir. Açlık anında ilk tüketilen besin maddesidir. Yapıtaşları glikozdur. Depo şekli glikojendir. Kimyasal sindirimi ağızda başlar. DNA, RNA ve ATP’nin yapısına katılır. Yulaf, arpa ve buğdaydan yapılmış tahıl ürünleri karbonhidrat içerir.


Karbohidratların çeşitleri | Sınıflandırılması

Karbohidratlar başlıca üç sınıfa ayrılırlar,

  1. Monosakkaritler (Basit şekerler) ve Disakkaritler,
  2. Oligosakkaritler,
  3. Polisakkaritler.

Bunun dışında monosakkaridler aldehid grubu içeren monosakkaritler yani aldozlar veya keton grubu içeren monosakkaritler yani ketozlar diye de sınıflandırılırlar.

Karbonhidrat nedir? Karbonhidratların çeşitleri, görevleri, fayda ve zararları | Karbonhidratlar, Beyin ve Sinir Sistemi için gereklidir

Karbonhidrat nedir? Karbonhidratların çeşitleri, görevleri, fayda ve zararları | Karbonhidratlar, Beyin ve Sinir Sistemi için gereklidir


1. Monosakkaritler ve Disakkaritler

Monosakkaritler içerdikleri C atomu sayısına göre bir sınıflandırılmaya tabi tutulurlar. En basit monosakkaritler yapısında üç karbon atomu bulunan gliseraldehid ve dihidroksiasetondur. Diğer monosakkaritler 4, 5, 6, 7, 8, 9 veya 10 C atomu içerirler. Bazı monosakkaritler doğada bulundukları halde bazıları sentez suretiyle elde edilmişlerdir. Örneğin D-gliseraldehid doğada bulunduğu halde, Lrgliseraldehid sentetik olarak elde edilmiştir. Bunun gibi bir heksoz olan D-glukoz doğada mevcut olduğu halde L-glukoz sentetik bir şekerdir.

Yapılarında aldehid veya keton grupları içeren başlıca monosakkaritler içindeki C sayılarına göre, trioz, tetroz,
pentoz, heksoz, oktoz, nonoz ve dekozlar diye adlandırılırlar. Bunlar sırası ile 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 C atomu ihtiva ederler. Ayrıca biyokimyasal yönden en önemli olan monosakkaridler, triozlar, tetrozlar, pentozlar ve heksoz’lardır.

Önemli monosakkaritlerin, karbon sayılarını, aldehid veya keto grupları ihtiva ettiklerine göre adlarını açıklayan bir liste
aşağıya çıkarılmıştır.

Monosakkaridlerin Özellikleri

  1. D-Glukoz: Glukoz, renksiz, kokusuz kristal halde bir maddedir. Suda kolaylıkla erir.Tatlı ve lezzetlidir. Hayvansal ve bitkisel yapıda geniş ölçüde glukoz mevcuttur. Disakkaridlerin ve polisakkaridlerin yapılarında yer alır. İnsan kanında % 100 mg glukoz vardır. İdrarda normal halde elde mevcut ayraçlarla farkedilemiyecek kadar az miktarda glukoz bulunur. Şeker hastalığında kanda ve idrardaki glukoz miktarları çok artar. Hiç şüphesizki glukoz biyokimyasal yönden çok önemli bir monosakkaritdir.
  2. D-Fruktoz: Bilhassa meyvalar içinde çok miktarda bulunduğundan kendisine bu ad verilmiştir. Sukrozun yapısında yer alır. Bir ketoheksozdur. İkinci karbon atomu keto şeklindedir. Keto D-Fruktoz şeklinde yazılabildiği gibi, Alfa D Fruktopiranoz ve Beta D-Fruktofuranoz şekillerindede olabilir. Glukozdan Seliwanoff reaksiyonu ile ayrılır. Sulu HCL içindeki rezorsinolden ibaret bir solüsyon üzerine birkaç damla sulu şeker solüsyonu damlatılarak ısıtılırsa Hidrok-simetilfurfural teşekkül eder ve kırmızı bir renk görülür.
  3. D-Galaktoz: Doğada pek serbest halde bulunmaz, genellikle birleşik haldedir. Laktozun ve bitkilerdeki bazı polisakkaridlerin yapısında galaktoz vardır. Bilhassa legümlerin tohumlarının kabuklarında mevcuttur . Glikolipidlerin içerisindede daha sonra görüleceği gibi galaktoz vardır. Tadı glukozdan daha azdır. Fermentasyon yönünden de glukoza kıyasla mayalar tarafından daha yavaş formente edilir. Sıcak nitrik asidle okside edilirse Müsiksid teşekkül eder. Bu asit mikroskop altında tipik kristalleri ile tanınır.
  4. D-Mannoz: Mannozda pek serbest halde bulunmaz. Bazı polisakkaritlerin hidrolizi ile mannoz elde edilir. Gıda yönünden fazla değeri yoktur.
  5. Pentozlar: Bunların adları ve formülleri daha önce verilmişti. Riboz ve deoksiriboz nükleik asidin yapısında bulunur. Riboz ayrıca bazı enzimlerin yapısında yer alır. Arabinoz, gom arabik ve kiraz zamkının hidrolizi ile D-Ksiloz, odun ve samanın hidrolizi ile Ksilandan elde edilir.
  6. L-Ksiluloz, pentozüri denen hastalıkta idrarda tesadüf olunan pentoz şeklidir.
  7. D-Ribuloz pentoz metabolizması yönünden önemlidir. Furanozlar şeklinden başk a D-Riboz boşlukta şezlong şeklindede bulunur.

Disakkaritler, çift monosakkarid birleşmesi sonucu oluşan karbonhidrat grubudur. Bir disakkarit iki molekül monosakkaritin glikozit bağı ile bağlanmasıyla oluşur. Bu bağlanma sırasında bağ sayısı kadar su ortaya çıkar. Buna dehidrasyon sentezi denir. İnsan ve hayvanların yedikleri disakkaritler, sindirim sisteminde monosakkaritlerine ayrılarak kullanılır. Canlılarda en çok bulunan disakkaritler; maltoz (arpa şekeri), sakkaroz diğer adı sükroz (çay şekeri), laktoz(süt şekeri)dir.

Disakkaritlerin en önemli olanları Maltoz, Laktoz, ve Sukrozdur. Buna birde sellülozun temel ünitesini teşkil eden sellobiozu ilâve etmek lâzımdır. Disakkaridlerin yapısında yer alan başlıca monosakkaridler ise glukoz, galaktoz ve fruktozdan ibarettir. Monosakkaridler aşağıdaki şekilde biraraya gelerek disakkaridleri meydana getirir.

Monosakkarit + Monosakkarit → disakkarit + Su

Yukarıdaki olay bir dehidrasyondur. Disakkariti oluşturan monosakkaritler aynı cinsten olabilecegi gibi, farklı cinsten de olabilirler

  • glikoz + glikoz = maltoz + H2O
  • glikoz + fruktoz = sakkaroz + H2O
  • glikoz + galaktoz = laktoz + H2O

Disakkaritlerin Özellikleri

  1. Maltoz : Nişastanın asitlerle veya enzimlerle hidrolizi sonucu meydana gelir. Çeşitli çocuk mamaları ve malt ihtiva eden besin maddeleri hububatın hidrolizi ile elde edilir. Vücutta nişastanın hidrolizi ile maltoz meydana gelir. Oldukça tatlı bir şekerdir. Maltoz içindeki glikozid bağı 1. ve 4. karbon atomları arasında olduğundan glukozlardan birisinde serbest bir aldehid grubu vardır. Bu sebeple osazon teşkil edebilir. Karbonil reaktifleri ile reaksiyona girebilir. Mutarotasyon gösterebilir ve redükleyici etkiye sahiptir. Çok besleyici özelliği olan maltoz kilo alımında etkilidir.Emziren Annelerde sütün çoğalmasında hekimlerin tavsiyesidir.
  2. Laktoz : Süt şekeri hayvansal bir şekerdir. İnsan sütündede bulunur. Emziren annelerin hem kanında hem de idrarında laktoz’a tesadüf edilir. Organizma disakkaridlerden faydalanamadığından laktoz fazla miktarda imal edildiği meme dokusundan dolaşıma karışır ve idrara geçer. Serbest aldehid grubu vardır. Çünkü iki molekül monosakkarid arasındaki bağ «1- 4 glikozid bağı şeklindedir. Sütte çok az miktarda N-Asetil-Nöyraminik asitle bağlı halde Laktoz bulunabilir. (Nöyramin Laktoz) idrarada geçebilir. Karakteristik osazon kristalleri verir. İçerisinde galaktoz bulunduğundan musik asit reaksiyonunuda verir. Bunun için laktozu önce hidroliz etmek gereklidir. Kolon basilleri laktozu fermente edebilirler. Halbuki tifo basilleri fermente edemezler. Bu özelliğinden faydalanarak bakteriyolojide bu iki benzer basilin ayırdedilmelerinde faydalanılır. Basillus Coli, Basillus aerogenezis, streptokkokus laktis, laktozu laktik aside çevirirler ve bu yoldan sütün ekşimesine sebep olurlar. Halbuki lakto basillus asidofilus ve laktobasillus bulgarikus tedavi amacıyla kullanılan ekşi sütün meydana gelmesini sağlarlar. Bu olay barsaklarda da meydana gelir.
  3. Sükroz: Bildiğimiz çay şekeridir. Buna sakkaroz da denir. Genellikle pancar ve kamıştan elde edilir. Diğer birçok meyva ve sebzelerin tohum, meyva, yaprak ve çiçeklerinde de bulunur. Havuçda, ananasda , akçaağaçda sakkaroz vardır . Sakkaroz alkalik bakır solüsyonunu redükte etmez. Çünkü serbest aldehid ve keton grupları mevcut değildir. « glukozun aldehid grubu ile fruktozun keton grubu birleşerek 1- 2 glikozid bağı oluşturarak sükrozu meydana getirirler. Bu yüzden sükroz osazon yapmaz.Sakkaroz yada sükroz bir diğer adıda invert şekerdir.İnvert şeker fruktoz ve glukozun eşdeğerinde  bir karışımından ibarettir. Invertaz denen enzim tarafından meydana getirilir. Sükroz ancak ağız yolu ile verildiği taktirde  vücut tarafından kullanılabilir. Disakkaridler ister sükroz ister laktoz olsun doğrudan doğruya kana verildikleri vakit vücut faydalanamaz . Bu durumda Yabancı bir madde gibi idrarla dışarı atılırlar.    –Osazon Nedir :Osazon testi sonucunda oluşan kristallerin yapısı incelenerek ve erime noktalarına bakılarak bu monosakkaritin ne olduğu tayin edilebilir.-
  4. Sellobioz: Sellobioz sellülozun parçalanması sonucu oluşan bir disakkariddir.
  5. Trehaloz ise her iki glukozun anomerik C atomları arasında bağ bulunan bir disakkaritdir ve bu yönü ile sükroza benzer.

2. Oligosakkaritler

Üç ile altı arasında monosakkaritin birleşerek dehidrasyonu (su açığa çıkması) ile meydana gelirler. Bazı bitkilerde serbest olarak bulundukları gibi, karbonhidrat olmayan çeşitli maddelerin yapısına da katılırlar. Üç monosakkaritten ibaret olanlara trisakkarit, dörtlü olanlara tetrasakkarit denir.

Raffinoz, heksozlardan türeyen önemli bir trisakkarittir. Fruktoz, glukoz ve sakkaroz moleküllerinden meydana gelmiştir. Şeker kamışında,okaliptüs türü ağaçlarda, pamuk tohumunda bulunur. Şeker üretimi esnasında melasta toplanır. Enerji vermenin yanı sıra yapı maddesi olarakda kullanılırlar.


3. Polisakkaritler

Karbonhidratların çok sayıda monosakkaritin dehidrasyonu ile oluşmuş büyük moleküllü yapılardır. Temel yapı birimi glikoz molekülüdür. Kolloid yapıda olan bir bileşiktir. Bitkilerde, ozmotik basıncı yükselteceğinden dolayı şekerler monosakkarit halde depolanamaz, bu nedenle polisakkaritlere çevrilerek saklanırlar.

Polisakkaritler suda çözünmeyen büyük moleküllerdir. Belirtilmemiş olarak nişastada bir glikoz polimeridir, depo polisakkaritidir. Ayrıca patojenik bakterilerde polisakkarit sentezleyebilirler

n (Monosakkarit) → Polisakkarit + (n-1) Su

Karbonhidratların çoğu canlılar için temel besin maddeleridir. Yeşil bitkilerde fotosentez sonucu meydana gelirler. Otçul hayvanlar bu ihtiyaçlarını bitkilerden, etçil hayvanlar da otçullardan tedarik ederler. Vücutta 1 gr karbonhidratın yanması sonucunda ortalama 4 kalori açığa çıkar.

Polisakkaridlerin iç yapısı tam anlamıyla aydınlatılmış değildir. Bunlar monosakkaridlerin biraraya gelmesi ile teşekkül eden maddelerdir. Yapılarında saf monosakkaridler bulunacağı gibi, monosakkaridlerin oksidasyon ürünleri ve diğer bazı kimyasal gruplarda bulunabilir. Bunlar tatlı maddeler değildir. Çoğunlukla beyaz şekilsiz toz halinde olurlar. Saf halde iken indergeme, aldehid veya keton özelliği göstermezler. Molekül ağırlıkları genellikle yüksektir . 10.000 ile 4.000.000 arasınd a değişebilir. Şekilleri düz zincir, dallı budaklı veya halka şeklinde olabilir. Bunlar bilinen monosakkarid sınıflarının sonuna «an» eki getirilmek sureti ile isimlendirilirler. (Pentozan veya pentan, Heksozan veya Heksan , Araban , Glukan, Mannan, Galaktan gibi.) Eğer bunlar tek tür monosakkaridden meydana gelirlerse, bu takdirde kendilerine Homopolisakkaridler denilir. İçlerinde diğer gruplarda bulunursa (Uronik asitler gibi) Heteropolisakkaridler denilir.

Pentozanlar başlıca, bitkilerde bulunurlar. Örneğin, kiraz zamkında pentozanlar bulunur. Hidroliz edildikleri zaman Pentozları verirler.

a. Homopolisakkaridler: (Heksozan)

  1. Nişasta: Özellikle karbohidratların bitkilerde depo edilmiş şeklidir. Değişik nişasta granüllerinin mikroskop altındaki görünüşleri farklıdır. Nişasta: En önemli bitkisel polisakkarittir. İyotla maviye boyanır ve monosakkaritlere parçalanmadan indirgenemez. Buna göre nişasta cinslerinin ayırd edilmeleri mümkün olur. Buğdayda, patatesde, pirinçde, mısırda, baklada, fındık ve fıstıkda, diğer meyva ve sebzelerde bol miktarda nişasta mevcuttur. Nişastanın molekül ağırlığı 50,000 ile 1.000.000 arasında değişir. Nişasta granülleri iki değişik kısımdan yapılmıştır. Bunlardan hepsi de glukozun polimeri olan polisakkaridlerden ibaret oldukları halde molekül yapıları ve bazı özellikleri yönünden farklılıklar gös-terirler. Nişastayı teşkil eden bu iki maddenin adları amiloz ve amilopektin’dir. Nişasta içerisinde % 10 – 20 oranında amiloz vardır. Geri kalan kısmı amilopektinden ibarettir.
    Nişastaya sulu mineral asidler veya özel enzimler aracılığı ile hidroliz olur. Nişasta iyodla mavi renk verdiği halde hidroliz olduğu zaman renk yavaş yavaş değişerek önce kırmızı sonra renksiz hale geçer.
    Nişasta molekülleri başlıca üç çeşit enzim tarafından tam bir hidrolize tabi tutularak B-Glukoz moleküllerine parçalanırlar. Bunlardan birincisi Amilaz denen enzimdir, Amilaz enzimi hayvanların salya ve pankreas salgısında bulunur.
  2. Dekstrinler: Nişastanın asid veya enzimler vasıtası ile daha küçük moleküllü parçalara ayrılması sonucu dekstrin denen tatlı maddeler meydana gelirler. Bu parçalanma sonucu, nişasta «Çözülen nişasta» , «Amilodekstrin»,  «Akrodekstrin » ve maltoz meydana gelir. Dekstrin solüsyonlar genellikle müsilaj olarak kullanılırlar. (Müsilaj nedir :Müsilajlar zamklar gibi suda şişerek viskoz, kolloidal çözelti meydana getiren maddeler. Zamklardan farklı olarak yapıştırıcı değildir.)
  3. Dekstranlar : Mikroorganizmaların özellikle Lökonostak Mezenterikusun şekerler (Sukroz ) üzerine etkileri sonucu meydana gelen bir sıra polisakkaridlere Dekstranlar denilmektedir. Dekstranlarda D-Glukoz moleküllerinden müteşekkil olup, her iki şeker ünitesi arasında genel olarak glikozid bağları vardır. Çok dallı olan yapılarında 1-2 , 1-3 , 1- 4 bağlarıda bulunur. Şeker üniteleri birbirleriyle bağlanarak bir ağ meydana getirirler. Dallanmalar mikroorganizmanın cinsine göre değişiklik gösterir. Molekül ağırlıkları 4 milyona kadar çıkabilir. Dekstranlar arasında özellikle molekül ağırlıkları 25 – 75 bin civarında olanlardan, çok viskoz olmaları, osmotik basınçlarının düşük olması ve yavaş parçalanmaları nedeni ile tıpta kan hacmini arttırıcı olarak faydalanılır.
  4. Glikojen: Hayvanlarda bulunan polisakkarittir. Özellikle karaciğer ve kasta bu şekilde yedek enerji kaynağı olarak depo edilir. Hayvansal dokularda bunlardan özellikle karaciğer ve kaslarda yaygın halde bulunan bir polisakkariddir. Son zamanlarda mayada, bazı mantarlarda, yosunlarda ve diğer bazı bitkilerde de glikojen bulunduğu saptanmıştır. Glikojen saf ve beyaz bir toz halindedir. Etil alkolle presipite olur. İyotla, kırmızı kahverengi, kırmızı veya menekşe bir renk verir. Solüsyonu opalasan bir görünümdedir. Hidroliz edilirse D-glukoz üniteleri verir. Karaciğerde ve kaslarda glikojenin teşekkül tarzından metabolizma bölümünde bahsedilmektedir.
    Glikojen, dokulardan dokunun hızlı bir şekilde parçalanarak sıcak suda kaynatılması yolu ile bulanık bir solüsyon halinde elde edilebilir. İkinci basamakda etil alkolle presipite etmek ve santrifüj etmek suretiyle glikojenin ayrılması mümkündür. Ancak daha iyi bir sonuç almak için dokunun önce % 60 lık KOH içerisinde ısıtılması ve meydana gelen opalasan solüsyonun alkolle presipite edilmesi daha sonra sıra ile presipitatın önce alkollü KOH ile ve daha sonr a etil alkol ile yıkanarak saf hale getirilmesi gereklidir.
    Glikojen yapı itibariyle amilopektine benzer. Ancak amilopektine kıyasla çok dah a dallı bir yapı gösterir. Örneğin amilopektinde yer alan her iki dallanma noktası arasında 25 glukoz ünitelik bir uzantı bulunmasına karşı, glikojende bu uzantı 11 glukoz ünitesinden ibarettir. Dallanma glikojenden glikojene farklılık gösterebilir. Glikojenin parçalanmasın a gelince , Amilaz glikojene etki yaparak maltoz ünitelerinin ve limit dekstrin denen daha sık dallı yüksek moleküllü bir santral kısmın meydana gelmesine yol açar.
    Bu suretle glikojen molekülünün % 47 kadarı maltoz halinde ayrılarak geriye % 53 oranında bir kitleye sahip limit dekstrin (residual dekstrin) kalır. Daha önce de açıklandığı gibi parçalanmamış glikojende çevrede 11 glukoz ünitesi için bir uç grup mevcut olduğu halde limit dekstrin denen kısımda ortalama her 5.5 glukoz ünitesi için bir uç grup mevcut bulunmaktadır . Kısaca amilopektin ile glikojen molekülü arasındaki yapı farkı glikojende dallanma oranı 0.09 olduğu halde amilopektinde yarıdan daha az 0.04 diye açıklanabilir.
    Glikojenin molekül ağırlığı konusunda geniş ölçüde araştırmalar yapılmıştır. Glikojen moleküllerinin metilasyon ve asetilasyonu sonucu hazırlanan solvanların osmotik basınçlarının ölçülmesi yolu ile yapılan tayinlerde molekül büyüklükleri 4 milyon veya büyük moleküllerde bunun birkaç katı daha fazla olan glikojenlerin mevcut olduğu saptanmıştır.
  5. Sellüloz: Özellikle bitkisel yapıda yer alan bir polisakkariddir. Selüloz: Binlerce glikoz molekülünden oluşmuş, suda erimeyen iyotla boyanmayan bir bitkisel polisakkarittir. Pamuk, odun ve kağıdın yapısında geniş ölçüde bulunur. Glukoz ünitelerinden oluşur. Temizlenmiş ve arındırılmış sellülozun mol ağırlığı 150 bin – 500 bin arasında değişir. Çok konsantre asitlerle ısıtıldığı vakit bir disakkarid olan sellobioz ünitelerine ayrılır. Kolay kolay erimez. Fakat  bazı mikroorganizmalar sellülozu parçalayabilirler. Ancak insan mide ve barsak kanalından sellülozu parçalayabilecek bir enzim mevcut değildir. Beyaz karıncaların ince bağırsaklarında bulunan protozoalar sellülozu tamamen sindirebilmekte veya başka yoldan bunların sindiriminde önemli bir rol oynamaktadır. Birçok bakteriler, geviş getiren hayvanlar ve sümüklü böcekler sellülozu sindirebilir. Hayvanlarda Tulumlular hariç diğerlerinde bulunmazlar.
  6. Neuramin Asit: Sütteki oligosakkaritlerde bulunur ve membran oluşturan glikolipitte bulunur.
  7. Uron Asidi ve Glikuron Asidi de diğer polisakkarit gruplarındandır.
  8. İnulin: D-Fruktoz ünitelerinden meydana gelmiş bir polisakkariddir. Soğan ve sarımsağın yumrularında bulunduğu gibi yıldız çiçeği, yerelması gibi bitkilerde de bulunur. İyodla renkli reaksiyon vermez, polarize ışığı sola çevirir. Amilazla etkilenmez. Asidlerle veya inulaz enzimi ile hidroliz edilebilir. Mol ağırlığı 5 bin kadardır . Ticarette fruktoz elde edilmesinde kullanılır.
  9. Diğerleri arasında galaktoz ünitelerinden oluşan galaktanları, mannoz ünitelerinden oluşan mannanları, pentoz ünitelerinden oluşan çeşitli pentanları, galakturonik ve mannuronik asit polimerlerini kitin’in yapısında yer alan N-Asetil-D – Glukozamin polimerlerini açıklamak mümkündür.
    Galaktanlar, deniz yosunlarından elde edilen agar ağarın, bir tür sümüklü böceğin yapısında bulunur. Ot ile beslenen hayvanlar galaktanlardan yararlanabilirler. Mannanlar keçiboynuzunda, hindistancevizi endosperminde, mayada , mantarlarda ve bakterilerde bulunurlar.
  10. Pektin: Galakturonik asitlerin polimerinden meydana gelen, ve kısmen metil alkolle esterleşmiş halde bulunan polisakkaridlere ise pektinler denir. Pektinler meyvaların ve çileklerin jel yapma özelliğini veren maddelerdir. Mannuronik asit polimerlerinden oluşan polisakkaridlerin ise deniz otunda bulunduğu saptanmıştır.
  11. Ayrıca çeşitli bitkiler odun ve fıstık türlerinde pentozlardan L – Arabinoz ve D – Ksiloz polisakkaridlerinden meydana gelen araban ve ksilan türlerine raslanılmıştır. Escherchia Coli ve diğer organizmalarda ise  N asetilnöyraminik asit polimeri olan kolominik asit bulunmuştur .
  12. Kitin: böceklerin iskeletinde ve kabuğunda bulunur.

 b. Heteropolisakkaritlerler  

Monosakkaritlere ek olarak başka maddelerde bağlanmış  karbohidratlardır. Ek gruplarda  kükürtlü veya azotlu bağlantı olabilir. Çoğunlukla bağ dokuda yapı elemanı olarak kullanılır. Hiyalüronik asitheparin, kertan sulfat, kondrotin sulfat başlıca örnekleridir.

Agar Agar , pektinler ve Gumlar da heteropolisakkaritler sınıfına girerler. Gumların hidrolize ile genellikle galaktoz, arabinoz veya ksiloz elde edilir. Bunlardan en önemlileri, Gum Arabik ve Gum Akasia gibi gumlardır.

Heteropolisakkaritlerin önemli gruplarından birini de Muko-polisakkaritler meydana getirirler. Mukopolisakkaritlerin yapılarında temel maddeler olarak amino şekerler ve uronik asitler bulunurlar . Bazılarında ise sadece amino şekerler ile monosakkaritler vardır, uronik asitler bulunmazlar. Mukopolisakkaritler ait oldukları dokularda kısmende olsa proteinlere bağlı bir şekilde ve mukoproteinler halinde bulunurlar. Yapılarında bulunan uronik asitler ve asit karakterler i dolayısıyla bunlara «Asit Mukopolisakkaritler» de denilir. Başlıca örneklerini hayvansal dokularda yaygın şekilde bulunan Hiyaluronik asit, Heparin ve Kondroitin Sülfatlar teşkil ederler. Bunlar müşterek karekterleri olarak yapılarında N-Asetil hekzozamin ihtiva ederler. Hiyaluronik Asit : Ekumoleküler oranda, D – Glukozamin, D-Glukuronik asit ve Asetik Asit den yapılmıştır.

  1. Hiyaluronik asit: Ekumoleküler oranda, D – Glukozamin, D-Glukuronik asit ve Asetik Asit den yapılmıştırHiyaluronik Asit içerisinde yer alan asit ile glukozamin ve glukuronik asitten oluşan ünitelere Hiyalobiuronik Asit grupları denilir. Snovyal sıvı, Korpus vitreum, göbek kordonu, cilt ve hemolitik streptokoklardan izole edilmiş bulunan hiyaluronik asit, son derecede viskozdur. Bu nedenle eklem düzeylerinin ıslak ve kaypak kalmasını sağlar. Hiyaluronidaz enzimi hiyaluronik asidi parçalar.
  2. Heparin : Heparin de bir glukuronik asit ve glukozamin polimeridir. Gerek glukuronik asidin 2.C atomu gerek glukozaminin 2.C atomundak i amin grub u ve 6.C atomu sülfatlaşmalardır . Glu-kuronik asit ve glukozamin a -1- 4 bağları ile bağlanmışlardır. Kuvvetli asit olan bu madde, Ba tuzu şeklinde izole edilebilir. Heparin, antikoagülan bir maddedir. Kalp damar hastalıklarında pıhtılaşmayı önleyici olarak kullanılır. Heparin karaciğer, akciğerlerde ve geniş çeperli arterlerin duvarlarında bulunur. Molekül ağırlığı 17.000 -20.000 arasında değişir.
  3. Kondroitin Sülfatlar : Yapı itibariyle Hiyaluronik aside benzerler. Bunların tekrarlayan ünitelerinin farkı hyaluronik asidde glukozamin bulunmasına karşılık kondroitin sülfatta galaktozamin bulunmasıdır. Ayrıca Kondroitin Sülfatta bazı alkol grupları sulfatlaşmış haldedir. Kondroitin Sülfatlar , Kondroitin sülfat – A, B ve C diye üçe ayrılırlar. A ile C arasındak i tek farklılık sülfat grubunun A da N – asetil galaktozaminin 4.C atomundaki hidroksil grubu ile C de ise 6.C atomundaki primer alkol grubu ile esterleşmiş olmasıdır. Kondroitin sülfat B ise D – Glukuronik asit yerine L -Iduronik asit ihtiva eder.
    Kondroitin sülfatlar hayvansal dokunun temel yapı maddeleri arasında yer alırlar. Genellikle proteinlere bağlı vaziyette bulunurlar. Kondroitin Sülfat – A kartilajda , yetişkinlerin kemiklerinde ve kornead a bulunur. Kondroitin Sülfat – B ciltte, kalp kapakçıklarında, tendonlarda, C ise gene kartilajda ve tendonlarda vardır . Bunlar optik çevirme dereceleri ile veya enzimatik olarak birbirlerinden ayırd edilebilirler.
  4. Keratosulfat : Bu gruptaki asit mukopolisakkaritlere benzerse de yapısında uronik asit yerine galaktoz vardır.Kaburgaların kartilaj kısımlarında bulunur.
  5. Sialik asitler : Bunlar nöyraminik asidlerden türeyen bir grup maddelerdir. Nöyraminik asidin asetilleşmesi ile sialik asidler meydana gelirler. Nöyraminik asit 9 C lu bir şeker asitidir. 3.C. atomu deoksi ve 5.C atomu amino şeker vaziyetindedir. Amino grubunun , bazı hallerde de ayni zamand a bir hidroksil grubununda asetilleşmesi ile Sialik asitler meydana gelirler. Sialik asitler mükopolisakkaridlerde yer aldıkları zaman 2.C. atomları bir şekerle glikozidik bağ yaparak bağlanır. Nöyraminik asit muhtemelen Mannozamin ve piruvik asidin aldol kondansasyonu ile meydana gelmektedir.
  6. Kan Grubu Substansları ; Alyuvarlarda ve diğer dokularda bulunan ve proteinle birleşik halde, agglutinojen özelliklerine sahip kan grubu substanslarıda esas itibariyle mukopolisakkaritlerden oluşurlar. Yapılarında glukozamin veya galaktozamin ile basit şekerler yer alır. Çoğunlukla fukoz ve sialik asit de bulunur.
  7. Bakterilerle İlgili Polisakkaridler : Bakterilerden spesifik immun reaksiyonlarla ilgili değişik yapıda polisakkaritler elde edildiği gibi bakteri hücre duvarlarıda genellikle polipeptidlere bağlı özel yapıda polisakkaritleri ihtiva ederler. Bakteri hücresinde yer alan bu özel yapıdaki polisakkaritlere «Spesifik Polisakkaritler» denilir.
    Bakteri hücre duvarında yer alan polisakkaritlere, glikoprotein yerine peptidoglikanlar denilmektedir. Bunların yapısında yer alan polipeptidler protein yapısına sahip değillerdir. Peptidoglikanlar içerisinde yer alan tekrarlayan üniteler N – Asetilen Muramik asit, N – Asetilen glukozamin, laktik asit ve bir tetra peptidden oluşur.
  8. Pirojen Maddeleri : Pirojen denilen bakteri artıklarıda , bu çeşit polisakkaritlerden başka bir şey değildir.


Ayrıca Bakınız

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ