DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Bebekler gözünü neden daha az kırpar?

Bebekler gözünü neden daha az kırpar?
A+
A-

Bebeğiniz çok az mı göz kırpıyor? Endişelenmeyin! Bilim insanları bebeklerin neden daha az göz kırpmalarının sebebini açıkladı.


Bebekler gözünü neden daha az kırpar?

Bir bebeğin gözlerine dikkatle baktığınızda, çok ender göz kırptıklarını fark edebilirsiniz. Araştırmalar erişkin bir insanın dakikada yaklaşık 15 kez gözlerini kırparken, bebeklerin dakikada ancak bir ya da iki kez kırptıklarını ortaya koyuyor. Bu durum bizlere çok garip gelebilir, ama bilim insanları bebeklerin göz kırpmalarının beyinlerinin gizemlerine ışık tutabileceğine inanıyorlar.

Bunun nedeni, göz kırpmanın beyin hücrelerinin iletişim kurmalarına olanak tanıyan sinir iletenlerinden biri olan dopamin tarafından düzenleniyor olması. Araştırmalar dopamin ile göz kırpma arasında bir bağlantı olduğunu, dopamin düzeylerini etkileyen birtakım koşulların ya da ilaçların göz kırpma oranlarında da farklılıklar yarattığını ortaya koyuyor.


Kendiliğinden göz kırpma farklı

Spontan göz kırpması, gözün yabancı bir nesnenin olumsuz etkilerine karşı korunmasına yarayan tepkisel göz kırpma ve kasıtlı olarak yapılan istemli göz kırpmadan farklıdır. Bu tür göz kırpmalarının genelde gözleri nemli tutmaya, onlara zarar verebilecek toz ve daha başka maddelerden korumaya yaradığı düşünülse de, araştırmacılar bunun göz kırpmanın işlevlerinin yalnızca bir parçası olduğuna inanıyorlar.

Kendiliğinden göz kırpmanın doğasını sorgulama çabaları çok eskilere uzanıyor. 1928 yılında, Eric Ponder ile W.P. Kennedy erişkinlerde kendiliğinden göz kırpma oranlarını etkileyen unsurlarla ilgili bir araştırma yaptılar. Araştırmacılar, koşullar aynı kaldığında, deneklerin göz kırpma sıklığında ve sayısında hiçbir farklılık yaşanmadığına tanık oldular. Karanlık ve aydınlık ortamlarda da sıklık değişmiyordu.

Göz kırpma sıklığı gözlerin nemli ya da kuru olmasıyla da bağlantılı değildi. Araştırmacılar denekleri daha nemli bir ortama yönlendirdiklerinde gözlerini kırpma sayısına bir değişiklik meydana gelmediğine ve bu oranın kuru ortamlarda da korunduğuna tanık oldular.

Ne var ki, göz kırpma sıklığı ile deneklerin “ruhsal gerginlikleri” arasında sürekli bir bağlantı söz konusuydu. Örneğin, Ponder ile Kennedy deneklerin öfkeli ya da kızgın olduklarında, ya da mahkemede sorgulandıklarında çok daha sıklıkla göz kırptıklarını gördüler. Tüm bunlar kendiliğinden gelişen göz kırpmanın temelde gözlerin durumuyla değil, beyindeki bir “göz kırpma merkezi” ile bağlantılı olabileceğine işaret etmekteydi.


Bebeklerde göz kırpma

Göz kırpmanın bir işlevi gözleri nemli tutmak olduğundan, araştırmacılar gözleri erişkinler kadar nemlenme gereği duymayan bebeklerin çok az göz kırptıklarına dikkat çekiyorlar. Bir başka görüş de, yeni görme
yetileriyle bebeklerin gereksindikleri tüm görsel bilgiye ulaşmak için yoğun bir çaba harcamak zorunda olduklarıydı. Dopamin sistemine gelince, kimi araştırmacılar yeni doğanlardaki seyrek göz kırpmalarının dopamin sisteminin yeterince gelişmemiş olmasından kaynaklandığını öne sürüyorlar



Ayrıca bakınız

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.