DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Az Bulutlu

Devrim yaratan 4 yeni Robot teknolojileri ile tanışın

Devrim yaratan 4 yeni Robot teknolojileri ile tanışın

Daha önce medyadan yapay yani sentetik bir televizyon yıldızı görmüş müydünüz? Peki Robot hizmetçiler? Ya da hastalıklarla savaşan Biyolojik robotlar (Xenobots)? Eğer duymadıysanız yazımızı okumaya devam edin. Devrim yaratan 4 yeni Robot teknolojileri ile tanışın, çünkü eninde sonunda yeni robot teknolojileri önünüze yakınlarda çıkmaya başlayacak. Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak…


Devrim yaratan 4 yeni Robot teknolojileri ile tanışın

Ekranlara sentetik yıldızlar geliyor. Bulut robot biliminde (cloud robotics) devrim yaşanacak. Hastalıklar, DNA’mız yeniden düzenlenerek yok edilecek! Biyolojik robotlar (Xenobots) yolda. Gelin tek tek inceleyelim bu yeni robot teknolojilerini.


1. Sentetik medya yıldızları gerçeği bastıracak

Eğlence dünyasının gelecek nesil yıldızları sanal olacak.Sentetik medya eğlence şeklini değişterecek. Bir video’daki kişinin yüzünü bir başkası ile değiştirebilen ‘derin taklit’ (deepfake) teknolojisini duymuşsunuzdur. Ama, sentetik (yapay) medya adı verilen yeni bir teknolojik gelişme çok daha ileriye gidiyor. Sentetik medya, yapay olarak yani bilgisayarla oluşturulan ve gerçek olanlardan ayırt edilemeyecek kadar yüksek çözünürlük ve kalitede fotoğraf, ses ve görüntüler üretebiliyor. O kadar ki, gelecek on yılda gerçek ile sanal olanı ayırmamıza olanak kalmayacağa benziyor.

Örneğin ‘Bu kişi aslında yok!’ (Thispersondoesnotexist.com) adlı siteye gider de gördüğünüz görüntüleri yenilerseniz (‘refresh’ işlemi yaparsanız) epey şaşıracak ve görüntülünen yüzlerin gerçek olmadığına inanamıyacaksınız. Kullanılan teknoloji daha önceki yazılarımızda ele aldığımız GAN (Generative Adversarial Networks) adlı yapay zeka teknolojisi. Özetle, önümüzdeki on yılda eğlence dünyası yeni yıldızlarını biz insanlar arasından seçmeyecek, sanal olarak kendisi yaratacak.

Çin’in devlet haber ajansı Xinhua, sentetik medya üretimi TV habercilerini sunmaya başladı bile. Sentetik medyanın, bilgisayar tarafından üretilen haber sunucuları olarak kullanımları hakkında capcanlı bir örnek sunuyor.Kendisi henüz gerçek haberci düzeyine tam olarak ulaşamamış olsa da hızla gelişeceği kuşkusuz. Bu tür sentetik medyanın yaratıcılığı müthiş geliştirme potansiyeli yanında, devlet güdümünde istendiği gibi şekillendirilebilen medyalarda yalan haber üretiminde kullanım riski de yüksek.

David Beckham’ın deepfake ile 9 dilde konuşan sentetik bir kopyası var


2. Bulut robotbilimi (cloud robotics) devrim yaşanacak

Robot hizmetçiler yada Robohizmetliler, birbirleri ile konuşan ve birbirlerinden öğrenen küresel bir makine ağı oluşturacaklar. Günümüzde robotlar belirli bir yere sabitlenmiş olarak endüstriyel üretimde, ya da kontrollu ortamlarda hareket ederek sınırlı sayıda işi yapacak biçimde kullanılıyorlar. Yetenekleri ve ‘zekaları’ çok sınırlı. Bulut robobilimi ise, bizlere, güçlü ‘beyinleri’ bulut bilişimde bulunan yeni nesil robotlar vadediyor.

Beklenti, bu robotların bulundukları ortam ve yaptıkları işler açısından çok daha esnek olmaları, hatta, fazla da beklemeden evlerimize girmeleri. Hayal edilen, bulut robobilimin, gören, işiten, dilimizi ve çevrelerini anlayan robotlar yaratabilmesi. Google ve Amazon bulut bilişim sistemleri üzerinde bu tür geliştirmeler için şimdiden yoğun biçimde çalışıyorlar.

Mutfakta işlerinizi yapan robot hizmetçi olsa hoşunuza gitmez miydi?

Harika robo-hizmetçiler

Aralarında konuşan ve birbirlerinden öğrenen küresel bir makine ağını robo-hizmetçiler yaratabilir! Şimdiye kadar robotların oldukça zayıf beyinleri vardı. Metalleri perçinlemek veya yükleri taşımak gibi kendilerine verilen talimatları alıyor ve görevlerini yapıyorlardı. Ayrıca kendileri için özel olarak tasarlanmış veya uyarlanmış fabrikalar veya atölyelerde çalışıyorlardı. Bulut robotiği, robotlar dünyasında tamamen yeni bir sey vaat ediyor: Çevrim içi bulutta depolanan süper beyinlere sahip robotlar! Buradaki düşünce, bu robotların entelektüel güçlerini artırmak ve çalışabilecekleri yerlerde daha esnek olmalarını sağlamak, belki de evlerimize gelişlerini hızlandırmak.

Hem Google Cloud hem de Amazon Cloud, içlerinde öğrenen ve büyüyen robot beyinlerine sahip. Bulut bağlantılı robotiğin ardındaki rüya, doğal dili anlayabilen, duyabilen, kavrayabilen ve çevrelerindeki dünyayı anlayabilen yaratıcı robotlar üretmek. Bulut tabanlı robotik araştırmalarının önde gelen oyuncularından biri, ABD’deki Stanford ve Cornell üniversitelerindeki araştırmacılar tarafından yürütülen bir proje olan Robo Brain. Google, Microsoft, devlet kurumlan ve üniversiteler tarafından finanse edilen ekip, Amazon bulutu üzerinde farklı yazılım sistemlerini ve farklı veri kaynaklarını nasıl entegre edeceğini Öğrenebilecek bir robot beyin inşa ediyor.

Dikkatle izlenmesi gereken bir diğer proje de, Google’ın ana şirketi Alphabet’in “moonshot factory” birimi tarafından hazırlanan Everyday Robot Project. Proje, yasadığımız ve çalıştığımız yerleri anlayabilecek kadar akıllı robotlar geliştirmeyi hedefliyor ve hızlı bir ilerleme kaydediyorlar.

Kuzey California’daki Alphabet ofislerinde bulut tabanlı robotları test ediliyor. Şimdiye kadar, geri dönüşümü sıralamak gibi basit görevler gerçekleştiriyorlardı (oldukça yavaş geliştikleri söyleniyor) ancak gelecekte göreceğimiz robotları temsil ettiklerini söylemek mümkün.


3. Hastalıklar, DNA’mız yeniden düzenlenerek yok edilecek!

Gen düzenleme aracı CRISPR artık hastalıkları genetik düzeyde tedavi edebiliyor. 2018 de Çin’de genleri ile oynanmış iki ikiz kız kardeşin doğumu büyük tepkiye yol açtı. Söz konusu tüp bebeklerin genleri CRISPR yöntemi ile onları AIDS hastalığına (HIV virüsüne) karşı koruyacak biçimde değiştirilmişti. CRISPR, spesifik DNA dizilerini hedeflemek ve kesmek için bir bakteriyel enzim
araştırmacı He Jiankui, tam onay alamadığı için hapis cezası almıştı.

CRISPR, belirli DNA dizilerini (sekanslarını) hedefleme ve kesme işlemlerini bakteri enzimleri aracılığı ile gerçekleştiren bir genetik mühendisliği yöntemi. Bu işlemi gerçekleştiren ekibin başındaki Çinli araştırıcı He Jiankui ebeveynlerin rızasını almadığı ve güvenlik ilkelerine uymadığı için hapis cezasına çarptırıldı.

Öte yandan, etik açıdan sorunsuz ve özenli araştırmalar sayesinde aynı yöntem yaşamı tehdit eden birçok hastalığa karşı kullanılmaya başlandı bile. Çin’de ve ABD’de bazı kanser hastaları CRISPR ile yeniden düzenlenmiş kendi bağışıklık hücreleri ile tedavi edilmekteler.

CRISPR yöntemi ile iyileştirilmesi beklenen hastalıklar şimdilik şöyle: Birçok kanser türü, kan hastalıkları, körlük, AIDS, sistik fibroz, müsküler distrofi ve Huntigton hastalığı. Dolayısı ile, önümüzdeki on yılda birçok hastalığın tedavisi için bu genetik mühendisliği teknolojisinden yana büyük beklentiler var.

ABD’de 2018 yılına kadar, farklı kanser hastalarında benzer tekniklerin kullanıldığı iki çalışma sürüyordu. Üç hastanın düzenlenmiş bağışıklık hücrelerini geri aldığı rapor edilmişti. Gen düzenleme aynı zamanda kalıtsal bir kan hastalığı olan hücre anemisi tedavisi İçin de test ediliyor. Bu çalışmada, hastaların kendi kanından kök hücreleri toplanacak ve düzenlenecek.

Hastalıklara mücadele eden tırnak kalınlığında robot olan Xenobot


4. Biyolojik robotlar (Xenobots) yolda

2010 yılında biyolojist ve genetikçi Craig Venter ile ekibi ilk sentetik hücreyi (yapay yaşamı) yarattılar. Dört yıl sonra ise Sanofi ilaç şirketi maya hücrelerinin genetik olarak değiştirilmesi ile oluşturulan ilk malarya (sıtma) ilacını pazarlamaya başlamıştı bile. Günümüzde ise sentetik biyoloji uzmanları hücreleri basit işleri gerçekleştirebilen topluluklar haline getirebiliyorlar. Bu minik biyolojik makinalara da ‘xenobot’ adı veriliyor.

Günümüzde bu biyolojik robotların ilk örnekleri Süperbilgisayarlar ile tasarlanarak ve kurbağa embriyolarının kalp ve deri hücrelerini kullanarak gerçekleştiriliyor. Sadece bu iki tip hücre ile oluşturulan biyolojik makinalar, petri kapları içinde yüzüp, rastladıkları topakları iterek bir araya getiriyor yani kümeler biçiminde istifliyebiliyorlar.

Tasarımcı bilgisayar basit bir evrimsel algoritma kullanarak rastlantısal organizma modelleri üretiyor ve bunların yaklaşık yüzde biri yukarıda özetlenen görevi gerçekleştirecek biçimde oluyor. Seçilen sanal tasarımlar şimdilik hücrelerin el ile bir araya getirilmesi ile gerçeğe dönüştürülüyor ama minik biyolojik robotlar ileride 3D baskı yada hücrelerin elektrik alanlari ile yönlendirilmesi ile üretilebilecek.

Biyolojik robotlar için henüz canlı denilemez, çünkü ne beslenebiliyor ne de çoğalabiliyorlar. Gıda alamadıkları için de biyolojik robotlar, bir süre sonra doğada yok oluyorlar. Bu da çevreye ve insanlara zararları olmayacağı anlamına geliyor. Bu yaklaşımın diğer sentetik biyoloji yöntemleri ile birleştirilmesi ile ise karmaşık işleri gerçekleştirebilecek çok hücreli organizmaların yapımı mümkün olabilecek.

Örnegin bu yolla vücut içi biyoçözünür (biodegradable) ilaç dağıtım makinaları üretilebilecek. Malzeme olarak da insan hücreleri kullanılacağından biyouyumuluk (biocompatibility) sorunu da yaşanmayacak. Mini biyorobotlar tasarım ve yapımına sinir hücrelerinin de katılarak daha karmaşık işler yapmalarının sağlanması da beklentiler arasında.

Hatırlarsanız yıllar önce bazı ölümcül hastalığa sahip insanların kendilerini dondurarak, o hastalığın tedavisi bulunana dek uyutulduğunu görmüştük. Bu robot teknolojiler uygulanmaya başlandığında işte o yıllardır sorduğumuz, donmuş insanlar tekrar canlandırılabilecekler mi? Canlandırıldıklarında iyileştirilebilecekler mi? bu sorularında cevabını alacağız.

Sentetik biyologlar nedir?( Eng: Xenobots, Tr: ksenobotlar)

Sentetik biyologlar onlarca yıldır hayatı yeniden tasarlıyor, ancak şimdiye kadar çoğunlukla tek tek hücrelerle uğraşıyorlardı ve genetik modifikasyonun güçlendirilmiş bir versiyonunu gerçekleştiriyorlardı. 2010 yılında Craig Venter ve ekibi, keçilere hastalık bulaştıran bir böceği kullanarak ilk sentetik hücreyi yarattı. Dört yıl sonra sentetik biyoloji çağının ilk ürünlerinden biri, ilaç şirketi Sanofi’nin yeniden tasarlanmış maya hücreleri ile ürettiği malarya ilaçlarını satmaya başlamasıyla piyasaya çıktı.

Ancak bugün biyologlar, tek hücreleri basit görevleri yerine getirebilecek gruplar halinde organize etmenin yollarını bulmaya başlıyor. Vermont Üniversitesinden biyolog Josh Bongard bu küçük makinelere “ksenobot” adını veriyor. Buradaki amaç, milyarlarca yıldır bu tür küçük makineler inşa eden doğanın bu çalışmasını taklit etmek. Şu anda, Bongard’ın ekibi ksenobotlarını, kurbağa embriyolarından elde edilen deri ve kalp hücreleriyle, süper bilgisayara kayıtlı tasarımlara dayalı bir şekilde üretiyor. Sadece bu iki hücre türünü birleştirerek, bir petri kabının dibinde gezinebilen, küçük bir topağı itebilen ve hatta iş birliği yapabilen makineler tasarladılar.

Bongard, “Bu ksenobotlardan bir grup oluşturur ve petri kabına topaklar serpiştirirseniz, bazı durumlarda küçük çoban köpekleri gibi davranıyor ve bu topakları düzgün yığınlar halinde topluyorlar” diyor. Bilgisayarları, başlangıçta rastgele tasarımlar oluşturan ve bunların%99’undan fazlasını reddeden basit bir evrimsel algoritma çalıştırıyor. Algoritma yalnızca bir petri kabının sanal sürümünde gerekli görevi yerine getirebilecek şekilde tasarlanabilenleri seçiyor.

Bongard’ın açıkladığı gibi, bilim insanları hala bitmiş tasarımları gerçeğe dönüştürmek, hücreleri elle katmanlamak ve şekillendirmek zorundalar. Sürecin bu kısmı, hücreleri manipüle etmek için elektrik alanları kullanmakla veya 3B baskı teknikleri ile sonunda otomatikleştirilebilir. Bu ksenobotlar henüz canlı organizmalar demek mümkün değil, çünkü bunlar örneğin, beslenmiyorlar veya üreyemiyorlar.

Beslenmedikleri için eninde sonunda “ölüyorlar” veya en azından ayrışıyorlar. Bu süreç de çok hızlı olduğundan dolayı çevre veya insanlar için açık bir tehlike oluşturmuyorlar. Bununla birlikte, bu yaklaşımı daha geleneksel sentetik biyoloji teknikleriyle birleştirmek, karmaşık görevleri yerine getirebilen yeni çok hücreli organizmaların yaratılmasına yol açabilir.

Örneğin, biyolojik olarak parçalanabilen ilaç verme makineleri olarak hareket edebilirler ve insan hücrelerinden üretilirlerse, olumsuz bağışıklık reaksiyonlarını tetiklemeyecekleri için de insan bedeni ile biyolojik olarak uyumlu olurlar. Ancak hepsi bu kadar da değil. Bongard, “Gelecekteki çalışmalarda sinir dokusu gibi ek hücre tipleri eklemeye çalışacağız, böylece ksenobotlar düşünme yetisine sahip olacak.”diyor.



Ayrıca bakınız

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.