20.09.2018 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Devalüasyon nedir? Türkiye’de devalüasyonlar neden ve nasıl yapıldı?

Devalüasyon nedir? Türkiye’de devalüasyonlar neden ve nasıl yapıldı?

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde birçok darbe olayları, askeri müdahaleler ile yönetimlerine müdahale edilmiş günler atlattı. Dolayısıyla her darbe bir ekonomik krizi de beraberinde getirmiştir. Bazı ülke politikaları da beraberinde devalüasyon süreçlerini doğurmaktadır. Bu yazımızda Devalüasyon nedir? Türkiye tarihinde yaşanmış olan devalüasyon olayları nelerdir? Devalüasyonlardan nasıl kurtulunur? Türkiye’de yaşanmış ekonomik krizler nelerdir? sorularının yanıtlarını bulabileceksiniz.


Devalüasyon nedir? Türkiye’de devalüasyonlar neden ve ne zaman yapıldı?

Sözlük anlamı “değerdüşürümü” manasına gelen devalüasyon son dönemlerde en çok merak edilen ekonomik kavramlardan biri haline gelmiştir.  Devalüasyon, kur ayarlaması tabiri ile basite indirgenebilir ancak bu durum bir ülkenin para biriminin diğer ülkelerin para birimine oranla değersizleşmesi anlamına gelmektedir. Bu müdahale devlet tarafından ülke ekonomisine yapılır.

Ülke ekonomisindeki dış ticaret dengesinin bozulup, açık vermesinden dolayı bu yönteme başvurulur. Daha basit açıklamak gerekirse, ithalat ihracat dengesinin bozulması, yani toplam ithalatın (dış alım), toplam ihracatın (dış satım) üzerinde olması, ülke ekonomisinde dış ticaret açığı oluşturur.  Bu tip durumlarda devalüasyona başvurularak, ülkenin satın alma gücünün zayıflatılmasıyla ithalata olan talep azaltılır.

Para biriminin değeri düşürülen ülkede, ihracatın artmasıyla yabancı ülkelerden daha fazla döviz girdisi olması beklenir. Bu yöntem ile ekonomik dengenin bozulmasından dolayı oluşan açıkları kapatma imkânı doğmuş olur. Dış ülkelerde farklı sektörlerde büyük yatırım yapan tüzel veya gerçek kişiler dövizin değer kazandığı, devalüasyon yapan, ülkeye dövizlerini akıtacaklardır.

Devalüasyonun doğuracağı sonuçlar yukarıda bahsettiğimiz gibi olumlu da olmayabilir. Para biriminin değerinin düşürülmesiyle, ithal girdilerin fiyatlarının artması sonucu ülke düzeyinde maliyet enflasyonunu yükseltme ve dövizle ödenecek dış borcun artması tehlikesi ortaya çıkabilir. Devalüasyon sonrasında, iç fiyatlandırmaların sabit olması gerekir, ihraç edilecek malların stoklarının bulunması gerekir. Bu nedenlerden dolayı, ülkeler devalüasyon kararı vermeden önce, gereken ekonomik önlemleri almış olduklarından emin olmalıdır.

(Özellikle geri kalmış ülkeler) İhraç edilecek hammadde veya makinalarının ithal kaynaklı olması, iç fiyatları da etkileyecek, alım gücünü düşürecek ve devalüasyonun olumlu sonuç vermesine engel olacaktır. Bu tip ülkelerde ithal mal alım zorunluluğu, halkın ithal mala karşı büyük bir ilgisi varsa, ithalatta düşüş sağlanamaz, değer kaybeden para ile daha fazla döviz harcanacağından yine olumlu sonuç elde edilemeyecektir.


Türk Hükümeti’nin Başvurduğu Yöntem ve Sonuçları

Bu yönteme başvuran bir hükümet ekonomide başarısız olduğunu düşünerek, en son çare olarak düşünür. Hiçbir irade kendi milli parasının yabancı ülke parasının karşısında değerini kaybetmesini istemez. Ülkenin içinde bulunduğu siyasi, psikolojik, sosyo – ekonomik koşulları göz önüne alınarak, dikkatlice verilmesi gereken bir karardır. Beklenen sonuçlar her zaman doğmayabilir ve satın alma gücü zayıflayan halk darboğaza girebilir, hedeflenen kar marjına ulaşamayan şirketler kayıplar yaşamasından dolayı personel tasarrufuna gidebilir ve ülkede işsizlik yüksek orana çıkabilir. Doğuracağı sonuçlar kaos ve eylemlere yol açabilir.

Devalüasyon operasyonları dış ekonomi açığı bulunmayan hiçbir ülkede yapılmaz. Dünya genelinde farklı sebeplerden dolayı ortaya çıkan bu operasyonlara örnek ilk olarak Fransa’yı verebiliriz. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi devalüasyon nedenleri önemli olayların akabinde yaşanan krizler olabilir. 1. Dünya Savaşı sonrası Fransa’da ortaya çıkan ekonomik dengesizlikten dolayı devalüasyon kararına giden hükümet iç fiyatlarda artış olmayacağı sözünü vermesine rağmen, bir süre sonra fiyatların hızlıca yükselmesine engel olamamıştır.

Daha yakın döneme gelirsek, 2016 yılında Mısır’da ABD dolarının karaborsaya düşmesi kur açısından dengelerin ciddi anlamda bozulmasına yol açmıştı. Mısır piyasasında yurtiçi üretimin ve yatırımların kesintiye uğramasından dolayı, kendi parasını ABD doları karşısında %14 devalüe etmişti. Türkiye ekonomi tarihine baktığımızda devalüasyon operasyonuna birçok kez başvurulduğu gözükmektedir. Ancak ekonomide yer eden ve etkilerini günümüze kadar taşıyan 4 önemli devalüasyon vardır.


1946 DEVALÜASYONU

Türkiye 1943 ve 1945 yılları arasında gerçekleşen İkinci Dünya Savaşı’na katılan ülkeler arasında her ne kadar yer almamış olsa da, ekonomik açıdan dengelerin bozulmasından kaçınılamamıştır. Tarımsal faaliyetlerin yüksek olduğu, ülke ekonomisinin tarıma dayalı olduğu, bu dönemde, genç erkek nüfusunun askere alınmasından dolayı 1945 yılı tarımsal hasılatını ciddi ölçüde geriletmiş ve ekonomik krizin çıkmasına yol açmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez, 15. Hükumet olan Recep Peker hükümetinde, 7 Eylül 1946 yılında devalüasyon operasyonu yapılmış ve ABD doları 1,29 türk lirasından 2,80 liraya çıkarılmıştır.

Türk lirası %40’a yakın bir değer kaybetmiştir. Tarımsal gelirde azalma olmasına rağmen, savaş kaynaklı maden ürünlerinden elde edilen gelirin artmasından dolayı, o dönemde verilen bu kararın yerinde olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Ağır olumsuz sonuçlarla karşılaşılmasına neden olan bu operasyon sonucunda, devlet giderleri artarak bütçede açık çoğalmıştı. Türk parasında satın alma gücü düşmüş, ithalat çoğalmış ve ihracat azalmıştır. Devalüasyon yapılmasının amacına ters bir sonuçla karşılaşılmış ve döviz stoku azalarak dış ticarette açıkla karşılaşılmıştır. Alım gücü zayıflamış, hayat pahalılaşmış ve işsizlik artmıştır.


1958 DEVALÜASYONU

1946 yılı ekonomisindeki dengesizlik ve başarısız devalüasyon operasyonu sonrası 1950 ve 1960 yılları arasında ekonomik istikrar sağlanması için Adnan Menderes hükümetinde, Demokrat Partinin uyguladığı liberal politika sonucu ihracatın gerileyip ithalatın artması sonucu dış ticaret açığı büyümüş ve yine aynı sonla karşılaşılmıştır.

Yükselen enflasyon, düşen büyüme hızı ve ABD’nin parasal desteğini kısıtlaması gibi nedenlerden ötürü Türkiye’nin en kapsamlı istikrar kararı alınarak kriz dönemi aşılmaya çalışılmış ve devalüasyon operasyonu uygulanmıştır.

İhracat tıkanıklığına olumlu yönde etkileri bulunmuş olsa da ithalat ihtiyacı nedeniyle büyük darlıklar ve fiyatlarda yükselmeler olmuştur. İç piyasadaki istikrarsız tablo toparlanamamıştı. Türkiye ekonomisinin itibarı, Türk Lirasının dış piyasa sürekli değer kaybetmesiyle büyük sarsıntı yaşamıştı. %220 değer kaybı sonucu ABD doları 900 kuruştan 9 liraya çıkmıştı.


1970 DEVALÜASYONU

60 Askeri İhtilali sonrası, Adalet Partisi, Süleyman Demirel hükümeti tek başına iktidara gelmiş ve %66 oranla en ağır üçüncü devalüasyonu yapmıştır. Milli sermaye yetersizliği, ihracatta beklenen artışın ithal ihtiyacına yetişememesi, fiyatlardaki iç ve dış istikrarsızlık, ekonomik ve sosyal etkenlerden dolayı yapılan bu operasyon da bekleneni vermemiştir.

İhracatı arttırmaya yönelik faaliyetler, dış ülkelerdeki vatandaşlarımızın dövizlerini Türkiye’ye yatırması, turizmden elde dilen gelirlerin artmasının olumlu etkileri olsa da hedeflenen istikrar sağlanamamıştır. Önceki devalüasyon operasyonlarının verdiği sonuçlar gibi Türk Lirasının dış ülkelerde değerinin sürekli düşmesi, iç fiyat dengesinin sağlanamayıp sürekli yükselmesi, getirilen vergi yükleri ve yapılan zamlar fiyatların daha da artmasına sebep olmuştur. Dolar 15 lira 15 kuruş olmuştur.


1980 DEVALÜASYONU

Küresel etkide ekonomik buhran yaratan 2. Petrol Krizi Türkiye’yi de etkilemiş ve ekonomik tarihimize yer edecek 24 Ocak Kararları alınmasına neden olmuştur. Türkiye ekonomisindeki istikrarsızlık ve sürekli büyüyen dış borcun yarattığı olumsuz etkilerden kurtulmak için bu kararlar alınmıştır. %48 değer kaybına yol açan devalüasyon operasyonuyla dış ticaret açığı kapatılmaya çalışılmış, ülkeye yabancı sermaye girişi özendirilmeye çalışılmıştır. Enflasyon oranı düşürülmeye çalışılmış, döviz gelirleri ve ihracat arttırılarak dış borçların kapatılması hedeflenmiştir.

1980 yılı ABD doları 90 TL iken takip eden iki yıl içerisinde 133 lira ve 191 liraya kadar yükselmiştir. Yüksek enflasyon, temel ürünlerin yokluğundan kaynaklı karaborsaya düşen mallar, elde etmek için girilen kuyruklar, işsziliğin artması, grevlerin çoğalması gibi sosyo – ekonomik etkenlerden dolayı alınan devalüasyon kararı ne yazık ki önceki operasyonlardan farklı olmayıp, en büyük etkisini sanayi sektöründe gösterip girdilerin maliyetlerinde aşırı bir yükselmeye neden olmuştur. Oluşan açıkları kapatabilmek adına arka arkaya yapılan zamlar (beyaz eşyalarda %100 zam olmuştu) fiyatların yükselmesini etkiledi.

Türkiye ekonomisinde krizlere yol açan iç ve dış etkenler takip eden yıllarda da kesilmemiştir. 1990 yılında ABD öncülüğünde kırk civarı ülkenin oluşturduğu koalisyonun sınır komşumuz Irak’a müdahale etmesiyle ortaya çıkan Körfez Krizi ülkemizi ekonomik anlamda fazlasıyla etkilemiştir. Irak’tan ithal ettiğimiz ucuz petrol kaybı ve ihracatta düşüşe yol açmıştır.


Yaşanan Kriz ve Kara Çarşamba Denilen Kriz Sonuçları

1998 yılında dış ülkelerde yaşanan kriz, Türkiye’nin cari gelirinin düşmesine neden olmuştur. 1999 yılındaki büyük felaket Marmara Depremleri ile ülke ekonomimiz en ağır darbeyi yaşamıştır. Depremlerin yol açtığı hasarları onarmanın faturası ağır olmuş 2001 krizini tetiklemiştir.

“Kara Çarşamba” olarak kayıtlara geçen 2001 Ekonomik krizi Türkiye’nin en büyük ekonomik buhranlarından biridir. 1994 yılında Doğru Yol Partisi ile Tansu Çiller hükümetinde kamunun gelirlerinden büyük oranda fazla harcama yapılması ve hiper enflasyon ekonomik dengeleri derinden etkilemişti. Alınan sert ekonomik tedbirler, iflas eden bankalar, faizlerin ve ABD dolarının yükselmesi Türkiye’nin dış borçlanma ile IMF’yle anlaşma yoluna girmesine yol açmıştır.

ABD kaynaklı konut piyasasında yaşanan dengesizlikler birçok ülke ile birlikte Türkiye’yi de olumsuz etkilemiştir. Euro bölgesi ülkeleri ciddi anlamda etkilenmiş olup günümüzde bile hala hissedilmektedir. Türkiye ekonomisi aldığı tedbirlerle en az hasarla atlatmaya çalışmıştır.


Devalüasyon Kararının Doğuracağı Sonuçlar Nelerdir?

Devalüasyon kararı alınırken, gerçekten olası ihtimaller tüm yönleriyle değerlendirilmeli, önceki dönemlerde elde edilen başarısız sonuçlar göz önünde bulundurularak en mantıklı uygulama tercih edilmelidir.

Türkiye “kalkınmakta olan ülkeler” arasında yer aldığından, ihracat yapabilmek için ithalata muhtaçtır. Devalüasyon dönemleri dövizi olan vatandaşlara, gayrimenkul sahibi olanlara olumlu etkisi bulunsa da, dar ve orta gelirli vatandaşlar artan fiyatlar ve arka arkaya yapılan zamlar karşısında direnememekte durum daha da kötüye gitmektedir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ