20.09.2018 - Bilgi Deposu | Sanal Ansiklopedi

Kadının ömrü erkeğin ömründen neden daha fazla? Bilim ne diyor?

Kadının ömrü erkeğin ömründen neden daha fazla? Bilim ne diyor?

Dünya genelinde bir çok ülkede yapılan araştırmalarda Kadınların erkeklere göre daha uzun yaşadıkları gözlemlendi. Kadınlardaki uzun yaşam sırrı, Bilim insanlarının dikkatini çekti. Bu yazımızda Kadının ömrü erkeğin ömründen neden daha fazla? sorusunun cevabını bilimsel araştırmalar eşliğinde açıklayacağız.


Kadının ömrü erkeğin ömründen neden daha fazla? Bilim ne diyor?

Kadınlar daha yüksek stres, daha fazla kronik hastalık, daha fazla depresyon, daha fazla endişe yaşarlar ve şiddet mağduru olma ihtimalleri daha yüksektir. Kadınlar erkeklerden daha az para kazanıyor ve birçok ülkede erkeklerle aynı insan haklarına sahip değiller.

Kadınlar, karşılaştıkları toplumsal eşitsizliklere rağmen, erkeklerden daha uzun yaşarlar. Bütün ülkelerde, istisnasız durum böyle.

Erkek ve kadınlarda yaşam beklentileri ülkeye göre değişir. Bir çok ülkede kadının ömrü erkeğin ömrü karşılaştırması yapıldığında çok ciddi istatistiklere rastlandı.

Fakat çoğu ülkede erkekler daha kısa yaşıyor. Örneğin Rusya’da, kadın ve erkeklerin ortalama yaşam süresi arasındaki fark 11 yıldır (76’ya 65).

ABD’de ise 2015 yılında tam zamanlı kadın işçiler, erkeklerin 1 dolarına karşılık 80 sent kazandı; yani yüzde 20’lik bir ücret farkı var. Bununla birlikte, ABD’de kadınlar için ortalama ömür 81.2 yıl, erkeklerde 76.4’tür.

Daha fazla ücret farklılığı olan veya aşırı cinsiyet eşitsizliklerine sahip ülkelerde bile kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.

Afganistan gibi bazı ülkelerde kadın ve erkek aralarında fark çok az (kadın 62, erkek 60).

Türkiye’de yaşam beklentisi kadında 79 erkekte 75, Avustralya’da 80- 84, Estonya’da 81-73, Finlandiya’da 84-78, Japonya’da 87-80’dir.

Peki neden daha düşük sosyal konumlarına ve daha kötü sağlık koşullarına rağmen kadınlar daha
uzun yaşıyor?


Kadınların erkeklerden fazla yaşamasının nedeni biyolojik yapıları mı?

Cinsiyet, biyolojik farklılıkları gündeme getirir. Kadınların daha uzun yaşamalarını sağlayan biyolojik avantajları vardır.

Örneğin, kadınlık hormonu östrojen hormonu kadınlar için avantajdır. Bu hormon düşük yoğunluklu lipoprotein kolestrolü (veya “kötü” kolestrol olarak bildiğiniz LDL’yi) düşürür. Kardiyovasküler riski azaltan yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterolü, veya “iyi” kolestrolü artırır.

Öte yandan, erkeklik hormonu testosteron ise, kötü kolestrolün düzeyini kanda arttırır ve iyi kolestrol düzeylerini düşürür. Bu, erkekleri hipertansiyon, kalp hastalığı ve inme konularında daha fazla risk altına sokar.

Kronik hastalıklara gelince: Kadınlarda daha fazla görülür. Ancak erkekler ve kadınlar farklı kronik hastalık türlerine sahipler. Kadınlarda kronik hastalıklar daha az ölümcül, erkeklerdeki kronik hastalıklar ise daha fazla ölümcüldür.

Örneğin, kadınların daha fazla artriti var, bu kadını engelli yapabilirse bile öldürmüyor. Buna karşılık, erkekler daha çok ölümcül kronik hastalık riski altındadır.

Kalp rahatsızlığı erkeklerde kadınlardan 10 yıl daha önce başlar.

Dolayısıyla biyolojik farklılıklar, bu yaşam beklentisi farklılığında rol oynamaktadır.


Kadınların sağlık bilinci erkeklere göre daha fazla

Çalışmalar, genel olarak kadınların sağlık konusunda daha bilinçli ve fiziksel ve zihinsel belirtileri konusunda daha fazla farkındalığa sahip olduğunu gösteriyor. Bunlar, kadınların daha sağlıklı yaşamalarını sağlar. Kadınlar ayrıca, hastalık tanı süreçlerinin belirlenmesinde, doktorlarla daha iyi iletişim kurarlar.

Bir erkek olmak, her türlü tedavinin ertelenmesi anlamına gelir. Erkekler tedaviye daha az önem verir.Bu konuları topladığınızda şu tablo ortaya çıkar: erkekler için tedavi süreçlerinde daha az başarılıdır.

Erkeklik, sosyal olarak öğretilen bir yapıdır ve bu erkeklerde sağlıksız etkilere yol açar. Birçok erkek sağlıksız ve riskli davranışlarda bulunmayı, erkekliğin gereği olarak tanımlar; sağlığı geliştirici davranışları ise dişil-kadınsı olarak görürler.


Erkekler kadınlara göre riskli davranış ve sansasyon oranı daha fazla

Testosteron, yani erkeklik hormonu insanları biyolojik olarak ama aynı zamanda davranışsal olarak da risk altına sokar.

Saldırganlığı, adım adım kazalar ve cinayetlere de varır, ölüm oranlarını artırır.250’den fazla genç takip edildi ve temel olarak testesteronun gelecekteki şiddet davranışlarını arttırdığı öngörüldü.

Kadınlar sistematik olarak her tür riski aşırı ölçüde tahmin eder veya dikkate alırken, erkekler ise riskleri sürekli olarak hafife alır. Bu davranış modeli net olarak gözlemlenmiştir. Bu riski hafife almaya, bir riskli yoldan geçmek, yanardağ riski, sigara içmek veya bir terörist saldırıya uğramak gibi çeşitli örnekler verilebilir.

Yayalar arasında, erkekler dişilerden daha fazla kuralları ihlal ediyor. Sürücüler arasında, erkekler kuralları en çok çiğniyor.

Motorlu araç kazaları erkekler arasında kadınlardan çok daha yaygındır. Bu, kısmen erkeklerin daha fazla risk alma, riski küçümseme, sansasyon arayışı ve öne atılma eğilimi nedeniyle oluşur. Bu farklıklar, gerçek hayatta neredeyse her görev yaşam alanını kapsar.

Madde kullanımı erkekler arasında kadınlardan çok daha yaygındır. 2011 araştırmasına göre, erkeklerde uyuşturucu bağımlılığı kadınlara oranla 2.2 kat daha çok, bağımlı olma olasılığı 1.9 kat daha yüksek

Uyuşturucu kullanımı sorunları olanlarda erkekler, kullanım sıklığına göre, birden fazla madde kullanımı gibi riskli davranışları daha çok girerler.

Uyuşturucu kullanım sorunları olan erkekler, kadınlardan daha geç bakım istemektedir. Erkekler ayrıca uyuşturucu ve alkol etkisi altında, kadınlara göre daha sık araç kullanmaktadır. Erkekler, ilaç veya alkol etkisi altında araba kullanımında öndedir: her beş sürüşten dördünden sorumludur.


Peki neden erkekler daha çok yasadışı uyuşturucu ve alkolden kullanımı eğilimindeler?

Bu kısmen erkeklerin sansasyon arayışından, çeşitli, yeni, karmaşık, yoğun deneyimler ve duygular arama isteğinden kaynaklanır.

Erkekler için riskli davranışların kaynağında, akran baskısı, toplumsal cinsiyet rolleri ve erkeksi davranarak daha fazla kabul edilme gibi etkenler de vardır. Bunun bir kısmı testosteron seviyelerinden, önemli bir kısmı ise kısmı cinsiyet rollerini öğrenmesinden kaynaklanır.

Yüksek sansasyon arayışına ek olarak, erkeklerde daha fazla dürtüsel nitelikler vardır ve cezalar karşısında daha umursamazdır, yani ceza kabul etme eşikleri yüksektir.

Önceki araştırmalarımız gösterdi ki, erkeklik, depresyonda ve alkol kullanımında rol oynar.


Erkeklerin intihar eğilimi kadınlara göre daha fazla

Çoğu ülkede, erkeklerin intihar etmesi daha olasıdır. Örneğin Birleşik Devletler’de, erkekler kadınlardan üç kat daha fazla intihar sonucu ölür. Bunun nedeni, çoğunlukla erkeklerin intihar için ateşli silahlar gibi daha öldürücü yöntemlere başvurmasıdır.

ABD’de en intihar edenler beyaz erkeklerdir. Aslında, bu gruptaki intiharlar, orta yaşlı beyaz Amerikalı erkeklerde
ölümün artış nedenidir.

Erkekler arasında yüksek intihar oranının arkasındaki bir neden, psikiyatrik bozukluklar ve zihinsel sağlık açısından damgalanma endişesidir. Dolayısıyla erkekler stres yaşadıklarında kadınlara göre zihinsel sağlık sorunları daha yüksektir, muhtemelen duygularından bahsetmiyorlar ve tedavi aramıyorlar.

Zihinsel sağlık tedavisinden kaçınma eğilimi, erkeklik, cinsiyet normları ve erkekler içintoplumsal beklentiler ile doğrudan ilişkilidir. İşsizlik, küresel düzeyde ve ABD’de intiharınana nedenidir. İşsizlik, erkekler için intihar nedeni olarak daha büyük bir role sahip olabilir.

Dolayısıyla “insan sermayesi kaybı”, erkeklerde çok daha fazladır.

Majör depresyon, tüm intiharların yarısından fazlasında ana faktördür.

Kadınlar erkeklere kıyasla iki kat daha fazla büyük depresyon yaşarlar, ama intihar etme olasılıkları erkeklere kıyasla dörtte bir daha azdır. Bu çelişkiye getirilen bir açıklama, kadınların intiharda daha yetersiz kaldıklarıdır.

Erkek daha bağımsız ve kararlı davranır ve yardım istemez, bunu zayıflık olarak kabul eder.

Kadınlar ise karşılıklı bağımlılığı değerlendirebilir, arkadaşlarına danışır ve kolayca yardım ister.

Kadınlar kararlarını bir ilişki bağlamında düşünürler, pek çok şeyi dikkate alır ve düşüncelerini değiştirme konusunda kendilerini daha özgür hissederler. Bu, intihar kararlarını etkiler. Kadınları intihar etmekten koruyan faktörler, erkekleri savunmasız bırakan faktörlerin tam tersidir.


Cinsiyet üzerine düşündükçe

Daha aile içinde toplumsal cinsiyet rolleri ayrışır. Ailelerin davranışı, kadın ve erkeklerin gelecekleri konusunda epey belirleyici olur. Toplumsal inanç, değer yargıları, belirli bir şekilde davranmamıza neden olur.

Erkekler ve kızlar erken yaştan itibaren “erkeksi” ve “kadınsı” tanımlamalarla, sosyal normlarla karşı karşıya kalır.
Ölümlerde cinsiyet farklılıkları, toplum karakterlidir, öğrenilir-öğretilir; çoğunlukla davranışsaldır ve bu nedenle önlenebilir. Beynimizle ilgili olsa da, kalıtsal değildir.

Cinsiyet farklılıkları kurallar olarak ortaya çıkar. Birçok konuda kadınlar erkeklerden daha kötü performans gösterirken, yaşam beklentisi söz konusu olduğunda erkekler başarısızdır. Toparlarsak, bu durumun nedenleri arasında, başta sansasyon arayışını, risk alma özelliklerini, damgalanma korkusunu, erkeklik rolünü oynama baskısını, sağlığın kötü kullanımını, dışa dönük davranış eğilimini gösterebiliriz.

Bu sosyal, psikolojik ve davranışsal etkenler yüzde olarak önemli bir yer tutar. Erkekleri daha fazla kendine hakim olmaya, damgalanma korkusunu azaltmaya, profesyonel sağlık bakımına önem vermeye teşvik etmek gerekir.


Kadınlar erkeklerden niçin daha uzun yaşıyor?

Daha yüksek stres, daha fazla kronik hastalık, daha fazla depresyon, daha fazla endişe yaşamalarına ve yüksek oranda şiddete maruz kalmalarına karşın kadınlar erkeklerden daha uzun yaşar. Kısaca özetlersek;

  • Kadınların daha uzun yaşamalarını sağlayan biyolojik avantajları vardır.
  • Kadınlarda kronik hastalıklar daha az ölümcüldür.
  • Kadınlar sağlık konusunda daha bilinçlidir ve fiziksel ve zihinsel belirtileri konusunda daha fazla farkındalığa sahiptir.
  • Kadınlarda madde ve alkol bağımlılık oranı daha düşüktür.
  • Kadınlar erkekler gibi heyecan, yenideneyimler arayışında değildir; risk almayı sevmezler.
  • Kadınlar stres yaşadıklarında sıkıntılarının paylaşır ve yardım arayışına girer. Dolayısıyla intihar etme olasılıkları erkeklerden düşüktür.
  • Kadınlar duygularını daha rahat dışa vurur; sosyal damgalanma korkusu daha düşüktür.


Ayrıca Bakınız

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ